/ Derya Koca / Sınıf Birliğinin Anahtarı: Birleşik Cephe -Derya Koca

Sınıf Birliğinin Anahtarı: Birleşik Cephe -Derya Koca

on 27 Mart 2018 - 13:35 Kategori: Derya Koca, Yazarlar

Toplumsal kutuplaşmalar günümüzde oldukça güçlü. Suni gündemler ve özellikle pompalanan kutuplaştırıcı söylemler sınıfı zayıf düşürüyor. İşçi sınıfı kutuplaşmış, emekçilerin örgütsüz, sınıf siyaseti zayıf. Sosyalistlerin bu sorunu nasıl aşacakları Türkiye’nin ve dünyanın geleceğini belirleyecek.

İşçi sınıfına önderlik edebilecek devrimci örgütlerin tarihselliği sınıfı birleştirme kapasitesinde yatar. Ancak şu anki durumda kimlikler, etnik ve mezhepsel gerilimler temelinde bölünmüş bir işçi sınıfı var, ama önceki yüzyılda da işçi sınıfını birleştirmenin kendine has sorunları vardı. Sosyal demokrasi işçi sınıfı üzerinde güçlüydü. Komünistler sosyal demokratlarla işçi sınıfının liderliğini kazanmak konusunda oldukça güçlü bir rekabet içindeydi. Peki, işçi sınıfı nasıl kazanılacaktı? Bu mücadele, devrimler tarihinde çok somut mücadele deneyimleri bıraktı.

Birleşik Cephe

Birleşik işçi cephesi taktiği, egemen sınıfa karşı proletaryanın mümkün olan en geniş birliğinin sağlanmasını amaçlar. Sınıf birliğinin hayatta gerçek bir karşılığı olabilmesi için işçilerin, bunu mücadele içinde deneyimlemesi gerekir. Kitleler salt propagandayla kazanılamaz. Bunun hayatta bir karşılığının olabilmesi için somut koşullar yaratmak gerekir. Daha da açalım: işçiler somut, yakıcı bir gündem etrafında en reformistinden devrimcisine kadar mücadele içinde eylem birliği sağlarsa egemen sınıf karşısında işçi sınıfının gerçek gücü açığa çıkacaktır. Eylem ve aktif mücadele sahasına inen işçiler kendi sınıf çıkarlarını takip ederek reformist ve sağ önderliklerin kendi çıkarlarıyla uyuşmadığını fark edecektir. Birleşik cephe ile hem sınıfın birliği sağlanarak kazanımlar elde edilecek, hem işçiler özgüven kazanacak, hem de egemen sınıf geriletilecektir. Ancak böyle bir mücadele neticesinde işçilerin devrimci fikirlere kazanılmasının önü açılacaktır. Bu zorlu mücadele, işçi sınıfının somut yapısından kaynaklanmaktadır. Troçki’nin ifadesiyle:

“Bir sınıfın sınıf bilincine doğru ilerleyişi yani proletaryaya öncülük eden bir devrimci partinin inşası zor ve çelişkili bir süreçtir. Sınıfın kendisi homojen değildir. Farklı kesimleri sınıf bilincine farklı yollardan ve farklı zamanlarda ulaşırlar. Burjuvazi bu süreçte aktif olarak yer alır. Belirli işçi katmanlarını karşı karşıya getirmek için işçi sınıfı içinde kendi kurumlarını yaratır, ya da zaten var olanlardan yararlanır. Proletarya içinde aynı zamanda birçok parti faaliyet gösterir. Dolayısıyla, işçi sınıfı politik hayatının büyük bir bölümünde politik olarak parçalanmıştır. Belli dönemlerde en keskin bir şekilde ortaya çıkan birleşik cephe sorunu buradan kaynaklanmaktadır”

Birleşik Cephe, devrimci partinin kendi programından taviz vermeden ve örgütsel bağımsızlığını koruyarak oluşturulmak zorundadır. Yani işçiler içinde etkili olan ve düzene sadık başka unsurlarla farkı her zaman koyacağız. Ama bu, işçilerin yakın bir tehlikeye karşı ya da somut sınıfsal çıkarlar için tabanda birlikte mücadele edilmesini engellememeli. Reformlara, sosyal demokratlara ve sendikal bürokrasiye bağlı olan işçiler, kendi liderliklerinin sorunlara çözüm üretemediğini görerek mücadele içinde devrimci fikirlere açık hale gelecektir. En iyi okul mücadeledir.

Birleşik işçi cephesi taktiği, egemen sınıfa karşı proletaryanın mümkün olan en geniş birliğinin sağlanmasını amaçlar.

Tarihsel Kesitte Birleşik Cephe

Birleşik cephenin Alman ve Rus devrimlerinden süzülmüş tarihsel ve siyasal gücünü tarihsel kesit içinden görelim:

Rusya

Rusya’da Şubat Devrimi’den sonra iktidara gelen geçici hükümet burjuva Kadetler, SR’ler ve Menşeviklerdeydi. Geçici hükümetin savaş, toprak, sömürü ve ulusal sorunlarını çözemeyeceği aylar içinde görülecekti. Kitleler sabırsızdı. Bolşevikler ise Sovyetlerde henüz çoğunluğa sahip değildi ancak sokakta muazzam kabiliyetliydiler. Çarlığın gerici güçleri ve mülk sahibi sınıflar, devrimi ezmek için askeri darbe hazırlıyordu. General Kornilov, 27 Ağustos’ta Moskova’dan harekete geçti. Niyeti, Çarlığı hatta burjuva Kadetler de dahil herkesi ezmekti. İlk anda darbeyi destekleme niyetinde olan geçici hükümetin bunu anlaması zaman alsa da Bolşevikler yıldırım hızıyla harekete geçti. Fabrikalardaki ve sokaklardaki tüm gücünü kullanarak işçileri darbeye karşı birleştirdiler. İşçiler, ortak düşmana karşı koydu: demiryolcular askeri trenlerin sevkiyatını felç etti, postane işçileri askeri telgrafları Sovyetlere iletti. Darbe felç edildi. Çeşitli siyasi eğilimlerden işçiler kol kola girmiş, Bolşeviklerin eylem liderliği altında eski partilerini aşmış ve zafer kazanmıştı. Geniş işçi kitleleri, kendi liderliklerinden fiilen kopmuştu. Bu tarihten sonra Petrograd Sovyeti’nde işçiler mücadele içinde sınadıkları Bolşeviklerden yana tavır alacak, çoğunluk Bolşeviklere geçecek ve devrimin kapıları açılacaktı.

Almanya

Almanya’da ise birleşik cephenin yaratılmamasının bedelleri çok ağır oldu. Hitler yükselirken işçi sınıfı içinde iki büyük güç hakimdi. 1929 krizi işçileri radikalleştirmişti. 1930’da Alman Komünist Partisi (KPD) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD)’nin toplamda 13 milyon oyu varken Naziler 6.4 milyon oy almıştı. 1928’de Komintern sosyal demokratları “sosyal faşist” ilan ederek tarihsel bir hata yaptı ve faşizme kaşı işçilerin ortak mücadelesini engelledi. Halbuki katliam sırası geldiğinde faşistler işçiler arasında ayrım yapmayacaktı.

Troçki, sürgünde Alman devrimlerini bağırarak gelen katliama karşı devamlı olarak uyarmaktaydı. Birleşik cephenin önemini şu benzetmeyle açıklıyordu:

Bir sığır tüccarı sığırları mezbahaya götürmüştür. Ve kasap keskin bıçağıyla gelir. Sığırlardan biri ‘Saflarımızı sıklaştıralım ve bu celladı boynuzlarımızla öldürelim’ önerisinde bulundu. Politik eğitimlerinin Mauilski’nin okulundan almış olan sığırlar, ‘Kasap, bizi buraya dürte dürte getiren tüccardan daha mı kötü?’ dediler. ‘Ama tüccarın hesabına sonra bakabiliriz.’ İlkelerinde kararlı olan sığırlar hiçbir şey yapmıyoruz dediler. ‘Sen bizim düşmanlarımızı soldan koruyorsun; sen sosyal-kasapsın.’ Ve safları sıklaştırmayı reddettiler.”

Sonuç; faşistlerin iki katı büyüklükte bir desteğe sahip sol güç, üstelik dev sanayi ordularına sahip olarak bu büyük işçi tabanına sahip olan Almanya solu, hiçbir kayda değer direniş örgütleyemeyerek Almanya’yı Naziler’e teslim etti. Yenilgiyi garantileyen politikaların faturası çok ama çok ağırdı. Stalinizm, Nazi İmparatorluğu’nu bu şekilde dünyaya armağan etmiş oldu. Oysa işçiler tabanda faşizme karşı eylem birliği yapsaydı kedilerini koruyacaklardı. Sıradan bir düzen siyasetinin çözemeyeceği faşizm sorununda sosyal demokrat işçiler sokak gücünü elinde tutan devrimcilere doğru kayacak ve Nazilere karşı mücadele doğruda devrim sorunsalına dönüşecekti. Alman proletaryası bambaşka bir tarih yazabilirdi.

Türkiye ve Sonuç

AKP döneminde sınıfın kültürel kamplar dahilinde bölünmesi ve emekçilerin kutuplaştırılması, ülkenin gidişatını birinci derecede belirledi. Bu durum sınıfsal meselelerin geri plana düşmesini beraberinde getirerek işçi sınıfını savunmasız durumda bıraktı. Kültürel kamplaşmalar ve kimlik siyaseti ülke siyasetini domine ettikçe kazanan AKP ve patronlar oldu. Bu tarihsel sorunu iyi kavramak ve emekçileri günlük politikada birleşik cephe; emek merkezli kampanya örgütlenmeleriyle bir araya getirmek hayati. AKP diktasına karşı mücadeleyi yoğun sömürüye karşı mücadele ile birleştirmek, birleşik cephenin bugüne uyarlanmış hali olacaktır.

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı