- Eren Ali Bingöl’ün Hatırlattıkları – Emre Güntekin - Ağustos 3, 2026
- Bölgesel Asgari Ücret: Sermayenin Eski Reçetesi, İşçi Sınıfına Yeni Saldırı – Demet Koca - Temmuz 30, 2026
- Spartaküs Kültür ve Sanat’tan Geleneksel Yaz Kampına Çağrı - Temmuz 29, 2026
Kitle Seferberliği; Ama Nasıl?
11 Temmuz Cumartesi günü 39. CHP’li belediyeye, Çankaya Belediyesi’ne operasyon yapıldı. Yani “Sıra Ankara’ya geldi” dediler. Öncesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcısı da değişmiş, start verilmişti.
İktidarın durmaya ne niyeti ne de bu saatten sonra imkânı var. Zamanı bile uzatmak istemiyor. Okullar açılmadan, üzerlerinden desteğini eksik etmeyen Trump ara seçimlerde yara almadan, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde güçlü gördükleri adayları tutuklayacaklar.
İktidar adım atıyor, gelecek tepkiye göre ya ilerliyor ya duruyor. 19 Mart sürecinde Ekrem İmamoğlu ile yetinmeyip İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne de kayyum atayacaklardı. Sokaktaki gençlik muhalefeti buna set çekti. Yaz boyu CHP’ye kayyum konuşuldu. Eylemler devam ettiği için beklemeye aldılar. Bugün de önce Çankaya’dan giriş yapılıyor. Devamı diğer Ankaralı belediyeler ve büyükşehir ile gelecek. İktidar cüretini, muhalefetin kitleleri mobilize edip edememesinden alıyor.
CHP cephesi bu konuda geçen yıldan bu yana direngen bir duruş korusa da kötü bir sınav verdi. Üniversitelerin kendiliğinden açığa çıkan enerjisinin dağılmasını engellemek için bir adım atamadı. Belediyelere sürekli operasyon yapılırken rutinleşen, klasik CHP kitlesinin ötesine geçemeyen mitinglerle bu muhalefet enerjisi sönümlendirildi.
Çankaya Belediyesi’nin operasyonuna karşı geçen gün eylemdeydik. Özgür Özel’in geleceği duyurusuyla kendiliğinden toplanan geniş bir kitle vardı. Sloganı bulan da atan da vatandaşın kendisiydi. Eylemleri organize eden, coşturan, şekil veren bir örgüt yok. Daha vahimi, CHP’nin bu dönemki mottosunu ifade eden bir slogan bile yok. Vatandaş, eski eylem deneyimlerinin repertuarından slogan çıkarıyor. Bütün eylemlerde vaziyet buydu. Düşünün, bir motto bile üretmemiş; tepki veren ama alternatifi örgütlemeyen bir CHP var.
Oysa asıl ihtiyaç tam da bu; ekmek ve özgürlük mücadelesini birleştirerek bir hareket yaratmak. Bugün 19 Mart’tan daha büyük bir kitle seferberliğine ihtiyaç var. Bu seferberlik için özgürlük ve demokrasi mücadelesi yetmez. Emekçi halk kan ağlıyor. Onları da iktidara karşı mücadeleye çekecek radikal sosyal taleplerle bir kampanya yürütmeye ihtiyaç var. Son bir yıldır bu yapılsaydı bugün bu noktada olmazdık. Mesele, AKP tabanını dağıtmak. En büyük meselesi Cumhurbaşkanlığı seçimleri olan bir Erdoğan’ın hâlâ yüzde 40 oyu varsa cüretkârlığı farklı olacaktır; bu destek yüzde yirmilere düşse farklı.
Bu ülkenin yoksul emekçileri, onlarca yıldır uygulanan neoliberal politikalar nedeniyle yaşam mücadelesinden başka bir dert edinemez halde. Ülkede sendika kalmamış, örgütlülük yerlerde, protesto sınırlı grupların işine dönüşmüş. Vatandaşın önemli bir kısmının yaşamında kullandığı özgürlükler, demokratik işleyiş öyle sınırlı ki; sadece bu gündem onları AKP’den koparmaya yetmiyor. Oysa asgari ücret, kredi kartı borçlarının iptali, büyükşehirlerde kira artışlarına radikal çözüm önerileri, ücretsiz eğitim-sağlık talepleri, kamuda atamaların artması isteği gibi sosyal taleplerin büyük bir karşılığı olacaktır. Elbette bunlara bir değinip geçmekten, söylemiş olmaktan bahsetmiyorum. Bu talepleri mücadelenin merkezine koyarak, “AKP iktidarı emekçiye yoksulluk, ülkeye zapturaptır” temelli bir söylemle kitle seferberliği yaratmak gerekiyor.
CHP’nin kodları, radikal sosyal taleplerle bir kitle seferberliği örgütlemeye uygun değil. Evet, CHP muhalefetin ana örgütlü gücü ve ona yönelen bütün saldırılar, bütün demokratik hakların ortadan kaldırılmasına yönelik saldırılardır. Onun için bu saldırılara karşı mücadelede sosyalistler olarak biz de varız. Ama ekmek ve hürriyet mücadelesini büyütmek için uzun soluklu bir kavgayı örgütlemek gerek. Ve bu da ancak bizlerin başarabileceği bir görev olacak. Gelin, geleceğimiz için bu kavgayı birlikte büyütelim.













