/ Çağın Erdinç / Tek Millet, Tek Devlet, Tek Medya – Çağın Erdinç

Tek Millet, Tek Devlet, Tek Medya – Çağın Erdinç

on 23 Mart 2019 - 18:51 Kategori: Çağın Erdinç, Gündem

Erdoğan, Nazi Almanya’sı döneminde de kullanılan “Tek devlet; tek bayrak; tek vatan” sloganına artık “tek medya” sözünü rahatlıkla ekleyebilir!

Demirören, Doğan Medya Grubu’nu satın aldığında, AKP’li muktedirler tam olarak bu günleri hayal ediyordu. Aslında son zamanlarda Doğan Grubu da “hizaya” gelmişti; fakat yetmedi. Gazeteler, televizyonlar ve radyolar tamamıyla tek ses olmalıydı! “Demokrasi şöleni” diye pazarladıkları seçim süreçlerinde, medyadan görünen renk de “tek” olmalıydı. Bu yüzden Demirören Grubu’nun Doğan Medya Grubu’nu “ilginç” bir ihaleyle satın alması sağlandı.

Başkanlık Seçimlerinde “Tek Adam” Konuştu!

2018’deki başkanlık seçiminde liderlere ve siyasi partilere ayrılan süre her şeyi gözler önüne seriyor. RTÜK’e CHP kontenjanından giren üyelerin araştırmasına göre TRT, 14-30 Mayıs 2018 tarihleri arasında Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakı’na toplamda 67 saat 58 dakika süre ayırırken CHP ve Muharrem İnce’ye ayrılan süre 6 saat 43 dakika oldu. Evet, yanlış okumadınız. Sadece 6 saat 43 dakika!

Diğer aday ve partiler ise medyada toplamda sadece 45 dakika yer bulabildi. CNN Türk ve NTV gibi haber kanallarında AKP’ye 30 saat ayrılırken diğer partilere ayrılan süre 10 saat civarında oldu. Yani görece “tarafsız” olduğu söylenen medya kuruluşları bile her üç saatin sadece birinde AKP ve MHP dışındaki siyasi partilere yer ayırdı.

Referandumda Durum Daha da Vahimdi!

Referandum sürecinde “hayır” diyenlerin sesi sokakta gözaltı ve baskılarla; iş yerlerinde işten çıkartma tehdidiyle; medyada ise para ve güçle kısılmaya çalışıldı.

Demokrasi İçin Birlik platformu, ulusal kanallarda siyasi partilere referandum propagandası için ne kadar süre verildiğiyle ilgili bir rapor açıklamıştı. Rapor, internet sitelerinde hâlâ var. Raporda, AKP’ye 301.5 saat, CHP’ye 45.5 saat, MHP’ye de 15.5 saat süre verildiği ortaya çıktı.

Araştırmaya göre 1-10 Mart tarihleri arasındaki haber bültenlerinde Cumhurbaşkanlığına 53,5; AKP’ye 83; CHP’ye 17; MHP’ye 14,5 saat ayrılırken HDP’ye sadece 33 dakika ayrıldı.

Yerel Seçimde de Tablo Aynı!

Demirören’in Doğan Medya Grubu’nu satın almasıyla birlikte muhalefete televizyon kanallarında ayrılan süre iyice azaldı. Tarafsızlığını çoktan kaybetmiş olan TRT artık açıktan AKP propagandası yapıyor.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi İsmet Demirdöğen, TRT’nin 1-28 Şubat tarihleri arasını kapsayan ‘siyasi haber raporunu’ açıkladı. Buna göre kanal, bu süre zarfı içinde AKP ve MHP’ye toplam 53 saat 30 dakika, CHP ve İyi Parti’ye ise toplam 14 saat yer verdi.

“AKP’nin kanalına dönüşen TRT’nin muhalefete 14 saat süre tanıması az değil” diye düşünebilirsiniz; fakat şunu ekleyelim: Bu sürenin önemli bir kısmı olumsuz eleştiriler içeriyor.

İsmet Demirdöğen’in raporunun detayları şöyle: AKP: 49 saat 58 dakika 12 saniye lehte; Aleyhte yayın hiç yok.

MHP: 3 saat 32 dakika 26 saniye lehte; Aleyhte yayın hiç yok.

CHP: 5 saat 47 dakika 25 saniye lehte; 5 saat 56 dakika 15 saniye aleyhte.

İYİ Parti: 55 dakika 32 saniye lehte; 1 saat 11 dakika 53 salise aleyhte.

Cumhur İttifakı: 53 saat 30 dakika 38 saniye lehte; Aleyhte yayın yok.

Millet İttifakı: 6 saat 52 dakika lehte; 7 saat 8 dakika aleyhte yayın.

Sonuç

“Medyanın tarafsızlığı” ilkesi önceden lâfta da olsa söyleniyordu; artık medya kuruluşlarının tamamına yakını bu sözde ilkeyi kullanmayı bıraktı.

Yalanın ve utanmazlığın ayyuka çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Hürriyet Gazetesi, Sezai Temelli’nin söylemediği sözler üzerinden haber yaparken devletin kanalı TRT ve onlarca televizyon kanalı bu yalan haberi teyit etmeye ihtiyaç duymadan servis etti. Haberin yalan olduğu ortaya çıktı ama özür dilemek şöyle dursun, pişkin pişkin yalan haberin arkasında durdular.

Evet, günümüzün “modası” yalan haber yapmak! Yalan haber yapan yandaş medya patronları ödüllere boğulurken dürüst ve doğru haber yapan gazeteciler tutsak ediliyor.

Çarpıklık sadece medyada değil; toplumun her zerresine çürümüşlüğü zerk etmek istiyorlar. Medya kötüyü iyi; iyiyi kötü olarak servis ediyor. Zenginlerin yoksullar üzerindeki tahakkümü normalmiş gibi aktarılıyor. İnsanlar ayın sonunu nasıl getireceğini kara kara düşünürken medya ekonomik anlamda işlerin “tıkırında” gittiği masalını anlatıyor. “Ekonomi şahlanıyor” manşetleri atılırken yoksul emekçiler borç sarmalından çıkmak için sabah akşam düşünüyor.

Bu memleketin mayası bunca kötülüğü bağrında tutmaz. Eskilerin söylediği sözler, bu toprakların dokusundaki “itiraz kültürüne” işaret ediyor: “Biri yer, biri bakar; kıyamet ondan kopar!”

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı