Irak'ta İsyan Çapraz Ateş Altında- Derya Koca

Irak'ta İsyan Çapraz Ateş Altında- Derya Koca

_109933113_a2fe1b67-e7c0-49d8-9dcb-1a60cd3338a9
Belki dünyanın kulakları sağır ama Irak’ta halk, iki aydır sert bir mücadele veriyor. Şii çoğunluğun, Şii iktidar eliyle mezhepçilik üzerine kurduğu siyasetle bu zamana kadar yönetilebildiği zamanların sonuna gelindi. Irak’ta ilk kez etnik ve mezhepsel değil, sınıfsal temel üzerinden yükselen bir isyan sokaklarda kol geziyor. 1 Ekim’de sokaklara çıkan, ezici çoğunluğu 30 yaş altı genç nüfustan oluşan Iraklılar ABD işgalinin yıktığı, IŞİD gibi katliamcı çetelerin doğduğu, İran’ın at koşturduğu atmosferden artık bıktı. İran’ın Şii nüfus üzerinde, Şii iktidar eliyle kurduğu hegemonya da ABD’nin Irak üzerindeki çıkarları da Irak halkını ‘artık yeter’ deme noktasına getirdi.
Altyapı ve kamusal hizmetlerin olmadığı, genç işsizlik oranının yüzde 16,56 olduğu, yoksulluğun giderek tırmandığı Irak’ta yeni kuşaklar artık başka bir hayat istiyor. Sistem öylesini çürümüş ki, dünyanın sayılı petrol rezevlerine sahipsiniz ama iş bulmak ve herhangi bir kamusal haktan faydalanmak için rüşvet ödemek zorundasınız. Elektrik ve su gibi en temel hizmetler işlemiyor. Petrol zengini ülkede tüm zenginlik, çürümüş rejimin tepesindeki ortakların cebine akıyor. Petrol ve nüfuz için milyonları öldürerek savaşlar çıkaranlar elbette halkın gözünün yaşına  da bakmıyor. Eylemlerde çok kan döküldü, dökülmeye devam ediyor.
Elbette Batı’dan birkaç göstermelik İran’ı suçlayan ve hükümete şiddeti durdurma çağrı yapan açıklamalar dışında bir ses yok. Irak’ı bu hale getirenlerin göstermelik bu adımları ancak Irak halkının daha fazla öfkelenmesine neden olabilir.
iraq-protest-1185151935

İran Destekli Katliam

Irak’ta eylemlerin başladığı 1 Ekim tarihinden bu yana 400’den fazla kişi öldürüldü, 1500 kişi yaralandı. 29 Kasım günü ise Irak’ta, eylemlerin başladığı günden bu yana en kanlı gün yaşandı. Bir günde en az 40 kişi katledildi. Aynı gün, İran  konsolosluk binaları ateşe verilmiş, çatışmalar şiddetlenmişti. İran’daki eylemlerde yüzlerce insanı katleden Molla rejimi,  Irak’taki  eylemlerin bastırılmasında da rol oynuyor. İran’ın, eylemcilerin katledilmesinde bizzat rol aldığı düşünülüyor. 2003 ABD işgalinden sonra Irak’ta hayatı darmadağın olan halkın ABD düşmanlığına, İran emperyalizmine yönelik nefret de eşlik ediyor çünkü işgal öncesi Saddam üzerinde güçlü olan İran etkisi bugün de siyasal sistem ve Şii nüfuzu üzerinden sürüyor. Bu bakımdan Irak halkının isyanının karakteri  her iki emperyalist rakip açısından da risk oluşturuyor.
Eylemlerin ilk gününden bu yana halkın hedefinde İran’la sembolleşen binalar ve  ABD işgaliyle sembolleşen yüksek güvenlikli Yeşil Bölge var. Yeşil Bölge, Irak’ta tiranlık, çürüme, işgal adına tüm sembolleri barındırıyor: Saddam’a ait eski sarayları, ABD elçiliği, Cumhurbaşkanlığı sarayı, ABD işgal güçleri burada konuşlanıyor. Yeşil Bölge’ye yürüyen halka çok kez ateş açıldı ve burası tam anlamıyla bir kale gibi korunuyor.

Halk Geri Adım Atmıyor

Tahrir Meydanı'nda bulunan bu boş bina, keskin nişancılar tarafından katliam için kullanıldıktan sonra halk tarafından ele geçirildi. Ve eylemcilerin işgal ettiği bir karargaha dönüştürüldü.

Tahrir Meydanı’nda bulunan bu boş bina, keskin nişancılar tarafından katliam için kullanıldıktan sonra halk tarafından ele geçirildi. Eylemcilerin karargahına dönüştürüldü.


Halkın geri çekilmemesinin ardından Irak başbakanı, 9 Ekim’de kabinenin değiştirileceği sözü vermiş ve işsizliğe karşı reformlara gidileceği söylemişti ancak sitemin meşruiyeti çoktan sorgulamakta olan halk için bu vaatler hiçbir şey ifade etmiyor. Eylemlerin şiddeti, kitleselliği daha da artarak devam edince 29 Kasım’dan sonra, iktidarın tüm meşruiyetini tüketmemesi için Irak’ın en yüksek Şii otoritesi olan Ayetullah Ali Sistani devreye sokuldu. Olağanüstü koşullar dışında kamuoyu önüne çıkmayan 89 yaşındaki ruhani liderin devreye sokulmasıyla Şii çoğunluğun üzerinde manevi bir otorite kurmak için harekete geçildi. Sistani, tiranlık ve şiddete karşı olduğunu ifade etti. Eylemcilerin öldürülmemesi çağrısı yaptı. Eylemcilere de ‘her türlü şiddetten uzak durması’ telkininde bulundu.
İkiyüzlü Sistani’nin bu hamlesinin ardından, beklendiği üzere Irak başbakanı Adel Abdul Mehdi, istifasını sundu. İstifasını vereceğini açıkladığı konuşmasında da şunları kaydetti: ” Bu çağrıya cevaben, mümkün olan en kısa süre içinde, var olan hükümetin liderliğinden istifa talebimi kabul etmesi için meclise sunacağım. ” Yani başbakan eylemcilerin değil, Sistani’nin otoritesine uyduğunu işaret ederek eylemcilere, bu liderliklerin otoritesine bel bağlaması bir mesaj vermiş oldu. Fakat ne eylemci halkın taleplerinde ne de sokağın gücünde bir gerileme görüldü.
29 Kasım’daki katliam ilk değildi. Eylemlerin ilk gününden beri İran destekli milis güçler keskin nişancı ateşleriyle insan öldürüyor. İran destekli olduğu iddia edilen güçlerin Irak’ta halka sniperlarla ateş açtığı görüntüler sosyal medyada paylaşılmaya devam ederken Mehdi’nin istifası olsa olsa düzenin kontrolünü tamamen kaybetmemek için yapılan bir taktik. Üstelik, sniperlarla yapılan saldırıları Mehdi, resmi olarak kabul etti ancak kim tarafından yapıldığının bilinmediği iddia edildi. Eski İran destekli milis güçlerinin kimi unsurları şu an Irak meclisinde vekil olarak yer alıyor. Şii siyasi nüfuz, siyasal sistemde görülebiliyor. Bu nedenle ordunun ve polisin de gayrı resmi yollardan bu katliamlarda rol aldığını düşünmemek için hiçbir sebep bulunmuyor.  Ekim aynın başında bu keskin nişancılar ilk kez ortaya çıkıp Tahrir Meydanında katliam yaptığında görgü tanıklarının anlattıklarına göre, keskin nişancılar farklı noktalardan ateş açmış ve telsizle iletişim sağlamışlardı. Profesyonel işi bu katliamlar işler kızıştığında devreye sokuluyor.
Safa al Saray, Irak eylemlerinin sembolleşmiş isimlerinde. Saray, işsiz bir mühendis, şair ve aktivist bir liderdi. Sokakta başına hedef alınan biber gazı kapsülü ile öldürüldü. Irak'ın pek çok noktasında anısına yapılan resimler bulunuyor.

Safa al Saray, Irak eylemlerinin sembolleşmiş isimlerinde. Saray, işsiz bir mühendis, şair ve aktivist bir liderdi. Sokakta başına hedef alınan biber gazı kapsülü ile öldürüldü. Irak’ın pek çok noktasında anısına yapılan resimler bulunuyor.

ABD Rolü

Dünyanın en büyük ikinci petrol üreticisi Irak, kendi halkını doyuramıyor. Çünkü ülkenin kaynakları ve siyaseti tam anlamıyla paylaşılmış durumda. Ülkenin bu noktaya gelmesindeki en büyük pay ABD’ye ait. Bağdat’tan Basra’ya yayılan eylemler başladığında Irak hükümetinin yaptığı ilk işlerden biri, petrol bölgelerinde güvenliği arttırmak oldu. Yine en büyük kayıplar Yeşil Bölge’ye yürüyen eylemcilerin düzenlediği eylemlerde verildi. ABD otoritesi ve çıkarları karşısında Irak halkının kanı oluk oluk dökülüyor.
ABD emperyalizmi,  tam anlamıyla Irak’ın tepesine çöreklenmiş bir güç. Bunu kolay kolay bırakmayacağı da ortada. Ortadoğu’da İran nüfuzunu kırmaya çalışan ABD, ellerini ovuşturarak Ortadoğu halklarının İran’a karşı ayaklanmasını izliyor. Irak’ta, İran’da ve Lübnan’da gerçekleşen halk ayaklanmalarında İran devletine yönelik öfke çok bariz bir biçimde görülebiliyor. Ancak Irak halkı, 1 milyonun öldüğü ABD işgalinin acılarını hala çok derin yaşadığından, ABD emperyalizminden ölesiye nefret ediyor. Elleri kanlı ABD emperyalizmi İran’da mollaların yaptığı katliamları kınayıp İran halkının yanında olduğunu ifade etse de Irak halkının eylemlerine destek çağrısı yapamıyor. Bir an önce halkın evine dönmesi  ve iktidarın kontrolü yeniden eline alması için can atıyor. Bunun için her türlü kanlı emrin arkasında durduğuna da şüphe yok.
Irak halkının anti-emperyalist öfkesinin başındaki ABD, son derece temkinli hareket ediyor. Şimşekleri İran’ın üzerine çekerek ellerini temizlemeye, Irak halkının haklı isyanını kendi emperyalist çıkarları için argüman olarak kullanmaya çalışıyor. Yine de bu, korkusuzca Yeşil Bölge’ye yürüyen Irak halkı için anlamsız bir çaba. Ve bu eylemlerde yükseltilen taleplerin temelinde 2003 işgali kurulan siyasal rejimin kökten değişmesi var. Yani Irak halkını medya makyajı ile ikna etmelerinin imkanı yok.
4 Aralık, Bağdat’taki eylemden görüntüler:

Hem ABD’nin hem de İran’ın müttefiki olan Bağdat’ta halk için işler çok kolay görünmüyor. Başkentin tam ortasında konuşlanmış binlerce işgalci ABD askeri bir yanda, İran destekli Şii milis güçler diğer yanda. Irak halkı, iki büyük düşmanının çapraz ateşi altında kahramanca dövüşmeye devam ediyor.
Birkaç sene öncesine kadar işgalciler, selefi katiller ve katliamlar dışında Irak’ın adı gündemimize gelmezken halk şu an tarih yazıyor. İşgalciler, işbirlikçiler, mezhepçiler, kapitalistler acımadan insanları katlediyor! Irak halkının direngenliği ise bize, tarihi değiştirmek için kitlelerin kendi gücüne dayanmaktan başka bir yol olmadığını tekrar tekrar gösteriyor. Öte yandan, kahramanca dövüşen bu kuşağın yeni bir gelecek kurup kuramayacağını ise bu sert koşullar altında mücadeleyi başarıya ulaştıracak bir örgütün varlığı belirleyecek. Petrol belası ve emperyalist ateş altındaki Irak halkının, emperyalizmi bölge çapında yenilgiye uğratacak devrimci mücadeleden başka bir kurtuluşu bulunmuyor.

Tahrir Meydanından Yeşil Bölge'ye açılan köprünün üzerine eylemcilerin meydanı korumak için kurduğu devasa barikat.

Tahrir Meydanından Yeşil Bölge’ye açılan köprünün üzerine eylemcilerin meydanı korumak için kurduğu devasa barikat.


 
 
 
 
 

CATEGORIES
Share This