Esteban Volkov ve Sovyet Devrimi’ni Kurtarmak için Bedel Ödeyen Tüm Komünistlerin Anısına – V. U. Arslan

Esteban Volkov ve Sovyet Devrimi’ni Kurtarmak için Bedel Ödeyen Tüm Komünistlerin Anısına – V. U. Arslan

Ekim Devrimi’nin Lenin ile beraber lideri ve Kızıl Ordu’nun kurucusu Lev Troçki’nin torunu Esteban Volkov, 97 yaşında Meksika’da hayatını kaybetti. Esteban Volkov, çocuk yaşta sırasıyla annesinin, dayısının ve dedesinin öldürülmelerine katlanmak zorunda kalmıştı. Sürgünde öldürülen babasını ve anneannesini ise ancak hayal meyal hatırlayacaktır. Volkov, SSCB’de aileleri Büyük Temizlik‘te katledilen yetim bir kuşağın son temsilcilerindendi. 

Esteban Volkov, Troçki’nin kızı Zinaida ve aktif bir Bolşevik olan Platon İvanoviç Volkov‘un oğlu olarak dünyaya geldiği sıralarda (1926) Josef Stalin Sovyetler Birliği’nde iktidar tekelini almak için emin adımlarla ilerliyordu. 1928’den itibaren Bolşevik gelenekteki lider isimler, iç savaş kahramanları ve bunların yakın yoldaşları partiden atılmaya ve Sibirya’ya sürülmeye başlandı. Bu süreç 1936-39 arasında komünist parti içerisinde yüz binlerce kişinin öldürüldüğü Büyük Temizlik adı verilen politik soykırıma bağlanacak, akıl almaz boyutlara ulaşacaktır. Stalin, bu dönemde aileleri ve akrabaları da tasfiye sürecine katarak kişisel intikam ve paranoya konusunda en uç noktalara ulaşmıştır. Stalin’in en yakın adamlarından Molotov (1) bile bu süreçte eşinin toplama kampına gönderilmesini, en yakın çalışma arkadaşlarının öldürülmesini ve ölüm korkusunu yaşamak zorunda kalmıştır. Bu durumda Stalin’in en büyük hasmı olan Troçki’nin akrabaları da bu terörün baş hedeflerinden olacaktır.   

Esteban’ın babası, aynı zamanda karizmatik bir devrimci ve Troçki’nin liderliğini yaptığı Sol Muhalefet’in bir üyesi olan Platon Volkov, Sibirya’ya gönderilir ve 1936’da toplama kampında öldürülür. Aktif bir devrimci olan annesi Zinaida, önce kardeşi Nina Nevelson‘un tüberkülozdan kollarında ölmesi acısına katlandıktan sonra eşi ve babasının sürgüne gönderilmesini de göğüslemek zorundadır. Ayrıca Nina’nın çocukları olan yeğenleri (Troçki’nin torunları) Lev ve Volina da bu süreçte “kaybolacaktır”. Kardeşi Nina gibi ağır tüberküloz hastası olan Zinaida’nın Sovyetler Birliği’nden tedavi için çıkmasına ancak çocuklarından birini bir tür rehine olarak geride bırakması şartıyla 1931’de izin verildi. Esteban’ın kaderi bu noktada çizilmiş olur. Zinaida, oğlu Esteban’ı dedesi Troçki’nin yeni sürgün yeri olan İstanbul Büyükada‘ya götürmeye karar verdi. Zinaida’nın ilk evliliğinden olan kızı küçük Alexandra, babası Sachar Moglin ile kalır ama çok geçmeden Moglin de tutuklanır ve infaz edilir. Küçük Alexandra yetimhanede ve hapishanelerde bin bir eziyetle büyüyecektir.

Bu acılara katlanmakta güçlük çeken anne Zinaida’nın psikolojisi iyice bozulmuştur. Rusya’daki eşinden, çocuğundan, yeğenlerinden ve annesi Alexandra’dan (Alexandra Solkolovskaya, Troçki’nin ilk eşi) hiçbir haber alamıyor ve öldürüleceklerinden duyduğu şüphe giderek kesin bir kanıya dönüşüyordu. Psikolojik sorunlarının tedavisi için üvey kardeşi Leon Sedov‘un yanına Berlin’e taşındı.

 Berlin’deyse Naziler korkunç bir hızla iktidara yürüyor, bu durum Zinaida’nın psikolojisini daha da kötüleştiriyordu. Bu sırada Stalinist iktidar, Zineida’yı vatandaşlıktan çıkardı ve onun Rusya’ya dönmesini imkansız hale getirdi. Bütün bu çaresizlikler içerisinde Zinaida Ocak 1933’te intihar etti. Birkaç hafta sonra Naziler, Almanya’daki diktatörlüklerini ilan ettiler. Troçki’nin ikinci eşi Natalya Sedova‘dan olan oğlu Leon Sedov Almanya’dan kaçmayı son anda başardı. Annesini kaybeden Esteban Volkov daha sonra dayısı Leon Sedov ile Paris’te yeniden bir araya geldi. Ama bu beraberlik Şubat 1938’e kadar sürebildi. 4.Enternasyonal‘in kuruluş hazırlıklarında kilit roller üstlenen Leon Sedov, Stalinist istihbarat servisi GPU‘nun yakın takibi altındaydı ve sonunda onu zehirleyerek katlettiler. (Esteban’ın küçük dayısı Sergei Sedov da Sibirya’da infaz edilecektir.) Bu baskı ortamında dengesi iyice bozulan Leon Sedov’un dul eşi başlangıçta Esteban’ı yanında tutmaya çalışsa da Ağustos 1939’da Alfred Rosmer çocuğu Meksika’ya Troçki ve eşi Natalia Sedova’nın yanına götürmeyi başardı. Ama Stalinist terör Meksika‘da da suikast peşindeydi. 24 Mayıs 1940’ta, ressam Alfaro Siqueiros‘un komutasındaki bir Stalinist ajan timi, Troçki’ye suikast düzenlemek için eve baskın düzenledi. Büyükbabası gibi Esteban Volkov da yan odada bacağından vurularak hafif şekilde yaralandı. Ancak üç ay sonra, Ramon Mercader‘in başka bir suikast girişimi başarılı oldu: Leon Troçki, 21 Ağustos 1940’ta başından aldığı ağır darbelere yenik düştü. Esteban da bu dönemde dedesiyle birlikte aynı evde yaşıyordu ve dedesinin katledildiği günü hiç unutmadı. O günü daha sonra şu şekilde aktaracaktır: “Neler olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Çalışma odasına girdiğimde, Lev Davidovich’i yaralı bir şekilde yerde yatarken gördüm, ancak gardiyanlar ve diğerleri daha fazla yaklaşmamı engelledi. Dedem, “Seva’yı içeri almayın, çocuk bunu görmesin” demişti. Daha sonra erkek hemşirelerin taşıdığı sedyeyle bahçeyi son kez geçti.

Esteban Volkov, 1970’lere kadar bu evde yaşadı, üvey anneannesi Natalya Sedova’nın ölümüne kadar en yakın dostuydu. Meksika vatandaşlığını aldığında kendisine Rus adının kısa biçimi Seva’ya benzeyen Esteban adını verdi. 1989’da emekli olduğundan beri küratörlüğünü yaptığı Museo Casa de León Troçki‘yi inşa etmeye adadı. 1988’in sonunda üvey kız kardeşini Sovyetler Birliği’nde tekrar görebildi. Alexandra Moglina, Stalin’in ölümünden sonra rehabilite edilmeden önce yıllarca hapiste ve sürgünde kaldıktan sonra Mart 1989’da öldü.

Esteban Volkov dedesinin, katledilen tüm ailesinin ve Bolşevik kadroların prensiplerine ve anısına son ana kadar bağlı kaldı. Büyükbabasının tarihi hatırasının korunması ve Stalinist iftiralara karşı adının temize çıkması için hayatı boyunca büyük çaba gösterdi. Kendisiyle yapılan son röportajlardan birinde “Troçki’nin takipçilerinin insanlığın geleceğinden bir parçaya sahip olduğunu” vurguluyordu. Bizler de Lenin ve Troçki’nin bugünkü mirasçıları olarak bu kavgada yer almaktan onur duyuyoruz. Anısı mücadelemizde yaşayacak.

 

  1. Molotov Anlatıyor, Feliks Çuyev ile Röportaj, Yordam Yayınları
  2. https://www.trotskyana.net/Leon_Trotsky/Genealogy/genealogy.htm
CATEGORIES
Share This