- Bu İktidarla Yeni Anayasa Olmaz! – Güneş Gümüş - Ekim 5, 2026
- Röportaj | ‘Lise Öğrencileri Bir Gedik Açtı, Şimdi İşçi Sınıfına Uzanmalı’ - Ekim 5, 2026
- Olası AfD İktidarı: Almanya’ya Faşizm mi Geliyor? – V. U. Arslan - Eylül 10, 2026
Yeni anayasa tartışmaları ısıtılmaya başlandı. Sadece AKP’den “12 Eylül Anayasası” ile devam etmeyelim, sesleri yükselse yetmez tabii.
“Muhalefetmiş” gibi yapması için atanan CHP Genel Müdürü Kılıçdaroğlu da “demokrasiye dönüş” için anayasa değişikliğinden bahsetmeye başlamış. Anayasa korosunun daha çok müdavimi olur. Birlikte göreceğiz.
İktidar, son on yıldır giderek artan, olağanüstü yöntemlerle ülkeyi yönetme çabasını kurumsal ve yerleşik bir forma dönüştürmek istiyor. 19 Mart bu süreçte bir dönüm noktası oldu. Ama tam otoriter bir rejim inşası için virajı tam dönebilmiş değil. Halk desteği azaldıkça bir yüke dönüşen cumhurbaşkanı seçilme koşulu “%50+1”den kurtulmak kritik mesela. Ya da muhalefetin serbestçe (100 bin imza toplayarak gibi) aday çıkarabilmesinin imkanlarının kısıtlanması gerek.
İktidar cephesi, “seçimi bir teferruata dönüştürecek değişiklikler yapmak istiyorum” diye yola çıkacak değil elbet. Onun için de “başkanlık sistemini yumuşatalım”, “parlamentonun etkinliği artsın”, “müzakere sürecinin parçası olarak vatandaşlık tanımını kültürel olarak genişletelim” gibi gündemlerle iktidarın anayasa değişikliği talebi önümüze çıkacak. Bu noktada parti olarak tavrımızı baştan belirteyim: Bu İktidarla Bir Anayasa Yapılmaz!
Madde madde konuyu açalım:
- Bir ülkedeki siyasi işleyişi tek şekillendiren yasalar değildir; aslen sınıflar arası güç dengeleri belirleyici önemdedir. Yani daha baskıcı yasalar altında özgürlüklerini dişe diş kazanan toplumlar olduğu gibi var olan anayasadan daha geri uygulamaları yaşamak zorunda kalanlar da vardır. Büyük ironi ama “türban zorunluluğunu” fiilen yırtıp atan İran halkı ilk durumun örneği iken biz de 12 Eylül hukukunun bile gerisinde yaşamanın örneğiyiz. (Elbette eninde sonunda bu güç dengeleri yasaların içeriğini de şekillendirir.)
- Bugüne kadar Erdoğan’ın elinde topladığı yetkiler arttı. Bu Anayasa değişikliğinde de başka türlüsü olmayacak. Bilal Erdoğan’ın halef olarak gözümüzün önünde etrafta boy görmeye başladı bile. Gidişat nettir.
- Bugünkü yasal mevzuat 12 Eylül hukuku ile AKP hukukunun bir karmasıdır. Bu iktidar döneminde yapılan değişiklikler daha da geriye gidişin taşlarını döşemiştir. İşçiler için mücadele ve örgütlenmeyi imkânsız bir işe dönüştürme gayesindeki “otoriter emek rejimi” AKP iktidarının hukuki ve fiili eseridir.
- Son 1,5 yıldır yaşadığımız otoriterlik sıçraması bile AKP ile anayasa konuşmanın ne büyük bir hata olacağını yeterince gösteriyor. Bu ülkede iktidarı eleştirmek, ona karşı örgütlenmek ve mücadele etmenin – özellikle de etkiliyseniz – bedeli cezaevi iken iktidara herhangi bir konuda destek vermek kendi siyasi ölüm fermanınızı imzalamak olacaktır.
Özetle, bu iktidarın sözde kalacak minimal değişiklikleriyle yetinerek anayasa değişikliğine verilecek destek; bugün çay kaşığı ile veren iktidarın yarın kepçeyi kafamıza vurarak her türlü temel hakkımızı elimizden alınmasına izin vermektir.













