/ Emekçiden / Seçime Girmeden Mezara Girenlerin Ülkesi Türkiye – Gökçe Şentürk

Seçime Girmeden Mezara Girenlerin Ülkesi Türkiye – Gökçe Şentürk

on 26 Haziran 2019 - 23:49 Kategori: Emekçiden, Gökçe Şentürk, Kriz

Bir seçim daha geçti. Tabi, AKP’li yıllarda yapılan 14 seçimin iktidar açısından en büyük hezimetle sonuçlananı oldu. 31 Mart seçimleri bu gerilemeyi göstermişti fakat AKP kendi eliyle hem topluma hem de kaybettiği an sırtını anında çevirecek yandaşlarına hiç olmadığı kadar zayıfladığını göstermiş oldu. Şimdi, “bir başladı mı devamı gelir, AKP’nin çöküşü hızlanır” beklentileri çok fazla. Ama “zafer sarhoşluğuyla” konuşulmayan çok şey var.

Böylesine politik, seçime katılımın yüksek olduğu bir ülkede üstüne üstlük de neredeyse her yıl seçim yaşanırken, ülkedeki emekçi milyonların gerçek dertleri nasıl oluyor da bu kadar az konuşuluyor ya da gündem oluyor?

Peki AKP’yi zayıflatan ne? Bu sorunun cevabı bundan sonra bu ülkede nasıl yaşayacağımız sorusunun cevabını içinde barındırıyor. AKP her anlamda batırmış durumda ama batarken sadece kendisi değil emekçisi, genci, çocuğu, kadını demeden milyonlarca insanın hayatını da cehenneme çeviriyor.

Cemaatleri, medyası, patronları, bürokratları ve küçük iktidar ortağıyla yarattığı bir cehennem var. Ve bu bir emek cehennemi. Ülkede geçim derdinden kendini yakan ya da intihar eden insanların sayısı her geçen gün artıyor. Son 6 yılda işe bağlı sebepler yüzünden yaşanan intiharların sayısı 5 katına çıkarak 351 oldu. İşsizlik ve işsizlik tehlikesi milyonlarca insanı eli kolu bağlı susmaya zorluyor. Sadece son bir yılda dile kolay bir yılda 1 milyon 300 bin kişi daha işsiz kaldı. Gerçek rakamlarla 7 milyonu aşkın işsiz var. Ve bu katlanarak artacak.

Milyonlarca insan çoluk çocuk demeden geçim derdini bir kambur gibi sırtında taşıyor. Hem de krizin kırbaç darbeleri her geçen gün artarken. Bu iktidar patronların iktidarı. Dolayısıyla krizi halkın üzerine yıkmak için her imkân kullanılıyor. Kriz koşullarında iş güvenliği bir masraf. 2019 yılının ilk beş ayında en az 716 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 16 yıldaysa 21 bini aşkın işçi. Bu sayının içinde çocuklar da var. Eğitim hakkı elinden alınan, istismara uğrayan ve yoksullukla boğuşmak zorunda kalan ailelerin içinde aylık 400 TL maaş alarak haftada ortalama 54 saat çalıştırılan sayıları 2 milyonu aşkın çocuk işçi. Peki okusalar ne fark ediyor; 1 milyon 87 bin üniversite mezunu işsiz var. Ya ağa baba paşa çocuğu olacaksınız ya da perişan. Bu tabloya bir de göçmen işçiler gerçeği ekleniyor. Kendi pisliklerini, aşağılık rant düzenlerini ifşa etmemek için “alın size öfkenizi kusacak kendini savunamayacak garibanlar” denilerek toplumun önüne atılan da en kötü işlerde 3 kuruşa çalıştırılıp toplumda düşman ilan edilen de onlar.

Batık ekonomiyi düze çıkarabilecek araçlardan, üretim kapasitesinden yoksun, uluslararası kapitalist sistemin de gözden çıkardığı bir AKP var.

Evet bir yıkıntı var; AKP yarattığı yağma düzeninin, sokak röportajındaki abimizin tabiriyle leşçi, can alıcı kapitalizmin yol açtığı iş cinayetlerinin, kadın ve çocuk istismarının, yoksulluğun, hayat pahalılığının, geçim derdinin, zamların, rantın, talanın, adam kayırmanın, zulmün, kutuplaştırmanın neticesinde zayıfladı. Ama bu mutlak bir zayıflama ya da çöküş değil. Toplumun gerçek dertlerinin ana gündem haline gelmesi ve bunun etrafında güçlü bir örgütlenme yaratılması şart. AKP’yi ve yandaşlarını, patronlarını bu ülkeden tamamen temizlenin yolu buradan geçiyor. Öyle yapılması, edilmesi lazım deyip kenara çekilecek değiliz. Kenarda köşede ya da sadece seçimde oy kullanarak değil hayatın tam göbeğinde hesap sormak ve bir gelecek kurmak için Ben de Varım demenin tam sırası! Var mısınız?

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı