- Sömürü Cehenneminden Yansıyanlar: İş Cinayetleri ve Çocuk İşçilik - Haziran 16, 2026
- Taliban’ın Giderek Derinleşen Tiranlığı ve Afganistan’da Büyüyen İnsani Kriz - Haziran 15, 2026
- Romina del Pla : “Latin Amerika genelinde daha derin sınıfsal çatışmaların yaşanacağı bir döneme giriyoruz” - Haziran 15, 2026
2026 yılının geride bıraktığımız 5 ayında en az 835 işçi hayatını kaybetti!
Son 13 yılda en az 862 çocuk işçi hayatını kaybetti!
Neredeyse hemen her gün bir iş cinayeti haberi duyuyor, hatta bazen o kurban eşimiz dostumuz, kapı komşumuz, kardeşimiz ya da bizzat biz oluyoruz.
İSİG Meclisi, birkaç gün önce yeni bir iş cinayeti raporu yayımladı. Mayıs ayı içerisinde gerçekleşen işçi ve çocuk işçi ölümlerine yer verilen bu raporda gördüğümüz tablo sık sık duyduğumuz gibi önlenebilir sebeplere rağmen işçi ölümlerinin istikrarlı bir şekilde sürüyor olduğu!
Tarım/orman iş kolunda çalışan işçilerin neredeyse tamamı kayıtsız çalıştırılıyor.
Birçok şehirde şantiye alanları inşaat işçileri için bir mezbahaya dönmüş durumda.
İşyerlerinde çalışanların sistematik olarak maruz kaldığı mobbing ise önemi azımsanmayacak düzeyde artıyor, psikolojik tahribata sebep oluyor, üstelik sonu bazen intihara varıyor.
Dayatılan insanlık dışı koşullarda işçinin sigorta girişinin yapılması bile lütuf sayılıyor.
Yani aslında birçok iş kolunda ölüm sebepleri önlenebilir olmasına rağmen bu sistem kendi saltanatını bizim ölülerimizin üzerinde var etmek konusunda oldukça inatçı.
Çocuk İşçiliği ve MESEM
Yoksulluğun şiddetli bir şekilde arttığı, ülkede çalışan emekçilerin büyük bir çoğunluğunun açlık sınırının altında ücretler aldığı ve eve giren tek maaşla bir kiranın dahi ödenemediği darboğaz yılları çocuk işçiliğin önünü oldukça açmış ve çocukları okullarından, sınıflarından uzaklaştırmıştır. Üstelik iktidar bu konuda da bir iyileştirme yoluna gitmektense çocuk işçiliğini bir eğitim modeline dönüştürmeyi tercih etmiştir. 2016 yılında örgün eğitim kapsamına alınan MESEM’lerin, 2021 yılında stajyer ve çırak ücretlerinin patronların sorumluluğundan alınıp İşsizlik Sigortası Fonuna bağlamasının ardından MESEM’lerde kitlesel bir artış yaşandı. Haftanın 1 gününü okulda, 4 gününü staj denilerek işyerlerinde geçiren çocuklar nitelikli eğitim görmeyi bir kenara bırakalım eğitimin tamamen dışında kalarak en net manasıyla işçileştirildi. Bu çocuklara asgari ücretin üçte biri de maaş olarak layık görülünce patronlar için müthiş bir ucuz iş gücü kaynağı doğmuş oldu.
Elbette devlet eliyle yaratılan bir ucuz iş gücü.

Mayıs Ayında En Az 212 İş Cinayeti
Patronların ekmeğine yağ çalmak denince akla gelen ilk şeylerden biri sendikasız olmak olsa gerek…
Mayıs ayı raporuna göre iş cinayetine kurban giden emekçilerin %95’i sendikasız yani 212 işçiden 192’si. Sendikalaşmanın önünün tıkanması, işçilerin türlü palavralarla gözünün korkutulması ve dahası işçilerin önüne sürülen sarı sendikalarla işçinin hakkı yerine işverenin rızasının kollanması yıllar yılı süren emek mücadelesine en sert darbeyi vurmaya devam ediyor. İşçi sınıfının örgütsüzlüğü kazanılmış haklarımızın teker teker elimizden alındığını gösteriyorsa eğer bugünün en acil görevi de örgütsüzlüğümüzden cesaret alanlara karşı sınıf birliğinin ve dayanışmasının sağlanması ve omuz omuza mücadelenin büyütülmesidir.
Bir diğer husussa raporda işçi bayramında 10 işçinin öldüğüne yer verilmesi…
Mesailerimize ara verdiğimiz ya da büyükçe meydanlarda coşkuyla marşlar söylediğimiz 1 Mayıs’ın anlamı sadece bununla sınırlı değil elbette. Emek mücadelesinin rotası bizi 1 Mayıs’a götüren günlerde emekçi halkın somut talepleriyle sokak sokak, mahalle mahalle ses yükseltmek ve merkezine hiçbir gün söz hakkı tanınmayan işçi sınıfını almak zorunda. İşçi sınıfının zinciri kırıp akın akın atölyelerden, fabrikalardan, marketlerden ve daha nice çalışma sahasından meydanlara döküldüğü gün 1 Mayıs İşçi Bayramı olarak kutlanmış olacaktır.
Mayıs Ayı İş Cinayetlerinin İşkollarına ve İş Cinayetlerinin Nedenlerine Göre Dağılımı:
Tarım, Orman işkolunda 48 emekçi (16 işçi ve 32 çiftçi); İnşaat, Yol işkolunda 38 işçi; Taşımacılık işkolunda 33 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 16 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 11 işçi; Metal işkolunda 10 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 10 işçi; Enerji işkolunda 7 işçi; Ağaç, Kağıt işkolunda 6 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 5 işçi; Madencilik işkolunda 5 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 5 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 4 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 4 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 3 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; İletişim işkolunda 1 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 4 işçi hayatını kaybetti…
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 51 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 37 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 34 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 30 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 11 işçi; İntihar nedeniyle 9 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 8 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 6 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 6 işçi; Şiddet nedeniyle 6 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 13 işçi hayatını kaybetti…

Göçmenler, kadınlar, emekliler, çocuklar… Yoksullaşma şiddetlendikçe ırk, cinsiyet ya da yaş fark etmeksizin işçi sınıfının aleyhine koşullar perçinlenmeye devam ediyor. Kot kumlama 2009 yılından beri yasak olmasına rağmen hala uygulanıyor ve silikozisten işçiler can veriyor. 28 Mayıs’ta elleri arkadan bağlı bir şekilde çalıştığı kafenin deposunda asılı halde bulunan Hanaa Ebu Zeyneb’e ne olduğu aydınlatılmış değil…
İş cinayetine kurban giden her bir emekçiyi saygıyla anıyor ama ötesine taşıyarak işçi sınıfının örgütlü mücadelesinin mecburiyetini yineliyoruz çünkü işçi sınıfının kurtuluşu mutlaka kendi eseri olacaktır.
Bu yazıdaki veriler İSİG Meclisinin mayıs ayı iş cinayetleri raporundan alınmıştır. Detaylar için: isigmeclisi.org
Berfin Özgür Güneş













