RÖPORTAJ: Gençliğe Sunulan Hayat Çürüyor, Umut Nerede?

RÖPORTAJ: Gençliğe Sunulan Hayat Çürüyor, Umut Nerede?

Türkiye’de yaklaşık 13 milyon genç yaşıyor. Kimi eğitim görüyor kimi çalışıyor. Hayata bir yanından tutunmaya çalışan 13 milyon genç açısından yaşam kalitesi, maddi durum gibi koşullar gün geçtikçe daha kötü hale gelirken yaşama umudunu kaybeden bir kesim açığa çıkıyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verileri bu açıdan çarpıcı. Türkiye’de 20-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 33,3’ünün ne bir işe ne de bir okula kaydı bulunuyor. Üniversiteyi bitirmiş elinde diploması bulunan da, lise çağlarında okulu bırakıp iş arama derdine düşen de bu düzende kendisine bir gelecek göremiyor.  Bir Bakışta Eğitim 2020 raporuna göre Türkiye, 2019 yılı verilerine bir işe kayıtlı olmayan ya da eğitim görmeyen 30 yaş altı genç nüfus sıralamasında 35 ülke arasında birinci sırada. Verilerin çarpıcılığı Covid-19 dönemi sonrasında çok daha artacaktır.

Yıllık büyüme rakamlarıyla yapılan siyasi şovlar tarihe karışıyor. Büyüme rakamlarıyla, mega projelerle karnın doymadığını milyonlarca genç hayatın kendisinden öğrenmiş durumda.  Peki, bu atmosferde gençlik ne düşünüyor?  Görülecek dolu bir yanı kalmamış bu düzen, gençliği maddi ve psikolojik açıdan nasıl etkiliyor? Üniversiteden yeni mezun olmuş arkadaşlarımızla bu konuyu konuştuk.

Soru: Genç işsizlik seviyesi artıyor, milyonlarca genç işsiz ve geleceksiz durumda. İş bulamadığı, yaşamını geçindiremediği bir hayat gençliğe ne ifade ediyor?

Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun arkadaşımız:

Geçtiğimiz günlerde Kocaeli’nde intihar eden 18 yaşındaki emekçi kardeşimiz Furkan Celep’in arkasında bıraktığı not bu sorunun en gerçek cevabı aslında. Kısaca, yaşamaya değer değil. İşsiz genç için de bu durum böyle, iş bulabilen için de- çünkü her sektörde emek sömürüsü çok yoğun ve dolayısıyla gelir uçurumu da her geçen gün daha da derinleşiyor. İşsiz gençlik, hayata geç başlamanın ve en güzel, en hareketli yıllarını kendi elinde olmayan sebeplerden dolayı atıl ve sönük geçirmenin getirdiği ekonomik ve psikolojik sorunlarla boğuşuyor, gelecek kaygısını çok yoğun hissediyor. İş bulabilenler ise çoğunlukla sosyal haklardan mahrum ve çok düşük ücretlere çalıştırılıyor. Zaten sürekli artan hayat pahalılığı emekçi gençleri de işsizlerle aynı sorunlarla baş başa bırakıyor. Gençler ekonomik bağımsızlığını elde edemiyor, bu ise çok daha dallı budaklı sorunlara yol açıyor.

Yaşları 20-30 arasında değişen pek çok arkadaşım ve ben bu sorunları çok yoğun yaşıyoruz. Çoğumuz hala ailesiyle yaşıyor veya kendisi gibi birkaç genç daha bulup ayrı eve çıkıyor, yüksek kiralardan ve düşük ücretlerden dolayı. Yine aynı şekilde, iş bulabilenler için bile ev ya da araba sahibi olmak bu şartlarda imkânsız, evlenmek isteyenler evlenemiyor. Çoğunun daha sigorta başlangıcı bile yok veya asgariden yatıyor, emeklilik meselesi de uzun vadeli bir sorun olarak kafamızı kurcalıyor. Bu durum sosyalleşmemize de yansıyor. Ulaşması en kolay görünen tiyatro ve sinema biletleri bile ayrı bir bütçe planlaması gerektiriyor. Patronlar zenginleşmeye devam ederken emekçiler ve işsizler asıl sıkıntıları çekti. Bunların içinde de hayata henüz atılmış gençlik iyice savunmasız kaldı.

Soru: Gençlerde intihar oranlarında artış göze çarpıyor. Bunun yaşadığımız düzenin çürümüşlüğüyle nasıl bir ilgisi var? Gençliğin psikolojisi nasıl etkileniyor?

ODTÜ Yüksek Lisans öğrencisi Nirvana Arslanoğlu:

Bizler genciz. O filmlerde, kitaplarda anlatıldığı gibi hissediyoruz aslında. İçimizin kıpır kıpır hayat enerjisi ve umuduyla dolu olması gereken yaşlarımızda bizden bunun çalındığı bir durum var. Sanki sorunlar hep bireyselmiş gibi anlatılıyor. O depresyondaymış, zaten ailesiyle arası kötüymüş, sevgilisinden ayrılmış gibi bahsediliyor canına kıyan gencecik insanların ardından. Meselenin toplumsal ve iktisadi boyutlarını ele alan sözler neredeyse hiç söylenmiyor. Gençler kendi hayatlarında söz sahibi olamıyorlar. Okul okusa da okumasa da işsizlik sorunu var. Öte yandan hayat gençlerin hayallerini, zevklerini gerçekleştirme şansı tanımıyor. Ömür boyu süren bir yaşama tutunma derdinin içinde kendimizden uzaklaştığımız bir hayatı bize dayatıyor düzen. Aslında düzen çürüdükçe gençliğin de içi çürüyor. Önünde uzun yıllar olması gereken bir insanın hayatında ölüm harici hiçbir çıkış yolu bulamaması o insanın değil bu düzenin sorumluluğundadır. Ama tabii ki umudumuzu kaybetmek son yapacağımız şey. Düzen ne kadar kötü şey sunuyorsa biz de o kadar mücadele edecek alan yaratmalıyız kendimize. Bu elbette tek başımıza olmuyor. Umutsuzluğa kapılan bir gencin hayatta tutunacak bir dal bulabilmesi gerçekten zor olabiliyor. Mesele de tam olarak bu değil mi? Aslında hepimiz aynı koşullara farklı hikâyelere sahip olan gençleriz. Birbirimizle kurduğumuz dayanışmanın gücü bu gerçeklikten geliyor, düzenin bize sunduklarına karşı ortak dertlerden geliyor.  İnanıyorum ki gençliğin, yaşamın güzelliklerini tadabileceği, hayata umutla bakabileceği günleri de getireceğiz. Bunu kol kola girip yorulmadan, usanmadan çabalayarak yapacağız.

Soru: Covid-19 ile birlikte hem eğitimde hem de işte gençlerin zor durumda kaldığını görüyoruz. Yarı zamanlı işlere bel bağlayan gençler iş bulamıyor, maddi durumu yetersiz öğrenciler uzaktan eğitimden faydalanamıyor. Haliyle birçok gencin kendi kabuğuna çekildiğini ve zorlukların altında ezilmeye başladığını görüyoruz. Bu atmosferde gençliğin ne yapması gerektiğini düşünüyorsun, umutsuzluk nasıl kırılır?

ODTÜ İktisat Bölümü mezunu Resul Altınok:

Umutsuzluk mücadelenin bir parçası olmakla kırılır. Nasıl mı? Öncelikle eve kendini kapatarak, dünyadan izole şekilde bir şeylerin değişeceğine inanmak kendini kandırmaktan başka bir şey değil.  Somut taleplerle, çeşitli kampanyalarla bu insanların bir araya geldiği ve sesinin hep beraber çıktığı bir durum mutlaka elimizi güçlendirecektir. En basitinden ülke geneline yayılacak ve uzaktan eğitimde fırsat eşitliğini hedefleyen bir çalışma bile çok ses getirecektir. Gençlik sahip olduğu enerji ve dinamizmi doğru kaynaklara aktardığı sürece bu umutsuzluk ortamının da Covid-19’un da getirdiği ekonomik yükün de karşısında durabileceğine inanıyorum.

Röportaj https://www.marksistfikir.org/2020/09/26/roportaj-genclige-sunulan-hayat-curuyor-umut-nerede/ adresinden alınmıştır.

CATEGORIES
Share This