Home / Manşet / Faili Meçhul Vakalarının Sesi: Mahrang Beluç’a Müebbet Hapis Cezası

Faili Meçhul Vakalarının Sesi: Mahrang Beluç’a Müebbet Hapis Cezası

 

-Laila Safi

Mahrang Beluç, günümüz Beluç insan hakları hareketinin en önde gelen ve dünya çapında tanınan isimlerinden biri. Belucistan’da 50 yılı aşkın süredir devam eden ve özellikle 11 Eylül sonrasında hızla artan faili meçhul cinayetlere, yapısal şiddete ve bölgenin sistematik olarak ihmal edilmesine karşı kararlı kampanyalar yürütüyor. Mahrang’ın bu ödünsüz mücadelesi, bölgedeki insani dramın hem Pakistan hem de dünya kamuoyunun dikkatini çekmesini sağladı.

Ancak bu etkili mücadele, ağır bir devlet baskısıyla karşılaştı. Haziran 2026’da, 2024 yılında Gwadar kentinde düzenlenen ve bir askerin ölümüyle sonuçlanan protestolar gerekçe gösterilerek, Pakistan Terörle Mücadele Mahkemesi tarafından müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahrang Beluç, gerek duruşmalarda gerekse bağımsız açıklamalarında kendisine yöneltilen tüm suçlamaları kesin bir dille reddediyor. Hayatı boyunca hiçbir şiddet olayına karışmadığını, bu davanın tamamen siyasi olduğunu ve yürüttüğü insan hakları mücadelesini susturmak amacıyla açıldığını savunuyor.

Uluslararası insan hakları örgütleri de yargılama sürecinin adil ve ÅŸeffaf olmadığını belirterek davanın yeniden incelenmesi çaÄŸrısında bulundu. Bu hapis cezası; Beluç aktivistlerin ve uluslararası kuruluÅŸların uzun süredir dile getirdiÄŸi “faili meçhul vakalar” ve “siyasi tecrit” sorunlarını dünya gündemine yeniden taşıyor.

Kayıplarla Şekillenen Politik Hayatı

Mahrang Beluç’un aktivizmi, sadece kitabi bilgilere değil, kendi hayatında yaşadığı büyük bir acıya dayanıyor. Onun hayatındaki en büyük kırılma noktası, babasının, Abdul Ghaffar Langove’un 2009 yılında kimliği belirsiz güvenlik güçleri tarafından kaçırılması oldu. Babası kaçırıldıktan bir süre sonra, işkence görmüş cansız bedeni bulundu. Benzer şekilde erkek kardeşi de bir süre alıkonuldu ancak yükselen yoğun tepkiler üzerine daha sonra serbest bırakıldı.

Ailesinin yaşadığı bu trajediler, Mahrang’ın hayat yolculuğunu tamamen değiştirdi. O, beyaz önlüğünü giymeye hazırlanan tıp eğitimli bir doktorken; acısını bir mücadeleye dönüştürerek kayıp kişilerin akıbetini araştıran, adalet arayan çaresiz aileleri bir araya getiren tam zamanlı bir örgütçü haline geldi.

Beluç Aydınları ve Aktivistler: Sistematik Baskının Hedefi

İnsan hakları kuruluşları ve yerel muhalif gruplar, Belucistan’da faili meçhul kayıp vakalarının münferit olaylar olmadığını, aksine toplumun düşünen kesimini hedef alan sistemli bir baskı politikası olduğunu rapor ediyor. Bu raporlara göre, hiçbir yasal gerekçe gösterilmeden aniden ortadan kaybolan kişiler arasında şunlar yer alıyor:

• Öğretmenler, şairler ve aydınlar: Toplumun bilincini açık tutmaya çalışan eğitimciler ve yazarlar.

• Siyasi aktivistler: Baskıcı politikalara karşı çıkan ve protestoları organize eden liderler.

• Gazeteciler ve blog yazarları: Bölgede yaşanan hak ihlallerini dünyaya duyurmaya çalışan medya mensupları.

• Öğrenci ve gençler: Hak arama potansiyeli en yüksek olan üniversiteli kitle.

• Aktivistlerin aileleri: Devletin “sakıncalı” gördüğü kiÅŸilerin hiçbir suçu olmayan yakınları.

• Sıradan siviller: Herhangi bir siyasi faaliyeti olmasa bile korku iklimi yaratmak için rastgele seçilen vatandaşlar.

Belgelenen birçok vakada aileler, kaybolan yakınlarının hiçbir yasa dışı örgütle bağı olmadığını belirtiyor. Bu insanlar; sadece etnik kimlikleri, muhalif düşünceleri veya aktivistlerle olan insani bağları nedeniyle hedef seçiliyor.

Faili Meçhul Kayıplar: Çözülemeyen Siyasi Kriz

Kaçırılmalar ve yasa dışı gözaltılar, Beluç halkının on yıllardır çözülmesini istediği en temel ve en can yakıcı sorun olarak öne çıkıyor. Bu durum, bölgede hukukun işlemediğinin en net göstergesi kabul ediliyor.

Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Pakistan İnsan Hakları Komisyonu gibi kurumlar; Belucistan’da insanların resmi bir gözaltı kaydı olmadan ve nerede oldukları ailelerine bildirilmeden gizlice tutulduğunu belgeleyen binlerce iddiayı elinde bulunduruyor. Mağdur aileler, sevdiklerinin yaşayıp yaşamadığını bile bilmeden yıllarca büyük bir belirsizlik içinde yaşıyor.

Pakistan resmi makamları ise bu kayıp vakalarının bir devlet politikası olmadığını savunuyor ve iddiaları araştırmak için resmi komisyonlar kurulduğunu ileri sürüyor. Ancak muhalifler ve bağımsız hukukçular, bu komisyonların yetersiz kaldığını ve binlerce vakayı çözmekte etkisiz bırakıldığını belirtiyor.

Kolektif Protestonun DoÄŸuÅŸu ve Halk Hareketleri

Baskıların ve adaletsizliğin tahammül sınırlarını aşması, Belucistan’da dağınık halde adalet arayan aileleri bir araya getirerek örgütlü bir halk hareketine dönüştürdü.

Mahrang Beluç, bu ailelerin birleşmesiyle kurulan ve zamanla geniş bir sivil haklar hareketine evrilen Beluç Yekjehti Komitesi (BYC)’nin kurucularından ve en önemli liderlerinden biri oldu.

BYC; uzun yürüyüşler, oturma eylemleri ve kitlesel protestolar düzenleyen barışçıl bir sivil direniş dalgası yarattı. Bu hareketin en dikkat çekici yönü ise, protestoların en ön safında kayıp yakınları olan kadınların ve annelerin yer almasıdır.

Beluç Yekjehti Komitesi’nin (BYC) Temel Talepleri:

• Doğru Bilgi Verilmesi: Kaçırılan tüm insanların nerede olduğunun derhal açıklanması ve ailelerine bilgi verilmesi.

• Yasal Hesap Sorulması: Yasa dışı gözaltı, işkence ve cinayetlerin bağımsız mahkemelerce soruşturulması ve sorumluların cezalandırılması.

• Adil Yargılanma: Tutuklu bulunan kişilerin gizli zindanlardan çıkarılarak ya serbest bırakılması ya da açık mahkemelerde hakim karşısına çıkarılması.

• Barışçıl Protesto Hakkı: Anayasal bir hak olan barışçıl toplanma ve gösteri yapma özgürlüğünün engellenmemesi.

• Ekonomik ve Siyasi Haklar: Beluç halkının kendi topraklarındaki haklarının tanınması ve eyaletin zenginliklerinin yerel halk için kullanılması.

Yapısal Dışlanma ve Ekonomik Haksızlıklar

Belucistan; doğal gaz, altın ve bakır gibi madenler açısından Pakistan’ın en zengin eyaleti olmasına rağmen, bu kaynaklardan elde edilen gelirler yerel halkın yaşam standartlarına yansımıyor. Aktivistler; bölge halkının nitelikli sağlık hizmetlerine erişemediğini, eğitim altyapısının yetersiz olduğunu, temiz su ve elektrik gibi en temel ihtiyaçların bile karşılanmadığını vurguluyor. Bu ekonomik dışlanmaya, Beluç dilinin ve kültürünün eğitim ile kamu yönetiminde desteklenmemesinden kaynaklanan kültürel bir ayrımcılık da eşlik ediyor.

Belucistan’daki kriz, yalnızca insan hakları ihlalleriyle sınırlı değil; sorunun temelinde bölgenin yapısal olarak ihmal edilmesi ve ekonomik olarak dışlanması yatıyor. Tarihsel deneyimler, Pakistan gibi az gelişmiş ülkelerde ezilen ulusların kendi kaderini tayin etme hakkı, toprak reformu ve feodal kalıntıların tasfiyesi gibi demokratik görevlerin burjuvazi tarafından çözülemediğini gösteriyor. Pakistan egemen sınıfı, Beluç halkının en temel haklarını bile tanıyamayacak kadar emperyalizme ve kapitalist çıkarlara bağlı bir yapıda bulunuyor. Bu nedenle Pakistan burjuvazisi, ulusal birliği demokratik yollarla değil, ancak askeri güç ve baskı politikalarıyla korumaya çalışıyor. Bu durum çelişkili bir tablo ortaya çıkarıyor: Pakistan devleti, bir yandan nükleer güce sahip askeri bir güç konumundayken, diğer yandan eğitim, sağlık ve altyapı gibi en temel insani ihtiyaçları bile karşılayamayan çökmüş bir enkazdır.

Gwadar Protestosu: Krizin Tırmanması ve Kırılma Noktası

2024 yılında stratejik liman kenti Gwadar’da başlayan büyük protestolar, kaçırılan yakınlarının serbest bırakılmasını isteyen ailelerin ve BYC üyelerinin bir araya gelmesiyle fitillendi. İlk başta son derece barışçıl bir oturma eylemi olarak başlayan gösterilerde halk; kaçırılmaların son bulmasını ve yasal haklarının korunmasını talep etti.

Ancak protestoya katılım on binleri bulunca, güvenlik güçleri kalabalığı güç kullanarak dağıtmaya çalıştı ve bu durum gerilimi tırmandırdı. Sokaklarda yaşanan olaylar sırasında en az bir paramiliter asker hayatını kaybetti, yüzlerce protestocu ve sivil ise yaralandı. Aktivistler, güvenlik güçlerinin ateş açması sonucu en az dört sivilin öldüğünü iddia etse de kesin rakamlar sansür nedeniyle tam olarak teyit edilemedi.

Bu olayların ardından bölgede büyük bir baskı süreci başladı ve binlerce insan gözaltına alındı.

Mahrang Beluç’a verilen müebbet hapis cezası, devletin Gwadar’daki bu olayların faturasını hareketin liderine kesme hamlesi olarak yorumlanıyor.

BYC ve Kadınların Öncülük Ettiği Sivil Direniş

Bugün Beluç Yekjehti Komitesi (BYC), modern dünyadaki en dikkat çekici sivil direniş hareketlerinden biri olarak kabul ediliyor. Özellikle kaçırılmalara dikkat çekmek için kilometrelerce yol yürüyen insanların katıldığı “Beluç Uzun Yürüyüşü” ile adını dünyaya duyurdu.

Bu hareketin en özel yönü ise kadınların üstlendiÄŸi liderlik rolü. Geleneksel ve muhafazakar bir toplum yapısına sahip olan Belucistan’da, kadınların meydanlara çıkması, yürüyüşleri yönetmesi ve haklarını savunması, harekete çok güçlü bir toplumsal ve ahlaki meÅŸruiyet kazandırıyor.

Çözüm: Sınıfsal Temelde Ortak Bölgesel Mücadele

Beluç halkının kurtuluşu, yerel burjuvazinin ya da geleneksel aşiret liderlerinin (sardarlar) rehberliğinde değil; demokratik görevleri sosyalist bir dönüşümle birleştirecek olan işçi, emekçi ve gençlik önderliğinde yatıyor. Pakistan devleti, IMF borçlarını ödemek ve egemen sınıfların kârını güvenceye almak için bir yandan Beluç halkı üzerindeki baskıyı artırırken, diğer yandan kendi fabrikalarındaki işçileri ağır sömürü koşullarına mahkûm ediyor. Bu durum, Beluç köylüsü ve işçisi ile Karaçi’deki bir tekstil işçisinin ya da Lahore’deki bir inşaat işçisinin ortak bir düşmana karşı durduğunu gösteriyor: Pakistan sermaye devleti ve onun arkasındaki emperyalist güçler. Bu nedenle Beluç ulusal hareketinin, Pakistan içindeki diğer ezilen topluluklarla; özellikle Peştunların hak mücadelesini yürüten PTM (Peştun Tahaffuz Hareketi), Sind halkı ve ezilen dinsel azınlıklarla ortak bir cephe kurması önem taşıyor. Ancak bu birleşmenin harcı etnik ittifaklar veya dar bir milliyetçilik değil, tüm ezilen kesimleri kapsayacak anti-emperyalist ve anti-kapitalist bir sınıf programı olmalıdır.

 

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir