/ Dünyadan / Röportaj | Sudanlı Rawan Ibrahim:”Ezilenlerin Çığlığı Daha Gür Çıkar”

Röportaj | Sudanlı Rawan Ibrahim:”Ezilenlerin Çığlığı Daha Gür Çıkar”

on 21 Haziran 2019 - 15:00 Kategori: Dünyadan
Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail

Sudan Devrimi, Aralık 2018’de artan gıda fiyatları ve %70’lere varan enflasyona karşı başlayan protesto eylemleri ile tetiklendi. Ama öncesinde de ekonomik krizin halkı vurması yüzünden 2018 yılı boyunca güçlü eylemler düzenlenmişti. Krizin faturasını emekçilere ödetmek için devreye sokulan neoliberal kesinti paketleri emekçiler için büyük kayıplar ifade ediyordu. Elektrik ve buğdayda kamu sübvansiyonlarının kaldırılması halkın sabrını taşırdı. Üstelik diktatör Ömer el Beşir’in yeniden başkanlığa aday olacağını açıklaması, toplumsal gerilimi iyice tırmandırmıştı. Sudan gibi bir ülkede seçimler tamamen düzmece olduğu için Beşir’in tekrardan aday olması başkanlığa devam etmesi anlamına geliyordu. Oysa halk değişim istiyordu. Yolsuzluğa batmış, otoriter ve halkı krize sürükleyen bu diktatöre karşı tahammül kalmamıştı. Aralık 2018’e işte bu şartlarda girilmişti ki ekmek fiyatlarının üç katına çıkarılması kararı eylem dalgasını başlattı. Büyük eylemler, çatışmalar, grevler ve katliamlar ile geçen kahramanca bir sürecin sonucunda ordu, Beşir’in devrilmesini kabul etti. Böylelikle Beşir feda edilecek ama bozuk dikta düzeni sürecekti. Sudan Devrimi böylelikle yeni bir aşamaya girdi, zira eylemciler bu kozmetik değişiklikle yetinmeyeceklerdi. Eylemler sürdü. Eylemlerin liderliğini sürdüren Sudan Profesyoneller Birliği ordu (Askeri Geçiş Konseyi) ile müzakereler yürütüyordu ki 3 Haziran’da büyük ve vahşi bir katliam gerçekleşti. Bunun üzerine halk süresiz genel grev ve toplu sivil itaatsizlik eylemlerine başladı. Grevci işçi önderleri tutuklansa da devrimci sürecin derinleşmesinden korkan Askeri Geçiş Konseyi, Sudan Profesyoneller Birliği ile sivil yönetime geçiş konusunda yeniden pazarlıklara başladı.  

Devrim sürecini ve bundan sonrasını Sudan Devrimi’nin motor güçlerinden olan kadın ve gençlik radikalizminin bir parçası olan  Rawan Ibrahim ile konuştuk. Verilen cevapları, Kuzey Afrika’da süregiden ayaklanma dinamiğinin politik niteliği ve taleplerini somut biçimde yansıtması; Sudan devriminin politik sınırları ile Sudan ve Kuzey Afrika’daki devrimci hareketin öncü aktivistlerinin mevcut bakış açılarını göstermesi bakımından açıklayıcı buluyoruz.

Öncelikle Türkiyeli devrimciler olarak Sudan Devrimi’ni ile kahramanca mücadele eden emekçileri ve gençliği selamlayarak başlamak istiyoruz.

1)Sudan Devrimi’nin Mısır ve Tunus’ta patlak veren devrimlerle çok benzer dinamiklere sahip olduğunu görüyoruz. Ekmek ve özgürlük talepleri, etnik ve dinsel ayrımları aşarak emekçi halkı birleştirmiş görünüyor. Durum gerçekten böyle mi? Sudan Devrimi’nin atmosferini bize tarif edebilir misiniz?

Evet, devrimlerimin nedeni ve hedefleri aynı. Afrika’nın Kuzey bölgesindeki tüm devrimlerin tetikleyicisi, temelde ekonomik enflasyonun beraberinde getirdiği korkunç yaşam standartlarıyla birlikte baskıcı ve yozlaşmış askeri darbe rejimleri. Özellikle Sudan’da, otuz yıl süren tiranlık, yaşam standartlarını kötüleştirdi ve bölgeye yozlaşmış uygulamaların yeni ve köklü bir biçimini getirdi. Rejim, genç kuşakların dayatılan yaşam biçimini kabullenmesi için adeta terör estirdi. Bugün ise insanlar birlik olup ayağa kalktı ve “Artık Yeter!” dedi. Bugün Sudan sokaklarında yaşayan hiç kimse eski hükümete bağlı her zerresinin hesap vermesini sağlamadan evlerine dönmeyecek.

Sudan, kadınların özgürlük çığlığı olarak tarihe geçti.

2) Sudan Devrimi’nde kadınlar ve gençler ön plandalar? Kadın olmanın çok zor olduğu coğrafyalardan geliyoruz. Bu atılımı bize anlatır mısınız?

Sorunuz yalnızca daha önce belirttiğim noktayı kanıtlamaya yardımcı olur. Askeri yönetimin yol açtığı bozulma, dünyanın Sudan’ı kadınların rahatça yaşayamayacağı hatta hayatta kalmalarının bile bir lüks olarak görülebileceği bir ülke olarak görmesine neden oldu. 80’lerin sonlarından önce Sudan’a bakıldığında, kadınların, haklarından yararlandıklarını ve erkeklerle kadınlar arasında pek bir fark olmadığını görülebilir. Sudan halkı bunun farkında ve bu nedenle, eski hükümetin kurumsallaşmış baskısına karşı mücadele eden kadınları ilk günden bu yana devrimin öncüsü olarak görmemiz bizi şaşırtmadı. Cinsiyeti ne olursa olsun, uzun süre susturulanların özgürlük çığlığı kaçınılmaz olarak daha gür çıkar.

3) Emekçilerin grev hareketi Beşir’in dize getirilmesinden kilit rol oynadı. 3 Haziran’daki katliamdan sonra da genel grev ve toplu sivil itaatsizlik ilan edildi. Sınıf hareketi, yoksul köylüler, işsizler ve esnafın durumunu tarif eder misiniz?

Sivil itaatsizlik eylemleri tüm sınıflardan insanları kapsıyor. Devrimin başarısının temel nedeni barışçıl bir yöntemi izliyor olması. Bu sorudaki kaygının, sivil itaatsizlik ve grev nedeniyle temel ihtiyaçlara erişimin nasıl sağlandığıyla ilgili olduğunu sanıyorum. Ancak Sudan halkının kalplerindeki barışçıl anlayış sayesinde temel ihtiyaçlar sorunu paylaşım yoluyla çözülüyor. Bunun o kadar da kolay olmadığını biliyorum ama devrimin başarısı bu zorlayıcı tedbirleri gerektiriyor. Bu zor görevler bizler başarıya ulaşana değin devam edecek. Bugün, sivil itaatsizliğin başarısı Askeri Geçiş Konseyi’ni dize getiriyor ve bu yüzden de bu eylemlerin bir an önce bitirilmesini istiyorlar.

4 ) Eylemlere liderlik eden Sudan Profesyoneller Birliği ve bu arada çatı örgütü olan Özgürlük ve Değişim İttifakı hakkında bize bilgi verir misiniz?

Sudan Profesyoneller Birliği (SPA) doktorların, gazetecilerin ve avukatların sendikalarının bir ittifakı. Kurulduğu 2012 yılından sonra, hükümetin sendikalara yönelik baskısından kaynaklı olarak yasal anlamda tanınmadı.  2016 yılında, profesyoneller birleştiklerinde sahip oldukları gücü fark ettikleri için ve yaşam standartlarındaki düşme nedeniyle gücü giderek büyüdü ve şimdi iktidar SPA’yı tanımak zorunda kalıyor. Şu anda SPA, 17 sendikanın bileşiminden oluşuyor ve devam eden protestoları organize etmek ve eylemlere önderlik etmek gibi önemli bir rol oynuyor. Özgürlük ve Değişim için Birlik’e gelince; SPA, Ulusal Konsensüs Güçleri, Cumhuriyetçi Parti, Birlik Partisi (muhalefet) ve benzerlerini içine alan 22 parti ve kuruluşun bileşiminden oluşuyor. Bugün oynadığı temel asıl rol ise askeri konseyle hükümetin değişimi için pazarlıkları yürütmek ve Sudan halkının düşüncelerini askeri konseye ve dünyaya duyurmak.

5) Askeri Geçiş Konseyi ile yürütülen pazarlıklar ve sivil yönetime geçiş süreci ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Sivil bir kapitalist rejim ne kadar mümkün ve temel toplumsal problemleri ile halkın acil sorunlarını çözebilir mi? Devrimin kazanılması için, bütün Ortadoğu ve Afrika’da da gördüğümüz çözülmesi gereken derin toplumsal sorunları çözmek için sizce ne yapılması gerekiyor?

Öncelikle isteklerimin ve düşündüklerimin şu anki gerçeklikten uzak olduğunu söylemeliyim. Bir yanda yarın sabah

Sivil itaatsizlik eylemleri sırasında yollarda barikatlar da kuruluyor.

ordunun yalnızca hükümetin iradesi altında olan, sadece ülkenin savunulması ve güvenliği ile uğraştığı sivil bir hükümete uyanmak istiyorum. Diğer yandaysa gerçekler başka; gerçeklik,  hiçbir yabancı müdahale olmaksızın bağımsız demokratik bir hükümete başarılı bir şekilde sahip olmamız için herkesin ortaklığını sağlamak üzere halk ve ordu arasında yapılacak bir pazarlığı gerektiriyor. Bu yeni hükümet, halkı arkasına almak için bağımsız kalacağına yemin etmeli, büyüme ve gelişim yolunda ilerlemeli. Dünyanın dört bir yanındaki Sudan diasporası hedeflerine ulaşabilecek ve dünyaya katkı sunabilecek kalburüstü profesyonellere sahip olduğunu kanıtladı. Sudan’da yaşayan insanlar için bu çabaların yaratacağı avantaj ekonomik çıkmazı çözecek ve halkı ileri götürecektir.

6) Sudan’daki İslamcı hareket hakkında bilgi verir misiniz? Devrim süresinde nasıl bir rol oynuyorlar?

Sudan’daki İslamcı Parti, halkın devrimle birlikte uyanmaya çalıştığı bir kabus. Sudan’da halk, İslamcı Parti’ye “Kezan” diyor. Kezan, “Koz” yani metal kupa kelimesinin çoğul hali çünkü İslamcılar kendilerini Koz’dan iman içen müminler şekilde tarif ediyorlardı. Din ne yazık ki aşırılar tarafından kitlelerin beynini yıkayarak rejime destek verdikleri bir araca dönüştü. Be destek, Kezan’ın zenginleşmesinin ve Sudan’ın Müslüman Kardeşler için bir yuvaya dönüşmesinin de önünü açtı.  Devrimin başarısı ile birlikte, halkın Kezan’ın daha fazla kontrol sahibi olmasını istemediği görüldü; insanlar artık dinin geçmişte nasıl manipüle edildiğini görüyorlar.

7) 3 Haziran’daki katliamdan sonra eylemcilerin kampı kaldırıldı ve sokakta yoğun baskı var. Bir yandan da pazarlıklar sürdürülüyor. Eylemler ne durumda, bundan sonra ne olabilir?

3 Haziran’da da görüldüğü üzere bu kadar büyük ve ilerleme potansiyellerine sahip barışçıl bir ülkenin bu duruma düşmesi son derece üzücü. O gün insanlar katliama rağmen şiddetle değil yerlerini koruyarak avazları çıktığı kadar “Silmeeya” (Arapça’da barış) diye bağırarak direndiler. Bu anlar, sosyal medyada da videolarda da net şekilde görülüyor.  Kanın dökülmesini engellemek için dışarıda kamp kurmak yerine insanlar evlerine döndüler ve orada kaldılar çünkü her erkeğe, kadına ve çocuğa vahşice saldırılıyordu. Bir sonraki adımda, insanlar Özgürlük ve Değişim Deklarasyonu kabul edilmesi yolunda ciddi bir adım atılana kadar sivil itaatsizliğe devam edecekler. Bunun akabinde Özgürlük ve Değişim Deklarasyonu’nun uygulamaya konulmasına dek 6 milyonun oturma eylemi alanına geri dönerek neşeli şarkıları söylemeye devam edeceklerini görebiliriz.

8) Sudan ile paralel şekilde Cezayir’de de büyük bir halk hareketi yaşanıyor. Çok farklı bir coğrafya olsa da Fransa’daki Sarı Yelekliler Hareketi de emekçilere yönelik neoliberal saldırıların ardından başlamıştı. Sudan Devrimi’nin öncüleri enternasyonalizm konusunda ne düşünüyor?

Halklar, her türden adaletsizliğe karşı isyan ediyorlar ve ayaklanıyorlar. Bu dönemde, artık insanların bir şeyden haberdar olmamaları, bir şeylerin arkına varmamaları için kontrol kurmak neredeyse imkansız. İnternet, herkese haklarının neler olduğunu, neyin yanlış neyin doğru olduğunu anlamaları konusunda yardımcı oluyor. Enternasyonalizm kaçınılmaz hale geliyor; ister Fransa gibi birinci dünya ülkesinde olun ister Sudan gibi bir üçüncü dünya ülkesinde olun, ne yapılması gerekiyorsa yapılacak: Enternasyonalizm hakları yok sayıldığında her ezilen halka yaşamlarındaki adaletsizliklere karşı eyleme geçmesi çağrısıdır.

Teşekkür ederiz. Umuyoruz Sudan emekçi halkı devrimini süreklileştirerek bütün dünyaya ilham olacaktır.

           

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı