/ Gündem / Ver Mehteri! ABD İcazetiyle Membic Turu- Çağın Erdinç

Ver Mehteri! ABD İcazetiyle Membic Turu- Çağın Erdinç

on 19 Haziran 2018 - 16:36 Kategori: Gündem

Seçime az zaman kala Pazartesi günü itibariyle iktidara yakın medya organlarında “Membic show’u” başladı. Membic’in dış bölgelerindeki TSK helikopterlerinden sarkıtılan Türk bayrağı ile birlikte özel harekat birliklerinin görüntüleri servis edildi. Sağ seçmenin motivasyonunu arttırmayı ve oy tercihini yalnızca “terör” kaygısıyla belirleyen seçmeni etkilemeye yönelik görüntüler 2 gün boyunca görsel ve yazılı medyada paylaşıldı.

En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim: AKP istediği probagandayı Membic’deki “uzlaşma” yöntemiyle yapamaz. AKP’nin amaçladığı şey “fetih” havasıyla ele geçirilmiş topraklarda “terörü bitirdik” algısı yaratmak.

Membic’deki süreç, ABD ile koordineli olarak ilerliyor. Her şartta “batı bizi kıskanıyor”, “dünya lideri Batı’ya kafa tutuyor” gibi sözler sarfedip ABD’nin icazetiyle Membic’in sınır bölgelerinde devriye gezmek AKP’nin istediği “fetih” havasına denk düşmüyor. Afrin operasyonu bile AKP’nin istediği rüzgârı sağlayamamışken “anlaşmalı Membic turu” zaten kararını vermiş olan seçmenin tercihlerinde fazla bir değişiklik yapmayacaktır.

Kürt’ler Suriye’de Makas Değiştirmek Zorunda

AKP meseleyi sadece seçimler üzerinden okuduğu için öncelikle bu bağlamda değerlendirdik; fakat Membic meselesinin çok daha derin olduğunu vurgulamak lazım.

Kürt siyaseti, Kobane’de IŞİD’e karşı ABD’nin hava desteğiyle başlayan yakınlaşmada istikrarlı bir şekilde ABD’nin yanında durdu. İlk başlarda Kürt halkına ciddi kazanımlar sunuyormuş gibi duran bu ortaklık uzun süredir Kürt halkına kaybettiriyor. Süreci “Öküz öldü, ortaklık bozuldu” şeklinde tarifleyebiliriz. IŞİD tehdidi ortadan kalktıktan sonra ABD, NATO ittifakında en fazla önemsediği aktörlerden biri olan Türkiye’nin Rusya’nın çekim alanına daha fazla girmesini istemediği için Afrin operasyonuna yeşil ışık yaktı. Ardından bir adım daha ileri gidip Membic’de AKP ile ortaklık kurdu. Diğer taraftan da Suriye yönetimi Kürtlere “Ya bizimle anlaşırsınız ya da savaşırız” diyerek basıncı arttırdı.

Kürt siyasi otoritesinin en başında yapmış olduğu hatalardan biri makasın ucunu sürekli olarak ABD’nin lehine Suriye yönetiminin aleyhine açmak oldu. Rakka ve Deyr Ez Zor operasyonları tamamıyla ABD’nin stratejik planları çerçevesinde gerçekleştirildi ve yüzlerce Kürt gencinin canına mâl oldu. Rakka ve Deyr Ez Zor operasyonlarının Kürtler için büyük bir macera olduğu ve kazanımlarının son derece sınırlı olacağı aşikârdı. Bugün bu gerçeği net bir şekilde görüyoruz. Suudi yetkililer bölgede “Sünni otorite” kurabilmek adına ABD’lilerle görüşüyor; nüfusun büyük bölümü Arap olan Rakka’da YPG’nin “askere alma” işlemlerine tepkiler büyüyor; önceki günlerde Rakka sokaklarında protesto gösterileri gerçekleşti; hatta Suriye Demokratik Güçleri’nin bileşenlerinden olan Ceyş Ul Süvvar YPG’ye savaş ilan etti, çatışmalarda her iki taraftan kayıplar oldu.

Rakka’yı ve Deyr Ez Zor’u elde tutmak giderek zorlaşırken Rojava kantonlarının parçası olarak görülen Afrin elden gitti; Membic de gitmek üzere. Sürecin “elde var sıfır” noktasına kadar gerilemesi beklenmez ancak ABD’nin ipinin karanlık kuyulara indiği gerçeğini artık Kürt siyasi otoritesinin görmesi gerekiyor.

TEV DEM’den yapılan açıklamalar bu gerçeğin geç de olsa görülmeye başladığını gösteriyor. TEV-DEM Eş Başkanı Eldar Halil’in Fehim Taştekin’le yaptığı röportajdaki şu kesit oldukça önemli: “Şartlar değişti. Artık Şam ile ortak çözüm bulmanın zamanı geldi… Afrin ve Menbic’ten sonra kendi aramızda bir çözüm bulabiliriz. Suriyeli olmayan diğer güçlere bizi zor durumda bırakma fırsatı vermeyeceğiz. Suriyeliler olarak sorunlarımızı kendi aramızda çözmeliyiz. Diğer güçlerin hepsinin bir planı var, istedikleri var. Biz çözümü kendi aramızda neden aramıyoruz?”

Sonuç

Eldar Halil’in söyledikleri doğru ama çok geç. ABD’nin planlarına en başında çomak sokulabilirdi. Önceki yazılarımızda defalarca söyledik: “ABD’nin ipiyle kuyuya inilmez.”

Bu noktadan sonra Kürt hareketi Şam’la diyalog geliştirme sürecine daha fazla önem verecek gibi görünüyor. Zaten şu an için bu bir seçenekten ziyade zorunluluk gibi görünüyor.

Suriye yönetimi açıkça “müzakerenin tek alternatifi savaşmak” diyor. Böyle bir süreçte Kürt hareketiyle Suriye yönetiminin çatışması Kürtlere kaybettirir; AKP’nin ekmeğine yağ sürer.

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı