1962 Dünya Kupası: Futbolun Kirli İşlerinin Öne Çıktığı Turnuva! – Fikret Seyhan

1962 Dünya Kupası: Futbolun Kirli İşlerinin Öne Çıktığı Turnuva! – Fikret Seyhan

1962 World Cup Finals logo. | Mundial de futbol, Futbol chileno, Copa del  mundoFIFA 1962 Dünya Kupası’nın düzenlenmesi için aday ülkeler arasından Şili’yi tercih etmişti. Arka arkaya üç dünya kupasının Avrupa’da düzenlenmesinin çok iyi bir fikir olmayacaktı; zira böyle bir durumda Güney Amerika ülkeleri turnuvayı boykot edeceklerini açıklamışlardı. Bu Şili’ye bir şans yaratmıştı. Ama 1960 yılının Mayıs ayında Şili, 20. yüzyılın en büyük depremiyle sarsıldı. 9,5 şiddetindeki deprem ve ardından oluşan tsunami ülkeyi yerle bir etmişti. Bu iki felaketin üzerinden iki gün geçtikten sonra bu kez de And Dağları içinde yer alan Cordón Caulle volkanı patlamıştı. Kısacası Şili için dünya kupasının düzenlenmesinin maddi koşulları neredeyse ortada kalkmış görünüyordu. Ancak FIFA kararından geri adım atmadı. Şilili yetkililer dünya kupası için kesenin ağzını açtılar; başkent Santiago’da dünya kupasından 11 yıl sonra Victor Jara’nın ve 20.000’i aşkın insanın Pinochet’nin askerleri tarafından işkenceden geçirilerek katledileceği Şili Ulusal Stadı’nı (Estadio Nacional) inşa ettiler. 

Ancak Avrupa’da Şili’nin özellikle de yıkıcı depremin ardından dünya kupasını düzenlemesi konusunda çekinceler mevcuttu. Sadece bu da değil ülkedeki yoksulluk, suç oranlarının yüksekliği, fuhuş gibi sorunlar da sıkça dile getiriliyordu. Özellikle İtalyan gazeteciler Antonio Ghiredelli ile Corrado Pizzinelli’nin Şili’deki yoksulluk ve fuhuş üzerine yaptıkları haberler Şililerin tepkisini fazlasıyla çekti. Gazeteciler başkent Santiago’yu “gururla geri kalmış, fuhuş ve suçla dolu bir yoksulluğun hüküm sürdüğü çöplük” olarak nitelemişlerdi. Ayrıca şunu yazıyorlardı: “Telefonlar çalışmıyor, taksiler sadık bir koca kadar nadir, Avrupa’ya bir telgraf bir kol ve bir bacağa mal oluyor ve bir mektubun ortaya çıkması beş gün sürüyor.” İki gazeteci derhal sınırdışı edildiler. Öfkeli Şililer İtalyan gazeteciye benzettikleri Arjantinli bir gazeteciyi öldüresiye dövdüler. Bu öfke İtalya ile Şili arasındaki grup maçında sahaya da yansıdı. Santiago Savaşı olarak futbol tarihine geçen maç tabir-i caizse karakolda sona erdi. 

Flashback: No 7. Chile 1962: Italy surrender in the Battle of Santiago |  The Independent | The Independent

İtalyan oyuncu Giorgio Ferrini 8. dakikada oyundan atılırken sahadan çıkmayı reddetti; bunun üzerine sahaya giren Şili polisi tarafından yaka paça saha dışına atıldı. Yine bir İtalyan futbolcu Maschio’nun burnu kırılırken, polis sık sık çıkan kavgaları ayırmak için sahaya girmek zorunda kaldı. Turnuvanın en sert iki takımı futbolun kirli işlerinde ne kadar ustalaşabileceklerini bu maçla kanıtlamışlardı. Maçın filmleri BBC’ye ulaştığında spiker David Coleman sunuşa şöyle başlayacaktı: “İyi akşamlar. Birazdan izleyeceğiniz oyun, futbolun belki de oyun tarihindeki en aptalca, ürkütücü, iğrenç ve utanç verici sergilenişidir. Bu iki takım ilk kez karşı karşıya geldi, umuyoruz son olur.” Maçın ardından Şili’deki İtalyanlar sıkça saldırılara maruz kaldılar. Marketlere, barlara, restoranlara girişleri yasaklandı. İtalyanlar Şilileri bu nedenle “yamyam”lara benzettiler. Roma’da ise olası saldırılara karşı Şili büyükelçiliği ordu korumasına alındı.

Bu maçın bir benzeri ise Yugoslavya ile SSCB arasında gerçekleşti. 1960 yılında Avrupa Şampiyonu olan SSCB dünya kupasına da iddialı gelmişti. Stalinist bürokrasi için dünya kupasının kazanılması, dünyanın iki büyük emperyalist gücünden birini yöneten bürokrasi için prestij kaynağı olabilirdi. Moskova’daki bürokrasi ile Tito rejimi arasında II. Dünya Savaşı’nın ardından başlayan gerilim kendisini yeşil sahada da gösterdi. Oldukça sert geçen maçta SSCB’nin defans oyuncusu Edouard Dubinsky’nin ayağı kırıldı. Turnuva SSCB için tam bir hayal kırıklığıyla sona erdi. Özellikle futbol tarihinin 1998 yılında “20. yüzyılın en iyi kalecisi” seçilen, futbol tarihinde Altın Ayakkabı’yı kazanan tek kaleci olan Lev Yaşin de bu hayal kırıklığını engelleyemedi.

Az bilinen hikaye: Lev Yashin - Asist Analiz

Yaşin’e bir parantez açacak olursak, Galeano onu şöyle anlatıyordu: “Lev Yaşin kalesini öyle bir şekilde kapatırdı ki, bir topun geçebileceği en küçük bir delik bile kalmazdı. Örümcek kollu bu dev adam daima siyahlar giyerdi; kendine özgü bir stili vardı, hareketleri zarif ve gösterişten uzaktı. Kıskacı andıran ellerini kaldırarak yıldırım hızıyla gönderilen topları yakalarken bedeni bir kaya parçası kadar hareketsiz kalırdı. Hatta kılını kıpırdatmadan fırlattığı bir bakışıyla top yön değiştirirdi.”. 

Yaşin’den tekrar turnuvadaki sertliğe dönecek olursak şu rakam belki açıklayıcı olabilir: Sadece ilk turda 37 futbolcu turnuvaya sakatlık nedeniyle veda etmek zorunda kaldı. Pele de onlardan biriydi. 1958’in kahramanı Pele’nin 1962’de de şovuna devam etmesi bekleniyordu. Ancak bir kas sakatlığı buna engel oldu. Ancak 1958’in kazanan kadrosunun demirbaşları yerli yerinde duruyordu: En başta 1958’in gölgede kalan kahramanı Garrincha, defansta duvar ören Djalma Santos, Vava, Didi, Zagallo… Pele’nin yerini ise Amarildo alırken, onu çok az aratacaktı. Ancak gözler asıl olarak takıma liderlik etmesi beklenen Garrincha’nın üzerindeydi. 1958’in üzerinden dört yıl geçmişti ve o takımdan gelen 9 oyuncu üzerinde aradan geçen yılların etkisinin nasıl olacağı merak konusuydu. Pele’nin sakatlığının ardından bel bağlanan Garrincha, 1958’in ardından ciddi bir alkol problemiyle boğuşuyordu ki 1959’da bu nedenle milli takımdan çıkarılmıştı. Ancak 1962 yaklaşırken futbolu daha fazla ciddiye almaya başladı, daha sıkı çalışıp fazla kilolarını attı ve oldukça formda bir şekilde turnuvaya katıldı. 

Garrincha

Yarı finalde Brezilya ev sahibi Şili’yle karşılaştı. Maç yine oldukça sert geçti. Brezilya için kötü haber Garrincha’nın kırmızı kartıyla geldi. Bu kart onun finalde oynamasına engel olmalıydı. Olmadı, çünkü Brezilya hükümeti devreye girdi ve FIFA üzerinde kurulan basınçla ceza iptal edildi. Grup aşamalarında Brezilya finaldeki rakibi Çekoslovakya’yı yenmeyi başaramamıştı. Bir Brezilya klasiği olarak final maçına yine geriye düşerek başladılar. Ancak çok çabuk toparlandılar ve bir sürprize izin vermeyerek maçı ve kupayı 3-1’lik skorla kazandılar. Bu Garrincha’nın spot ışıkları altındaki son kupası oldu. 1966’da takımda yer aldı, hatta turnuvaya golle başladı; ancak yaşadığı bir diz sakatlığı onun futbol hayatını sonlandırdı. 

CATEGORIES
Share This