SEP: “AKP Siyasi Tutsaklara Ölümü Reva Görüyor – Acil Taleplerimiz”

SEP: “AKP Siyasi Tutsaklara Ölümü Reva Görüyor – Acil Taleplerimiz”

Sosyalist Emekçiler Partisi, AKP’nin meclise getirdiği İnfaz Yasası Değişikliği’ne ilişkin bir açıklama yayımladı. Açıklamada AKP’nin “önlemlerinin” yetersizliğinin yanı sıra, ceza yargılamalarında cinsel istismar, çete-mafya, iş cinayetleri gibi suçların sorumlularının korunduğu ancak siyasi tutsakların yeni infaz yasası değişiklikleriyle bir kez daha hukuksuzluğa ve koronavirüs salgını dikkate alındığında ölüme mahkum edildiği vurgulandı.

Açıklamanın tamamı şöyle:

AKP ve MHP’nin salgından evvel tartışmaya başladığı, Covid-19 salgınıyla beraber fırsatçı bir şekilde gündeme getirdikleri infaz yasasındaki değişikliklerin yakın zamanda meclis genel kurulundan geçmesi bekleniyor.

Cezaevleri AKP iktidarınca, daha önce benzerlerinin defalarca yaptığı gibi, klasik (burjuva) anlamıyla bir cezalandırma aracı olmaktan çok politik baskı aracı olarak kullanılageliyor. Yürürlükteki ceza hukukunun temel ilkeleri sayılan suçta-cezada kanunilik, belirlilik, kanun önünde eşitlik, temel hak ve hürriyetler ile bunların dokunulmazlığı gibi hususlar çoktandır buharlaşmış durumda. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda bir “tedbir” olarak anılan “tutuklama” uygulamasının artık kendi başına bir cezalandırma yöntemine dönüştüğü kimse için sır değil.

Bu tabloda AKP ve dümen ortağı MHP tarafından meclise getirilen İnfaz Yasası Değişikliği’nin de yıllardır hüküm süren diktatörlük anlayışının bir sonucu olarak şekillendi. Önce pakette neler olduğuna bakalım:

  • Hükümlülerin koşullu salıverilmesi için gereken cezaevinde infaz süresi 2/3’ten 1/2’ye indirildi. Uyuşturucu ticareti, cinsel istismar, kasten öldürme ve “terör” suçları kapsam dışı bırakıldı.
  • Yine aynı istisnalar mevcut olacak şekilde denetimli serbestlikten yararlanarak tahliye olma süresi 30 Mart öncesinde işlenen suçlar için 3 yıla çıkartıldı.
  • 0-6 yaş arasında çocuğu bulunan kadınlar ile 65 yaş üzerindeki hükümlüler için denetimli serbestlik süresi 4 yıl olarak belirlendi. Hayatlarını cezaevinde yalnız başına sürdüremeyecek 65 yaş üzeri hükümlülerin denetimli serbestlikten yararlanacağı hükmü de mevcut.
  • Konutta infaz düzenlemesi kadın, çocuk, yaşlı ve hasta hükümlüler lehine esnetildi.
  • Açık cezaevinde kalan ya da kalma hakkı kazanan hükümlülerin 31 Mayıs’a kadar izinli sayılmaları ve bu sürenin Adalet Bakanlığı tarafından uzatılabileceği öngörüldü.

Yeni düzenlemenin en büyük kazığı “terör” suçları kapsamında siyasi hükümlülere attığı apaçık ortada. “Terör suçları” ifadesiyle aslında siyasi temelli suçların tümüyle kapsam dışı bırakıldığı görülüyor.

En başta Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinde düzenlenen “terör örgütü propagandası” suçunun AKP iktidarı tarafından siyasetçilerin, basının, sosyalistlerin ve her türlü muhalifin eleştirel düşünce açıklamalarını baskılamak üzere bir özgürlük giyotini olarak kullanıldığı ortada.

Öte yandan çete-mafya gibi oluşumların, cinsel istismar suçlularının, kadın yönelik şiddet suçlularının, Soma’da en rezil haliyle tanık olduğumuz gibi iş cinayeti suçlularının vb. yargılanma ve cezalandırılma süreçleri, bir bütün olarak ceza hukuku tarafından korundukları, aklandıkları ve en iyi durumda mümkün olan en düşük cezalarla kurtarıldıkları ortada. Son yasal düzenlemeyle birlikte toplumsal ağırlığı yüksek olan suçlardan ceza alanların salıverilmesi sağlanacakken, sadece muhalif düşüncelerini açıkladığı için cezaevlerinde bulunan on binlerce insan adeta salgına ve belki de ölüme mahkûm edilmiş olacak.

Hal böyle olunca, özellikle Covid-19 salgınının cezaevlerine sıçramasının yaratacağı devasa risk karşısında, meclise getirilen düzenlemenin yeterli olmaktan çok uzak olduğu ortada. Cezaevlerinde olası salgın distopyalarının işlemeye başlamasını engellemek istiyorsak atılması gereken acil ve gerçekçi adımların başta gelenleri şu şekilde olmalıdır:

  • Virüsün 65 yaş üzerindeki ve kronik hastalığı olanlardaki öldürücülük oranları dikkate alınarak derhal bu kapsamdaki bütün tutuklu ve hükümlülerin, gerekli durumlarda denetim hükümlerine başvurularak, tahliye edilmesi gerekmektedir.
  • Tutuklamanın kendi başına bir tedbir değil cezalandırma aracı olarak kullanılmasına son verilmeli, tutuklular yine gereken durumlarda farklı tedbirler uygulanarak tahliye edilmelidir.
  • Siyasi faaliyetleri nedeniyle tutuklanan-hüküm giyen siyasetçiler, basın mensupları ve eleştirel açıklamaları ya da düşünceleri nedeniyle cezaevinde bulunan bütün siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır.
  • Cumhurbaşkanına hakaret, terör örgütü propagandası gibi muhalefeti susturmaya yönelik bütün soruşturma ve kovuşturmaları sonlandırılmalı, bu suçlardan tutuklu ya da hükümlü olanlar serbest bırakılmalıdır.

İnfaz yasası değişikliğini, güya salgın riskine karşı adım atıyormuş gibi görünerek devreye sokmaya çalışan AKP iktidarı adeta siyasi-muhalif tutsakların salgınla karşı karşıya kalmasını arzu ediyor. Emekçi halkımız görmelidir ki bu düzenlemenin Erdoğan’ın 18 Mart’ta açıkladığı “Ekonomik İstikrar Kalkanı” paketinden farklı bir mantığı bulunmuyor.

AKP’nin Ekonomik İstikrar Kalkanı, emekçileri açlığa ve vurdumduymazlığa mahkûm ediyordu.

AKP’nin İnfaz Yasası Değişikliği de emek ve özgürlük düşmanı rejime muhalif kim varsa “ister salgına uğrasın ister ölsün, umurumuzda değil, bizim korumak istediklerimiz başka” anlayışını yansıtıyor.

Patronların salgın fırsatçılığına, hükümetin emekçilere yönelik vurdumduymazlığına karşı nasıl mücadele etmemiz gerekiyorsa, cezaevlerinin muhalefeti baskılama aracı olarak korunmasına karşı da mücadele etmek zorundayız.

CATEGORIES
TAGS
Share This