/ Gündem / Sağlıkta İflas

Sağlıkta İflas

on 22 Mayıs 2018 - 12:39 Kategori: Gündem

Türkiye’nin yaklaşık bir asırlık tarihinde belki de hiçbir iktidar AKP kadar halkın sağlığına zararlı olmamıştı. Yapboz tahtasına dönüştürülen, giderek pahalılaşan ve özel sektörün insafına terk edilen sağlık sistemi, bulunamayan ilaçlar, hastane kuyrukları, iflas eden hastaneler… AKP’nin sağlık politikaları çöküşün eşiğine yaklaşıyor.

Geçtiğimiz süreçte özellikle Türkiye’deki en köklü sağlık kurumlarından olan Cerrahpaşa ve Çapa Tıp Fakülteleri’nin içler acısı hale gündeme gelmişti. Her iki fakültenin toplam borcunun 600 milyon lirayı aştığı, ödemelerini 4 yıl gecikmeli olarak yerine getirebildiği ortaya çıkmıştı. Ek olarak Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin de medikal firmalara olan 250 milyon liralık borcu nedeniyle ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiği ve faaliyetlerini durdurma noktasına geldiği ortaya çıkmıştı. Hastane, bir zamanlar organ nakli konusunda büyük başarılara imza atarken şimdi en temel malzemeler temin edilemediğinden ameliyatlar da yapılamıyor. Yerli medikal şirketleri, hastanelerin döner sermayesine teslim edilmiş ödemeleri alamazken yabancı malzemeler çok fahiş fiyatlarla satış yapıyor. Bu da doların tarihi zirvesindeki ekonomik konjonktürde iflası derinleştiriyor.

Çöküş, sadece devletin kontrolündeki sağlık kurumlarında gerçekleşmiyor. Ekonomik krizin derinleşmesiyle birlikte özel hastaneler de borç batağına saplanırken; altı özel hastanenin mahkemeye başvurarak iflas erteleme talebinde bulunduğu ortaya çıktı.

Maliye Bakanlığı Devrede

Kamu hastanelerinin biriken borçlarını Maliye Bakanlığı karşılama kararı aldı. Fakat Maliye Bakanlığı medikal firmalardan % 27 oranında iskonto isterken, kar oranlarının yüzde 7-10 arasında olduğunu belirten firmalar Bakanlığa tepki gösterdi. İskontoları kabul etmeyen firmaların ödemelerinin belirsiz bir tarihte üniversiteler tarafından gerçekleştirileceği belirtiliyor. Bu durum, kamu hastanelerinin ve üniversitelerin medikal malzeme alımlarını da zora sokuyor. Artan döviz kuru, firmaların bu karanlık tablo nedeniyle kamu kurumlarına fahiş fiyatlardan satış yapmaları hastanelerin de elini kolunu bağlıyor. Borçların vade farkıyla birlikte 3,5 milyar TL’ye yükseldiği aktarılırken, geri ödeme 2020 yılından itibaren 60 ay vadeyle gerçekleştirilecek.

20 Nisan’da  seçim gürültüsü içinde Resmi Gazete’de yayımlanan Maliye Bakanlığı’na ait karar resmi gazetede “Devlete ait üniversitelerin tıp fakültelerine bağlı sağlık hizmeti sunan enstitüleri döner sermaye işletmelerinin ilaç ve tıbbi malzeme alımlarına ilişkin borçlarının ödenmesinde uygulanacak iskonto oranları hakkındaki karar” adıyla yayınlanan karar özetle şunu diyordu: kamu hastaneleri boğazına kadar borca battı ve bunları ödemeleri imkansız. Hükümet olarak alacaklı yüzlerce şirkete 2014’ten beri olan borçları ya yüzde 20’lere varan oranda silmeleri karşılığında ödeme yaparız ya da kısa vadeli olanları uzun vadeye çevirir;açtığınız davaları geri çeker, faizleri unutursunuz, ya da tek kuruş ödeme yapmam! Yani hükümet,  koşulları kabul etmeyen şirketlere borçları ödememe konusunda hüküm yayınlamış oldu. Her fırsatta sağlık sistemini hastane sayısı üzerinden pompalayan AKP’nin 2011’deki bir KHK ile  yürürlüğe sokulan sağlıkta dönüşüm programı tam bir iflasa dönüştü ve hükümet resmi olarak 2017’de programdan tamamen vaz geçti. 

Kriz Nasıl Geldi?

Sağlıkta dönüşüm adındaki program, özel hastanelere bol keseden para yığarak hastane sayısını artırmayı hedefliyordu. Böylece “kuyruklar” bitecek ve vatandaşın gözü boyanacaktı. Oysa özel hastanelerin devlet kasasından söğüşlediği ve vatandaşa “fark” diye gösterdiği ücretler büyük vurguna dönüştü:Özel hastaneler kar etmek için fazladan ve gereksiz tahlil, röntgen, MR gibi yollarla SGK kasasından büyük vurgun yaptı. Devlet hastanelerinde ise sağlık emekçilerinin performans sistemine bağlanması hasta başına düşen muayene süresini neredeyse dörtte bir oranında azalttı. Taşeronlaşma hastane laboratuvarlarına kadar girdi. Kalite düştü, sinirler gerildi, hekimlere ve sağlık personelerine yönelik şiddet zirve yaptı. Devletin  sağlık hizmeti sunumundan tümüyle çekilmesi anlamına gelen bir düzenleme ile hastaneler şirket yöneticileri “vasfındaki” kimselere teslim edildi. Hastane ihtiyaçları döner sermayeye teslim edildi. “Paran kadar sağlık” anlayışı eczanelerde kesilen muayene ücretleri ile gizlenmeye çalışıldı. 

AKP iktidarı sağlıktaki kara bulutları, büyük bir şaşaayla propagandasını yaptığı şehir hastaneleriyle çözeceğini iddia ediyor. Ancak biraz kurcalandığında, şehir hastanelerinin sağlık hizmetlerinin piyasaya olan bağımlılığını artıracağını, zaten toplumun büyük çoğunluğu için ulaşılamaz hale gelen sağlık hizmetlerini bu hastaneleri işletecek olan özel şirketlerin insafına terk edeceğini öngörmek çok da zor değil. Diğer taraftan sağlık emekçileri de iktidarın dayattığı sağlık sisteminin getirdiği kötü çalışma koşullarıyla, tıka basa dolu hastanelerle, bitmeyen kuyruklarla baş etmek zorunda. 

Atama Krizi

15 Temmuz’ dan sonra Menzil tarikatına teslim edilen “Güvenlik soruşturması” nedeniyle bin doktorun ataması yapılmamıştı. Muhalif ya da Alevi kökenden gelen doktorlar açıkta bırakıldı. Oysa diğer yanda hastanelerdeki doktorsuzluk büyük bir kriz boyutuna ulaştı. Kars Kafkas Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde üniversite hastanesinde kamudan KHK ile ihraçlardan sonra doktor kalmadı. Kapılar kilitli. Onkoloji, nükleer tıp, nöroloji, üroloji, cildiye, fizik tedavi, KBB gibi tüm poliklinikler kapalı. Güvenlik soruşturması gerekçesiyle atanmayan doktorlar göreve başlatılmazken hastalar Ezurum’a, tedavi için saatler süren bir yola gidiyor. 

İFLAS

Şu anda tek kuruş dahi ödemeye mecali kalmamış 43 üniversite hastanesinin 6 milyar lira, kamu hastanelerinin ise 11 milyar liraya yakın borcu bulunuyor. Temel sağlık hizmetleri ve aciller dışında ameliyatların, röntgen çekimi randevularının aylar sonraya atılması boşuna değil. Tabii seçmen kızmasın diye özel hastanelere yönlendirilen hastaların maliyeti de bu arada SGK’ya yükleniyor ki, ileride yaşanacak büyük depremin gerilimi asıl orada birikiyor. Nitekim mart ayı itibariyle SGK’nın açığı 34 milyar liraya ulaştı ve eldeki 16 gayrimenkul panikle satışa çıkarıldı.

*Sağlık sistemindeki dönüşümle ilgili ayrıntılı okuma için:

http://sosyalistgundem.com/akp-ve-khklarla-degisen-saglik-sistemi-arzu-gormez/

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı