ABD Normalleşebilecek mi? – V. U. Arslan

ABD Normalleşebilecek mi? – V. U. Arslan

ABD’nin saçma sapan başkanı, saçma sapan bir seçim sistemi ve sürecinin ardından yolun sonuna yaklaşmış görünüyor. Bu saatten sonra aşırı saçma sapan bir şeyler yaşanmazsa Trump dönemi bitecek. Bitecek bitmesine ama ABD müesses nizamı ve bunun ilerici (!) kafa karıştırıcıları epey ecel teri döktü. Zira Trump az daha büyük bir sürprize imza atacaktı. Rahat bir Biden zaferi öngören anket şirketleri ise kendi ayaklarına sıkmış oldu.

Bunama emareleri gösteren 77 yaşındaki bir adamı Trump’ın önüne koyarsanız olacağı budur, diyenlar olabilir. Ama sadece Biden’ın değil, ABD’deki sistemin de bunama emareleri gösterdiğini kaçırmamak gerekir. Zira unutmayalım “Sleepy Joe” (Biden) Amerikan kapitalizminin ortak aklının ürünüydü.

Demokrat Partili aday adayları yarışmasında sol sosyal demokrattan fazlası olmayan Bernie Sanders’ın önünü kesmek için Demokrat Parti içerisindeki bütün burjuvalar “Sleepy Joe” etrafında birleşmişlerdi. Yani anlayacağınız kapitalistler solcu Sanders yerine bir kez daha Trump’ın seçilmesini göze almıştı ve az kalsın öyle de olacaktı. Sanders radikal biri değildi, nitekim Demokrat Parti dışında bir dünyayı hayal bile edemedi, Hillary Clinton’un ardından Biden’ın arkasında saf tuttu. Ama emekten yana reformcu politikaların gündeme gelmesi bile Demokrat Parti kodamanları için fazlasıyla irrite edicidir. Nancy Pelosi partisi içerisindeki solcu lafazanların adlarından söz ettirmeleri üzerine üstüne basa basa şöyle demişti: Demokrat Parti kapitalist bir partidir, bunu kabullenin!

Yani bunlar sosyal demokrat bir adamın seçilme ihtimaline karşı faşizmi, Amerikan demokrasisinin ve genel olarak liberal demokrasinin sonunu göze mi aldı? Evet burada bir tuhaflık var. Şöyle açıklayalım: Ne Trump yönetimi faşist bir yönetimdi, ne ABD’nin dandik demokrasisinin sonuna gelinecekti, ne de Trump bir kez daha seçildi diye liberal demokrasinin sonuna gelmiş olacaktık.

Bu aşırı yorumlar elbette ki niyetliydi. Kitleleri Biden için seferber etmenin bir yolu… Unutmayalım kapitalistler için Biden ideal bir başkandır. Ayarları bozulan sistemi normalleştirecek, sol hareketi koltuğunun altına alacak, sola kayışı ve sokağın radikalizmini frenleyecek bir başkan… Bütün bunları yaparken de sol popülizme pabuç bırakmayacak kadar klasik bir Amerikan başkanı olacak. Clinton ve Obama’nın çapsız versiyonu da diyebiliriz… Hani Nancy Pelosi üstüne basa basa diyordu ya Demokrat Parti kapitalist bir partidir, işte öyle bir politikacı bu Biden. Zaten seçim kampanyasında da onca ekonomik krize ve alt sınıfların daha çok Trump’a oy verme eğiliminin bilinmesine rağmen emekçileri kayıran sosyal demokratik bir içerikten itinayla kaçındı. Oysa 1930’larda Demokrat Roosevelt, New Deal uzlaşmasına cüret edebilmişti. Ama ABD’nin ve kapitalizmin dinamik çağları çoktan geride kalmış durumda.
Emperyalist Demokrat Parti’nin kapısında dilencilik yapan “ilerici” kanaat önderleri böyle bir Biden’a yedeklenmek için Trump’ın aşırı çarpıtılmış bir imajına muhtaçtılar. Faşizm gelecek, demokrasimiz ölecek vs vs. Bu korkulara oynamak elbette kendi oportünist çizgilerini aklamak için gerekliydi. Bu kişiler rahat yaşamlarını sürdürdükleri istikrarlı liberal sistemde konforlu solculuğun tadını çıkararak geçinip gitmeyi istemekteler. Bu yüzden de her türlü olağanüstülükten ödleri kopuyor. Yani Biden’ın bunların kurtarıcı kahramanı olmasında şaşıracak bir şey yok. Bir de hiçbir şeye takati olmayan müzmin karamsarlar var. Bu entel solcular kendilerine verilen köşelerinde distopya satmakla meşguller. Onlara bakarsak dünyada faşist diktatörlük kuruldu bile!

Mesele 2008’den beri atlatılmayan ekonomik kriz yüzünden ABD’de ayarların bozulmasıyla alakalı. Trump bu bozuk ayarların bir dışavurumuydu ve bu dönemde sistemin bütün zayıflıkları ortaya çıktı. Şimdi egemen sınıf Biden döneminde normalleşmeye çalışacak. Ama işleri hiç kolay değil. Biden iktidarında sokağın nabzı kimliksel çatışmaların yavaşlaması anlamında bir miktar düşecektir. Ama sınıfsal gerilimlerden doğacak mücadelelerin büyük patlamalara namzet olduğunu unutmayalım. Hatırlayacak olursak Obama ABD liberal demokrasisinin hegemonyasını tesis etmeyi başarmış ama Occupy (İşgal) hareketinin gelişmesini engelleyememişti. Biden döneminde de sınıf mücadelesi gücünü gösterecek ve Demokrat Parti içerisindeki sözde ilericilerin tantanalarını bir kenara fırlatacaktır.

Ama biliyoruz ki kitlesel mücadeleler siyasi bir önderliğe sahip değilse egemen sınıfın şu ya da bu kanadının güdümüne girmeye mecburdur. Burada aktarma kayışı işlevini gören solcu-ilerici-sosyalist-anarşist vb’leri devreye girer. Demokrat Parti ABD’de oldum olası sol hareketin boğulduğu bir bataklık işlevi görmüştür. ABD’de son dönemde büyük çıkış yapan ve sola kayışı kendi siyasi bünyelerinde realize edebilen DSA ve Sanders Demokrat Parti’den ayrılarak ülke çapında bağımsız solcu bir parti kurmak perspektifine yanaşmayarak bu sürecin daha olgun bir evreye girmesine engel olmuşlardır. Kısacası tarihsel görev bir kez daha devrimci sosyalistlerin omuzundadır. Unutmayalım bizler sistemin hasta bakıcısı değil, mezar kazıcısıyız. ABD’de ve her yerde zoru başarmak ve kitlesel hareketlere öncülük etmek bizlere düşüyor.

CATEGORIES
Share This