- Komplo Teorileri Çağında Canavarın Gözüne Bakabilmek: Epstein Dosyalarının bir Muhasebesi – Barış Altuntaş - Şubat 15, 2026
- “Yüzyılın rüşveti”: CGT ve Valiler, İşçi Hakları Pahasına Kasalarını Kurtarıyor – Juan Garcia (Partido Obrero Arjantin) - Şubat 14, 2026
- Tasarımla Gelen Sosyal Apartheid: Taliban’ın Hukuk, Din ve Şiddet Rejimi – Laila Safi - Şubat 9, 2026
Yazımıza derin bir nefes alarak başlayalım. Bütün dünyanın 2019’da pedofili Epstein’in ölümünden bu yana beklediği Epstein dosyalarının yüklü bir kısmı 30 Ocak’ta ABD Adalet Bakanlığı resmî sitesinden erişime açıldı. Dosyalar karmaşık, sınıflandırılmamış ve ağır derecede sansürlü. Sansürlenen kısımlar ne yazık ki sadece Epstein kurbanlarının hassas bilgileri ve yüzleri değil; Epstein ortaklarının isimleri, mailleri ve yüzleri de sıkça sansürlenen veriler arasında. Belgeler içerisinde mailler, SMS yazışmaları, fotoğraflar, indirilmiş görseller, videolar vb. bulunuyor.
Yeni erişime açılan dosyaların büyük bir kısmı birbirini tekrar eden mailler, reklamlar, Quora/Reddit gibi forum sitelerinin spam dosyalarını içeriyor. Ayrıca açığa vurulan görseller arasında da çok fazla çöp, rastgele internetten indirilmiş resimler de bulunuyor. Gazeteciler ve araştırmacılar dosyaların çıktığı ilk günden beri didik didik bu dosyaları ayıklayıp tasnif etmekle uğraşıyor. Birkaç yapay zekâ destekli site dosyaları konularına, içinde bulunan kişilere, bahsedilen konumlara göre ayırmada oldukça başarılı bir iş çıkardı bile. Araştırmak isteyenlere tavsiye ediyoruz. Bütün bu bahsettiğimiz sebeplerden ötürü bütünlüklü bir hikâye oluşturmak ve yanlış bilgi yaymamak oldukça meşakkatli bir iş haline geliyor.
Epstein dosyalarının küçük ayrıntılarına odaklanmaktansa bütünlükçü bir perspektif sunmak ve ortaya saçılan pislikle ve bunun önünü açan düzenle nasıl bir mücadele örülebileceği üzerinde durmak daha faydalı olacaktır. Halihazırda kesin olan şeyler zaten yeterince mide bulandırıcı ve hastalıklı. Bunu fayda bilip çokça klik meraklısı, gereksiz sansürlerden de faydalanarak, akıl almaz şeyler öne sürebilmektedirler (cehenneme açılan geçitlerden tutun da zaman yolculuklarına kadar). Devrimcilerin özellikle bu konularda aşırı dikkatli olmaları gerekmektedir. Okurlarımız bilmelidirler ki komplo teorisyenliği karamsarlığa, paranoyaya ve nihayetinde atıllığa yol açar.
Epstein Kimdi?
Epstein bir canavardı, tanrı veya şeytan değil ve bu özelliğiyle de gerçek bir kapitalistti.
Bir finansçı, borsacı, iş adamı, sosyete… Belediye parklarında bahçıvanlık yapan bir babayla ev hanımı bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Matematik öğretmenliği yaptığı okuldan “düşük performans” sebebiyle atılınca öğrencilerinin velilerinden birisiyle kurduğu iyi ilişkiler sayesinde 1976 yılında bir finans şirketine getir götürcü olarak alınıyor. Burada yıllar içinde milyarderlere sunduğu vergi ve gayrimenkul hizmetleriyle elit bir çevre ediniyor.
Epstein’in maillerini inceleyen herkes ona yazan çoğu insanın kendilerini şu ya da bu kişiyle tanıştırması için Epstein’e yalvaran, yalakalık yapan insanlar olduğunu görecektir. Zaten gücü de işte tam buradan geliyor. Kurduğu elit çevre ve bağlantıları sayesinde vurgunculuk konusunda içeriden haberler ediniyor; Ortadoğu ve Avrupa ülkelerinin siyasileriyle siyaset tartışıyor ve hatta akıl veriyor; iş insanlarını, bilim insanlarını ağırlıyor, birbirleriyle tanıştırıyor ve daha nicesi. Bu bakımdan aslında herhangi bir ultra kapitalistten farklı sayılmaz. Onu farklı kılan bu ağının ABD başkanlarına, Körfez emirlerine-şeyhlerine ve Avrupalı aşırı-sağcı siyasetçilere, Birleşmiş Milletler diplomatlarına kadar uzanması. Ve elbette onlarla kurduğu şantaj ağı.
Jeffrey Epstein bir pedofili ve seri tecavüzcü. Edindiği bağlantılar sayesinde dünyanın farklı ülkelerinden yoksul, İngilizce bilmeyen, savunmasız kız çocuklarını kendisine getirtiyor. Sahip olduğu özel mülklerinde (bunlardan en çok bilineni Epstein Adası lakaplı Little St. James adası) bu kızlara tecavüz ediyor, yakın dostlarını özel görüşmelerde ve partilerde bu tecavüzlere ortak ediyor ve burada aldığı görsellerle dev bir şantaj ağı kuruyor. Elinin uzanmadığı neredeyse kimse yok: Bill Clinton, Donald Trump, Bill Gates, Noam Chomsky, Richard Dawkins, Robert Koleji, Körfez Emirleri, Avrupa kraliyet aileleri ve nicesi. Bütün bu isimlerin tecavüzlere ortak olup olmadığını ağır sansürlerden ve belgelerin neredeyse yarısından fazlasının yayınlanmamasından ötürü bilmiyoruz. Ama emin olduğumuz şey ise Epstein ilk kez 2008 yılında çocuk istismarından dolayı hüküm giydikten sonra bile bu kişilerin Epstein ile ilişkilerini kesmedikleri. Bu bile yeterince mide bulandırıcı.

Epstein 2019 yılında son kez yakalanıp hüküm giyiyor. Hapse girmesinden kısa süre sonra ise hücresinde ölü bulunuyor. Resmî söylem Epstein’in intihar ettiği yönünde. Epstein’in öldüğü gün her nasılsa hücresinin kapısını gözetleyen kamera arızalanıyor! ABD hükümetinin yoğun baskılar sonucunda erişime açtığı yaklaşık 9 saatlik başka bir güvenlik kamerası görüntüsü ise hücreye giden yolu çok küçük bir farkla ıskalıyor, üstelik videoda 10 dakikalık bir kırpma var. Gel de gülme! ABD ikili parti sistemi ise pinpon topu gibi sürekli bütün dosyaları biz yayınlayacağız, kesilmemiş videoyu biz açığa çıkaracağız diyor. Konuyu şu iki görselle özetleyelim:

1 Epstein Adasındaki ana binadaki Bill Clinton Portresi

Komplo Teorileri ve Devrimci Perspektif
Burada atlamamız gereken bir husus onu ilk işe alan Alan Greenberg’in azılı bir Siyonist olmasıdır. Epstein’in hızlı yükselişinin arkaplanında, hayatının her döneminde Siyonist sermayeye ve İsrail’in çıkarlarına hizmet etmesi su götürmez bir sebep olarak görülmelidir. Zaten hayatının ilerleyen safhalarında İsrail, Türkiye, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri elitleriyle ne kadar can ciğer kuzu sarması olduğunu hem biyografisinden hem de dosyalardan anlıyoruz. Peki bundan ne çıkarmalıyız? Gelin biraz tartışalım.
Epstein meselesini anlamak ve analiz etmek için modern kapitalizmin işleyişini iyi anlamak zorundayız. Epstein gibi bir canavarın on yıllarca suçlarının yanına kalmasını sağlayan kapitalist sistemin ta kendisidir. Epstein, kapitalizme hizmet ederek, şu veya bu sermaye odaklarına destek olarak yükselmiş, daha sonrasında ise bu sermaye odaklarının birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleme ve devam ettirme rolünü üstlenerek gücünü koruyabilmiştir. Sonraları bilim, sanat, kültür ve siyaset alanındaki yüksek isimleri de ağına çekerek varlığını betonlaştırmıştır. Marx daha 1800’lerde kapitalistlerin artık kendi başlarına bireyler olmadıklarını, içlerinde bulundukları sistem aracılığıyla kapitalin vücut bulmuş hallerine dönüştüklerini söyleyerek noktayı koyuyor. Gerçekten de Epstein ve dostlarının aşırı matematiksel bir şekilde, hiç yorulmadan, ara vermeden kendini büyütme çabasında olan ve bu yolda önüne çıkan her şeyi yiyen, tecavüz eden ve şantajla susturan birer sermaye baloncuğu olarak görebiliriz. Bu vücut bulmuş kapitallerin hiç de sanıldığı gibi dinsel, cinsel, mezhepsel ya da milli sınırlarla ayrık olmadığını, birbirine göbekten bağlı olduklarını görmek hem bireysel hem de devrimci bir sorumluluktur. Bu ağda pekâlâ beyaz, esmer, siyahi, Amerikalı, Avrupalı, Arap, Türk, Yahudi, Hristiyan, Yahudi, Budist, Ateist isimler var. İlk adım, kendi kapitalistlerimizle yüzleşmek olmalıdır.

Birkaç İsim
Epstein dosyalarında ve biyografisinde çok fazla Türk ve Müslüman var. Epstein’in en erken müşterilerinden birisi babası Türk olan Adana kökenli Suudi Arabistanlı Adnan Kaşıkçı. Kendisi İran-Irak savaşı sırasında İsrail’den İran’a batılı silah şirketlerinin silahlarını taşıyarak bir servet kazanmış vurguncunun teki.
Aziza Al-Ahmadi isminde bir kadın. Dosyalarda ismini aratınca 1.300 dosyada adı geçiyor. Epstein’in Ortadoğu işlerini yürütmede etkin gözüküyor. Abdullah Al-Maari isimli bir şahısla birlikte Daphne Wallace koordinasyonunda Epstein’e Kabe’nin örtüsünden 3 parça yollanıyor (EFTA01051761 numaralı dosya). Bu parçaların açıklamalarını içeren bir pdf de taraflarına yollanıyor (EFTA00525527 numaralı dosya).
Antalya Rixos Otel… Epstein bu otelin SPA hizmetini 2010 yılında Dite Anata diye birine attığı mailde gittiği en iyi SPA olarak tarif ediyor (EFTA00752841). Fettah Tamince’nin sahibi olduğu Antalya Belek’teki bu otele Epstein 2017 yılında kişisel Visa kartından ödeme yapmış bulunuyor (EFTA00313739). Kalacak kişiler Epstein’in kişisel yardımcısı olarak tanıtılan ve masözü olduğu söylenen, Rus pasaportlu bir kız. İlk konuşmayı yapan ise Sultan bin Sulayem, Epstein’in yakın kankası, Birleşik Arap Emirlikleri Emiri, DP World şirketinin başkanı. İsmi 4.000’den fazla dosyada geçiyor. Bahsi geçen kızın Rixos Otel’de uzun bir masözlük eğitimi alması planlanıyor, yazılan son mailde ise “kızları heyecanla bekliyoruz” ibaresi bulunuyor, yani Epstein’in istediği gibi büyük ihtimalle yanında bir asistanla beraber gönderildi (EFTA01043957). Tarihler ise 21 Haziran – 4 Temmuz 2017. Tamince adına mailleşmeleri düzenleyen kişi Sebla Soydan isminde birisi, şu anda internet üzerinde kimliğini gizleme çabası içerisinde. Akıllara 2011 yılında Rixos Otel’de staj yaparken şüpheli bir şekilde ölü bulunan Burak Oğraş geliyor.
Terje Rød-Larsen, ismi 207 dosyada geçiyor. Norveçli. 2004’e kadar Birleşmiş Milletlerde diplomatlık yaptı. Uluslararası Barış Örgütü (IPI) kurucusu. Oslo Antlaşmalarında ve İbrahim Antlaşmalarında rol oynuyor. 2004 sonrası Epstein ile yakın ilişkiler içine giriyor. Ortadoğu hakkında birçok haber yazısını derleyip Epstein’e düzenli olarak yolluyor. Bunun için Epstein’den milyarlarca kron bağış alıyor.
Epstein’in eski İsrail başbakanı Ehud Barak, mevcut ABD Türkiye konsolosu ve Suriye özel temsilcisi Tom Barrack ile çok yakın ilişkileri olduğu biliniyor. EFTA02452806 dosyasında Tom Pritzker’ı bu iki isimle ve Rus diplomat Vitali Çurkin ile öğlen yemeğinde buluşturabileceğini söylüyor.

Okurlarımız dilerlerse daha birçok ismi kendi kendilerine aratarak yazışmalara ulaşabilirler. Bu yazıda Elon Musk, Bill Gates, Prens Andrew gibi dev isimlerden de bu sebeple bahsetmeyeceğiz.
Borsacılık, Vurgunculuk ve Daha çok Vurgunculuk
Epstein borsacılığı hiç bırakmadı. Dosyaların çok büyük bir kısmı yakın dostlarıyla, büyük bankalarla ve analistlerle girdiği borsa tartışmalarından oluşuyor. Özellikle eski Beyaz Saray danışmanı Steve Bannon ile SMS’leşmeleri incelendiğinde Türkiye’nin Lira krizinden İran’daki Riyal oynamalarına, Çin’deki Yuan hareketliliğinden küresel altın trendlerine kadar çok geniş bir yelpazede spekülasyon yaptıkları görülüyor.
Özellikle her şeyin kumara dönüştüğü, kısa yoldan zengin olma hayallerinin bütün emekçi halka pazarlanmaya çalışıldığı günümüzde bu dosyalara iyice bakmamız gerekiyor. Emekçilere kısa yoldan zengin olma aracı olarak pazarlanan borsalardan asıl kâr eden güruhları iyi tanımamız lazım.
Epstein’in Takıntıları
Epstein, diğer her ultra zenginde de görüldüğü gibi, garip takıntılara ve sapıklıklara sahipti. Bunların başında her ultra zenginin hayalini kurduğu genç kalma, gençleşme ve hatta ölümsüz olma hayali geliyor. Bu uğurda Harvard gibi üst düzey okulların genetik araştırma bölümlerini, Trans-hümanist (insan ötesicilik) kurumları ve bireysel olarak pek çok bilim insanını milyonlarca dolar fonladığı biliniyor. Bu hiç de şaşırtıcı değil. Zaten sistemin en tepesinde, harcayamayacağı kadar parası olan birisinin gözü artık sıradan zevkler veya hedefler görmez. Ay’a koloni kurma, insan zekasına ihtiyacı bitirme ve teknolojiyi kullanarak insan ömrünü uzatma/sonsuzluğa erdirme gibi mega projeler sizi cezbeder. Bu gibi düşünceler size Yahudi olduğunuz için veya Şeytanla iletişim kurduğunuz için gelmez, artık sizinle hem vücut olmuş kapitaliniz kendisini devam ettirmenin, daha da büyümenin aşırı yollarını aramaktadır.
Epstein ayrıca genetik üstünlükçüydü. Kendi genlerinin diğer insanlarınkinden üstün olduğunu düşünüyordu. New Mexico eyaletindeki Zorro Çiftliğinde kaçırdığı kadınları kendi spermiyle döllemeyi, bu şekilde genetik olarak üstün bir insan topluluğu kurmayı düşlüyordu. En azından iddialar bu yönde.
Epstein’in cinsel sapıklıklarına geldiğimizde ise fazla söze gerek yok. Epstein ve ertafında yer alan sermaye dünyasının temsilcileri elde ettikleri süper zenginlik ve gücü küçük çocukları bu bataklığa çekmekte kullanmakta çekinmemişlerdir. Bu esnada cinsel haz ikinci plandadır veya hiç planda yoktur. Tecavüzcüyü tatmin eden şey karşısındakinin çaresizliği ve güçsüzlüğüdür. Epstein’e has olarak Afrika kökenli kızları hedef almadığı biliniyor, büyük ihtimalle ırkçı görüşlerinden ötürü. Mavi gözlü, beyaz tenli ve sarı saçlı kızları daha çok hedef alıyordu. Bildiğimiz kadarıyla kurbanlarından en küçüklerinin yaşları 14 civarındaydı. Ghislaine Maxwell gibi uzun soluklu sevgilileri Jeffrey Epstein için kızlar buluyor, onların bakımıyla uğraşıyordu. Ölümüne yaklaştığı senelerde ilk sevgilisi eski İsveçli güzellik yarışması birincisi Eva Dubin’in başka bir adamdan olan kızı Celina Dubin ile evlenmeyi düşünüyordu. Celina 2014 yılında, Epstein bu düşünceleri çevresindekilere anlatırken, 19 yaşındaydı.

Epstein’in bebekleri ritüelistik bir şekilde öldürüp bağırsaklarından dışkı yedikleri iddiasının doğruluğunu kanıtlayan bir bulgu ne yazık ki dosyalarda veya sonrasında yapılan araştırmalarda bulunamamıştır. Yazar, kendi yaptığı dosya taramalarında da benzeri bir durumu gözlemleyememiştir. Dosyalarda bahsi geçen olayın 2019 yılında bir adam tarafından yapılan ihbar üzerine yayıldığını, bu adamın Epstein’in yatında kolları bağlanarak ayaklarının kılıçla kesilmesine rağmen iz kalmadığını ve Epstein’in kendisine cinsel istismarda bulunduğunu iddia ettiğini söylemeden geçmeyelim. Bu söylentinin doğruluğunu kanıtlamayı zamana bırakıyoruz.
Sosyal Medyaya Yansıması ve Önemli Birkaç Nokta
Her toplumsal travmatik olayda olduğu gibi troller, klik meraklıları ve iyi niyetli habersizler tarafından yanlış bilgiler veya kanılar hızlıca yayılabilmekte. Özellikle Jeffrey Epstein davasında bu fenomenin üst safhada yaşandığını görüyoruz. Epstein ile özellikle 2008 sonrası ilişkide olan herkes onun bir pedofili olduğunu biliyor olmak zorunda. Bu su götürmez bir gerçek. Yani ya kendileri de pedofili olmak zorundalar, ya da pedofiliyi tolere ediyor olmalılar. Ancak hepimizin yine de doğru bilgileri ve yalnızca doğru bilgileri yayma zorunluluğumuz var. Aksi takdirde gerçek ve masal birbirine girecek, insanlar dosyalar ile ilgilenmeyi toptan bırakacaklar.
Bunun en somut örneğini yazar yakın zamanda bir instagram reelsinde görmüştür. Videonun iyi niyetli olduğunu düşündüğümüz yaratıcısı EFTA02221499 numaralı dosyaya işaret ederek Kaliforniya Üniversitesinde hocalık yapan Mark Tramo’nun Epstein’e attığı maile dikkat çekiyor. Devam etmeden not bırakalım, Tramo Epstein ile ilişkisinden ötürü pozisyonundan uzaklaştırıldı.
Müzik ve beyin fonksiyonları arasından ilişkiyi inceleyen Tramo, Epstein’e yakın zamanda okuduğu bir çalışmanın sonuçlarını anlatıyor. Çalışmada yenidoğanların annelerinin seslerini duyduklarındaki emzik emme şiddeti ile başka bir kadının sesini duyduklarındaki emzik emme şiddeti ile karşılaştırdıklarında anne sesi duymanın emme şiddetini arttırdığını bulmuşlar. Psikoloji deneylerine aşina olan okurlarımız bebeklerde emzik emme hızı, gözlerini hareket ettirme hızı, parmakla işaret etme gibi tepkilerin ölçülebilecek yalnızca birkaç şey olduğunu duymuşlardır. Tramo daha sonra Epstein’e David Brook’un Sosyal Hayvan kitabını okuyup okumadığını soruyor. Oldukça tipik, Epstein’in bilim camiasında çizmeye çalıştığı entelektüel imajla oldukça uyumlu bir tablo.
Reel’de ise bu mesajlaşma şöyle anlatılıyor: Mark Tramo, Epstein’e aç bırakılmış yenidoğan bebeklerine annelerinin çığlıkları dinletilirse daha şiddetle emme tepkisi gösterdiklerini kanıtlayan bir bulgu paylaştı. Bu kişi hala Kaliforniya Üniversitesinde öğretimine devam ediyor.
Tüyler ürpertici, öyle değil mi? Reels kaydırırken kendinizi hayal edin. Büyük ihtimalle bu yazıyı okuyacaksınız, dosyanın aslını açıp okumayacaksınız ve bir sonraki Reel’e geçeceksiniz. O okuduğunuz metin ise kafanızda dönüp dolaşacak. Ama yarın öbür gün dosyanın aslında anlatıldığı gibi olmadığını öğreneceksiniz. O zaman ne olacak? Ya size anlatılan başka pek çok şey de yalansa? Hepsini tek tek açıp okumaya vaktiniz mi var ki? Hissizleşeceksiniz. Doğruyu ve sadece doğruyu çarpıtmadan öğrenmek işte bu yüzden çok önemli. Karşımızda bir canavar var, kapitalizmin en mantıklı sonucu, içinde yaşadığımız sistemin bütün pisliğini benliğinde biriktirmiş bir yaratık. Gerçek zaten yeterince korkutucu.
Sonuç?
Derin bir nefes alarak yazmaya başladığımız yazımızı derin bir nefes vererek bitiriyoruz. Elbette 3 milyon yeni dosyanın hepsini, hatta önemli bir kısmını bile incelediğimizi söyleyemeyiz. Okurlarımızı, bu yazıda vermeye çalıştığımız perspektif ile dosyaları kendi başlarına okumaya teşvik ediyoruz. Okuyup öfkelenmelerini, öfkelenip bu sistemden nefret etmelerini teşvik ediyoruz. Bu nefret, sistemi değiştirmeye yeter.
Ama tek başımıza hiçbir şey başaramayız. Bizi elit çemberlerinden, özel adalarından sömüren, öldüren, sindiren ve bize tecavüz eden sınıfa karşı kendimiz sınıf olmak zorundayız. Örgütlü mücadelenin çanları, tarihte hiç ötmediği kadar güçlü çalıyor.












