Röportaj: Milei’nin İktidara Geldiği Arjantin’de Son Durumu PO Lideri Guillermo Kane İle Konuştuk

Röportaj: Milei’nin İktidara Geldiği Arjantin’de Son Durumu PO Lideri Guillermo Kane İle Konuştuk

Yakın zamanda gerçekleşen seçimden aşırı sağcı Milei’nin zaferle ayrıldığı ve ekonomik krizlerle sarsılan Arjantin çelişkilerle dolu bir döneme giriyor. Develüasyon ve yüksek enflasyon toplumun yoksul kesimleri üzerinde derin etkiler gösterirken toplumsal patlama ihtimaline kapı açık görünüyor. Gelinen son durumu PO (Partido Obrero) liderlerinden Guillermo Kane ile konuştuk.

Milei’nin seçim zaferinden sonra toplumsal muhalefetin gelecekteki saldırıları göğüsleyebilme kapasitesini nasıl görüyorsunuz? Bunu işçi sınıfı, piquetero (işsizler) hareketi, kadın mücadelesi ve öğrenci muhalefeti açısından açabilir misiniz?

Milei’nin seçim zaferinin üzerinden çok geçmedi. Bu ilk haftada partimizin önderlik ettiği Polo Obrero ve piquetero hareketinin en sol kesimleri, 23 Kasım Perşembe günü gerçekleştirdikleri toplantıda görevden ayrılan hükümete ve Milei’ye karşı bu hafta 19 ve 20 Aralık tarihlerinde (2001 ayaklanmasının yıl dönümünde) gerçekleştirilecek yürüyüşlerle ülke çapında bir eylem yapılması yönünde oy kullandılar. Bunlar arasında genellikle ortak eylemlere katılan ancak Massa’ya oy veren bazı sol kesimler bu toplantıya ve eylem çağrısına katılmadı. Peronizmle bağı olan toplumsal hareketlerin eyleme geçmeye istekli olup olmadığını görmek için beklemek istediklerini söylediler.

Kadına yönelik şiddete karşı mücadele günü olan 25 Kasım Cumartesi günü kitlesel kadın mitingleri düzenlendi. Buenos Aires’teki yürüyüşü Filistin bayrakları domine etti. Esas güçler, aralarında PO’ya bağlı Plenario de Trabajadoras’ın da bulunduğu devrimci solun kadın örgütleriydi. Peronizmle bağlantılı kadın örgütleri ise yürüyüş yapmama kararı aldı.

Peronizm liderliğindeki büyük sendikalar Milei hükümeti görevlileriyle toplantılar düzenliyor; özelleştirmeler ve bazı işten çıkarmalar başlamış olmasına rağmen herhangi bir eylem çağrısında bulunmadılar. Sol öncülüğündeki sendikalar, lastik işçileri sendikasında (PO liderliğindeki SUTNA) işten çıkarmalara karşı ve farklı fabrikalarda ücret artışları için mücadele yürütüyor. Sol, Buenos Aires eyaletindeki öğretmenlere, sendikanın Peronist liderliğine karşı ve yeniden seçilen yerel Peronist hükümetten gelen yoğun baskıya karşı önemli grev çağrıları yapıyor. Özelleştirme tehdidi altındaki birçok işyerinde işçi meclisleri toplanmaya başladı.

Öğrenci hareketi, pandeminin getirdiği örgütsüzlükten ve burjuva güçlerin öğrenci merkezlerindeki siyasi ilerlemelerinden sonra, mücadelede örgütlü bir kesim olarak kendisini henüz toparlayamadı. Gençlik aynı zamanda aşırı sağ ajitasyonun en çok ayarttığı kesimlerden biri oldu. PO’nun gençliği, Unión de Juventudes por el Socialismo, bazı önemli öğrenci merkezlerinin (örneğin, Buenos Aires Üniversitesi’nin iki koleji) kontrolünü elinde bulunduran birkaç sol güç arasında yer alıyor. Tüm gücümüzle, gerici akıma ve baskıya karşı gençlerin örgütlenmesine odaklanıyoruz.

Macri hükümetinin 2015’teki zaferinde olduğu gibi, Peronizm ve onun sendikal ve toplumsal hareketlerdeki müttefikleri, olası bir baskı dalgasından Milei’nin “demokratik yönetim hakkı”na kadar uzanan bahanelerle sokaklara çıkmama ve eylemliliği sona erdirme stratejisine sahip. Seçime endeksli bir muhalefetin peşindeler.

Gelecek ilk kitlesel tepkinin boyutunu henüz görmedik. İşçilerin azılı bir saldırıya maruz kalacağı, solun ve PO’nun önemli ama yalıtık kalmış mücadelelerde ve sendika bürokrasisinde hâkim olan pasifliği kırmak için ajitasyona girecekleri kuşkusuz. Peronizm ve merkez sol müttefikler eylemliliğin sona ermesi için çalışacak ve doğrudan eylem yerine seçim yanlısı bir bakış açısını savunacaklar.

Milei’nin kendisi de sokakları kontrol altına alma ve gösterilere izin vermemenin yeni hükümetinin temel hedeflerinden biri olduğunu düşünüyor. Aralık ayındaki gösterilere, yeni hükümetle mücadele eden kesimlerin hareketliliğinin ilk güç denemesi olarak hazırlanıyoruz.

Arjantin’deki ekonomik krizin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Ekonominin tamamen dolarize edilmesini savunan Milei, dolar kıtlığı koşullarında ne yapabilir?

Milei, hükümetinin ilk birkaç ayında hiperenflasyonun ortaya çıkması olasılığını kabul etti. Kendisi şu anda borç ödeme şartlarını yeniden müzakere etmek ve temerrüde düşmenin nasıl önlenebileceğini görmek üzere Washington’daki IMF’ye gidiyor, ancak yeni bir anlaşmanın şartlarının ne anlama geleceği belli değil. Milei dolarizasyonun gelecekte bir noktada bırakılması gerektiğini kabul etmekle kalmadı; mevcut Peronist hükümetin Arjantin’deki dolar trafiğine yönelik kilidi kaldırmayacağını bile söyledi. Görünen o ki, Macri yönetimi sırasında görev yapan ekonomi ekibinin üyelerinin yeniden göreve getirilmesi adına dolarizasyonu teşvik eden ve merkez bankasını kapatan daha radikal liberteryan iktisatçılardan daha şimdiden ayrıştı. Bu kişiler, Arjantin’in merkezi bankalarını kontrol eden ve ülkenin özel borçlarının çoğunu elinde bulunduran Black Rock gibi fonların doğrudan temsilcileridir.

Farklı burjuva kesimler Peso’nun daha önce uygulanandan daha derin bir devalüasyona tabi tutulmasını talep ediyor. Milei ayrıca kamu şirketlerine yönelik devlet sübvansiyonlarına son vereceğini ve kullanıcılar için oranları dolar bazlı fiyatlara getireceğini söyledi. Mevcut koşullarda bir dolarizasyon, ABD’nin sömürgeci egemenliğini güçlendirmek ve halihazırda başarısız olan sanayinin geniş sektörlerini derhal kapatmak dışında, büyük bir devalüasyon yoluyla ücretleri yok edecektir. Daha kademeli bir yaklaşım seçilse bile, ekonomik kriz muhtemelen daha aşırı seviyelere ulaşacak ve halihazırda yüksek düzeydeki yoksulluk ve emeğin güvencesizleşmesi açısından büyük toplumsal sonuçlar doğuracaktır.

FIT-U’nun önceki seçimlerdeki performansı hakkında ne düşünüyorsunuz? FIT-U, Milei’ye karşı ana mücadele gücü haline gelebilir ve işçi sınıfı hareketine ve protestolarına öncülük edebilir mi?

FIT-U için seçim zayıf geçti. Başkanlık için %2,6 ile birlikte yerel kongre üyelerine verilen oylarla ülke çapında 800.000’in üzerinde oya ulaşıldı. Bu, önemli işçi sınıfı bölgelerinde oyların %10’unu aldığımız 2021 parlamento seçimlerinden sonra bir başarısızlıktı. Oldukça militan bir kampanya, seçimlerdeki kutuplaşma dalgasına tamamen kapılmamayı başardı ve Buenos Aires eyaletinden bir kongre üyesinin yanında, Buenos Aires kentinden ve Neuquén, Cordoba ve Jujuy gibi eyaletlerden yerel meclis üyelerimiz seçildi. Ne Milei’nin aşırı sağ hükümetine yönelik öfkeye de Massa’nın yönlendirdiği aşırı sağın yükselişine ilişkin korkuya da karşı koyamadığımız çok açık.

Bu, FIT-U’nun sınıf mücadelesinde ortak bir örgüt veya blok olarak var olmaması; bir cephe olarak işin seçimlere ve parlamento faaliyetlerine havale edilmesi de dahil olmak üzere işleyişindeki kusurlarla ilgilidir. PO uzun süredir FIT-U’yu piquetero hareketi ve mücadeleci sendikalarla birleştirecek bir değişiklik öneriyordu. Ayrıca, Peronist lider Cristina Fernandez Kirchner’in apaçık yolsuzluk vakalarının yalnızca sağ kanat manipülasyonu olduğunu söyleyen PTS gibi FIT-U üyelerinin siyasi tavizlerinden bir şekilde yararlanan, solu Kirchenizm’e yakınlaştırmaya çalışan sağ eğilimlerden de zarar gördük. FIT-U’nun IS ve MST gibi diğer üyeleri, FIT-U’nun işçi sınıfı bağımsızlığı geleneğinden koparak, oylamada Peronizme oy verecek kadar ileri gittiler.

PO, kitlelerin Milei’ye karşı ayaklanmasını teşvik edecektir ve halihazırda bu amaç için çalışmaktadır. Yeni haliyle FIT’in bu anlamda bir kanal olup olamayacağı henüz belli değil, hatta şu an için sorgulanıyor. Bu, partilerin her birinin aldığı pozisyona ve aynı zamanda tabandaki militanlara bağlı olacaktır. Siyasi tartışmalar, fikir ve program çatışması süreçlerinin sonucu bunu gösterecektir.

Peronizmin safları seçim yenilgisinden nasıl etkilenecek? Sol Peronizmi takip eden emekçi kitlelerin devrimci siyasete kazanılması için ne yapılması gerekiyor?

Peronizmin seçim sandıklarında yenilgisi, işçi sınıfının bir kesiminin Peronizm ile kitlesel olarak bölünmesinin sonucudur. Bu seçim, Peronizmin siyasi hareket olarak seksen yıllık varoluşu içindeki en kötü seçim oldu. İşçilerin hepsinin Peronizmin takipçisi olduğu fikri seçimin kendisi tarafından yanlışlandı. Ve Peronizm’in daha solcu üyeleri, başkanlık için en gerici adaylarını ortaya koydular. Ön seçimlerdeki sözde solcu Peronist aday, Vatikan destekli toplumsal lider Juan Grabois, kitlelerin liderliğini üstlenmekten çok uzak bir şekilde oyların %5,6’sını aldı.

Peronizm, Milei hükümetine sağlayacağı iş birliğinin düzeyini tartışıyor. Mevcut başkan Alberto Fernández, maliye bakanı ve eski başkan adayı gibi liderlerin birçoğu bu ay ülkeyi terk edeceklerini açıkladı. Önceki başkan adayları ve mevcut büyükelçileri Daniel Scioli, diğer bazı “ılımlı” Peronistler gibi kendisinin de Milei hükümetine katılacağını duyurdu. Peronist sendikalar pasifliği, iş birliğini öğütlüyor ve ne olacağını görmeyi bekliyorlar.

PO’nun ve devrimci solcuların temel gayesi; hedeflerini eğitim ve sağlığın özelleştirilmesi, askeri diktatörlük suçlularının salıverilmesi, kürtajın yasaklanması ve kamu çalışanı sayısının azaltılması olarak ilan eden gerici hükümetin umutlarını boşa düşürmek için birleşik cephenin ana öncüleri olmak olmalıdır. Peronizmin büyük ölçüde yokluğunda, örgütlenmek ve yaklaşan mücadelelerin itici gücü olmak bu seçimde farklı burjuva seçenekleri destekleyen işçileri kazanmanın zeminidir.

Milei hükümetiyle ilgili faşizm tartışmalarının seyri nedir?

Milei oldukça gerici, aşırı sağ bir oluşum. Onun ideolojisi, milliyetçilik veya faşizmden çok, ABD yanlısı serbest piyasa kapitalizminin aşırı bir versiyonu. Ne bir partisi var ne de organize bir hareket mevcut. Bir aday olarak iş adamları, medya kuruluşları, geleneksel yerel partiler, Peronizmin bazı kesimleri, Macri’nin muhafazakâr PRO kanadı vb. ile doğrudan anlaşmalar yapmayı tercih ederek Libertaryan Parti’yi feshetmeyi tercih etti. Peronistler Milei’nin en büyük finansörleri arasında yer aldı. Seçimlerde kaybettiği şansları kurtarmak için oynanan bir kumarın parçası olarak, seçimlerde yönettiği partiyi ve birçok yerel adayını ona vererek, oyları Milei’nin partisi ile Macri’nin partisi arasında bölüştürdü. Milei faşist bir harekete liderlik etmiyor, Arjantin’de faşist bir rejim kurmak da burjuvazinin politikası değil.

Lula’nın Massa’nın kampanyasıyla iş birliği yapmak üzere gönderdiği tanıtım uzmanları tarafından formüle edilen, son seçimlerin “demokrasi ile faşizm” arasında bir yüzleşme olduğu fikri, farklı bloklardaki burjuva politikacılar arasındaki farklılıkları büyük ölçüde abartarak gösterdi. Hepsinin benzer pozisyonları vardı ve farklı zamanlarda iş birliği yaptılar. Bu, özellikle nüfusun yarısını yoksulluğa sürükleyen Peronist hükümeti daha olumlu bir duruma getirme girişimidir. Milei’den faşist olarak bahseden solcular, bunu sıklıkla ikinci tur seçimlerde Peronizme oy vermek için kullandılar.

Ancak Milei, 1880’lerin muhafazakarlarından 20. yüzyılın askeri diktatörlüklerine kadar Arjantin tarihindeki aristokratik baskıcı rejimlerin hayranıdır ve işçilere ve sokağa çıkanlara karşı devlet baskısının artırılmasını teşvik etmektedir. Siyasi takipçileri, yıllar boyunca sivilleri işçilere saldırtmak üzere örgütleme yönündeki faşizan önerileri fiştekledi ve onların “kurşun ya da hapisle” karşı karşıya kalacaklarını söylediler.

Son zamanlarda, oylamada Milei’yi destekleyen ve Milei ile bir hükümet koalisyonu müzakeresi yürüten eski başkan Macri, seçmenlerinin Milei hükümetine karşı olan göstericilerle yüzleşmek için yürümesi gerektiğini söyledi.

Bu çok gerçek tehlikeler karşısında, işçiler için sokaklara çıkmak ve yeni hükümetle kitlesel çatışma için propaganda yapmak gerekiyor. Arjantin’de sıkıyönetim olasılığı ve yeraltı siyaset ihtiyacı mevcut senaryonun bir parçası değil ve bunun adına işçileri harekete geçirmek için açık çalışmaktan kaçınmak, Milei’ye başka türlü elde edemeyeceği bir zafer kazandıracaktır.

Share This