/ Derya Koca / Pinochet’in Hayaleti Şili’den Gitmeli- Derya Koca

Pinochet’in Hayaleti Şili’den Gitmeli- Derya Koca

on 24 Ekim 2019 - 10:37 Kategori: Derya Koca, Dünyadan, Yazarlar
Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail

Dünyanın en pahalı kamusal ulaşımlarından birine sahip olan Şili’de ulaşım zamlarına yönelik öğrenci eylemleri büyük bir halk isyanına dönüştü. 1973’te gerçekleşen CIA destekli Pinochet darbesi 30 bin kişinin öldürülmesiyle uygulamaya konan neoliberalizmin yoksullaştırdığı Şili, bugün aynı halen darbecilerin artıklarından oluşan bir rejimle yönetiliyor. 1988 yılında referandum ile yumuşak bir biçimde iktidardan inen General Pinochet, yaşam boyu senato üyeliği ile adeta onurlandırılmış ve eceliyle ölmüştü. On binlerin öldürüldüğü, kaybedildiği, işkencelerden geçirildiği Şili’de  bugün o kuşağın çocukları geleceksizlik ve rejimin kokuşmuş karakterine isyan ediyor. İsyana karşı başkent Santiago’da ve 16 bölgede OHAL ilan edip sokaklara 20 bin asker salan Devlet Başkanı Piñera, adeta Pinochet rolü oynayarak en az 20 eylemciyi katletti. OHAL ve askere rağmen geri çekilmeyen ve “Bir daha sokaklarda asla asker istemiyoruz” diyerek isyanı büyüten Şili’de 23 ve 24 Eylül tarihleri için bir genel grev çağrısı var. Sokaklar mücadeleye devam ediyor. Barikatlar yükseldi ancak ölümler de devam ediyor. Medya, eylemcilerin taleplerini ve kayıpları gizliyor.

Genel grevin hemen öncesinde tutuşan Piñera, sükunet çağrısı yaparak: “Halkın meşru ihtiyaçları ve sosyal talepleri karşısında Şilililerin bize vermek istediği mesajı alçak gönüllülükle ve net bir şekilde aldık. Yıllardır sorunların yığıldığı ve biz de dahil çeşitli hükümetlerin bu durumun büyüklüğünü idrak edemediği doğrudur. Bu konuda ileri görüşlü olamadığımızı kabul ediyor ve bu nedenle özür diliyorum” dedi. Piñera’dan hemen önce ise, dünyanın en büyük bakır maden şirketi  Quiñenco, 1 Ocak’tan itibaren kendi bünyesindeki işçilerin maaşlarını %60 oranında arttıracağını açıklayarak madenci radikalizmini daha önce pek çok kez yaşamış olan Şili’de adeta “tedbir” aldı. Öğrenci dinamiğinin emekçi radikalizmiyle birleşmesi, Şili egemenleri açısından en büyük felaket senaryosu. Bu yüzden çok sert bir şiddet sokaklara salındı.

Halen Pinochet’in anayasası ile yönetilen Şili’de,  Şili İnsan Hakları Ulusal Enstitisü‘nün açıklamalarına göre ordu, darbe günlerini aratmayan bir işkence ile saldırıyor.  Askerler tarafından gözaltına alınanların şikayetleri ise kan donduran cinsten: çıplak bekletme, kalabalık ve havasız hücreler, dayak,kadınlara cinsel taciz ve işkence. Ayrıca sosyal medyaya düşen görüntülerde, askerlerin sokak aralarında infaz yaptığı, evleri basarak göstericileri gözaltına aldığı da görülüyor.

Şili’de “Sorun 30 peso değil 30 yıl” sloganı popülerlik kazandı. Pinochet artığı rejimin yolsuzluklarına yönelik tepkinin yanı sıra çok temel sınıfsal taleplerle halk isyana katılıyor. Yani aslında ulaşım isyanı gibi başlayan eylemlerde derinlere işlemiş büyük başka toplumsal sorunlar yatıyor. Bu sorunların başında Emeklilik sistemi (AFP) geliyor. Emekliler Şili’de asgari ücretten bile az ücret alıyor. Sağlık hizmetleri yetersiz, halk yeterince hastane ve sağlık personeli olmamasından musdarip. Eğitim kalitesiz ve yetersiz. Bu nedenle yalnızca eğitim için para harcayabilenlerin çocukları iyi bir eğitime devam edebiliyor.Bu, Şili koşullarında emekçi çocukları için doğru düzgün bir eğitim alamamak anlamına geliyor. Su, elektrik, ulaşım gibi tüm temel hizmetler özel şirketlere teslim edildiğinden, hayat pahalılığı en temel ihtiyaçları büyük masraf haline getiriyor.

Şili’de büyük kapitalistlerin sembolü olan ENEL enerji şirketine ait bir gökdelen ateşe verildi.

2015 yılında, dünyanın en yüksek üniversite harçlarının olduğu ülkede bir gençlik ayaklanması yaşanmış; iki kişinin öldürüldüğü radikal ve kitlesel bir mücadeleyle iktidara geri adım attırarak üniversite harçlarını kaldırtmıştı. Bugünlerde gençlik bir kez daha eylemlerin ana motoru. Ancak geniş bir halk desteği de söz konusu.Üniversite ve lise öğrenci dinamiğinin eylemlerine son derece alışkın olan Şili’de emekçilerin genel greviyle başa çıkamayacağını fark etmeye başladı.

Pinera, protestolara son vermek amacıyla muhalefet ve iktidar partileri ile yaptığı görüşme sonrasında hazırlanan ve 10 ana maddeden oluşan ‘Sosyal Gündem’ isimli ekonomik yardım paketini açıkladı.Yardım paketinde, emeklilik ve engelli maaşlarında artış, sağlık hizmetlerinde iyileştirme, asgari ücretten az kazanılmasının önüne geçme, elektrik zammının iptali ve yüksek gelir elde eden sektörlere fazla vergi konulması sözleri verildi. Bu vaatlerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği kısa zamanda ortaya çıkacaktır. Ancak OHAL’in ve gece sokağa çıkma yasağının son bulması şu an söz konusu bile değil. İktidar, baskı ve rıza ile emekçileri genel greve geniş bir katılım sağlamaktan alıkoymak üzere hamle yapıyor. İşçi sınıfı içinde grevin örgütlenmesi zayıf seyrediyor. Saldırılara kitlesel cevap verilmesi konusunda asli unsurun gençlik hareketi olduğu görülüyor. Mecliste 8 koltuk sahibi Komünist Parti başta olmak üzere düzene entegre olan geniş sol unsurların toplumda işçi sınıfının radikalizmini devreye sokmak ya da rejimle kavga etmek gibi bir dertleri olmadığı görülüyor. Zira dün başlayan ve bugün devam eden genel greve çağrı bile yapmadılar.

Siyasal önderliğin zayıf olduğu isyanda dün başlayan genel grev on binleri sokağa döktü ancak grevin tam anlamıyla hayatı durdurduğu da söylenemez. Bankaların işlediği, dükkanların çoğu açık olduğu, metro hatlarının bir kısmı çalışır durumda kaldığı grevin ancak kısmen başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Gençlik hareketinin yarattığı dinamiğin ve halkın isyan duygusunun, iktidarı yıkacak bir güçle donandığını söylemek de şimdilik mümkün görünmüyor.

Arjantin’de de tarihte benzeri nedenler ve yollarla darbe örgütleyen emperyalist darbecilerden bugün halen hesap soruluyor; kayıplar aranıyor, askerler hapis cezaları alıyor. Ancak hem Şili’de gerçekleşen darbenin boyutlarının daha da yıkıcı olması; hem de bu süreçten Arjantin’dekine benzer bir biçimde darbecilerle hesaplaşarak çıkabilmeyi başarmış devrimci örgütlerin yokluğu bugün Pinochet’in hayaleti halen Şili’nin üzerinde dolaşmasının sebebi.

Genel grev için sokaklara dökülen Santiago’da dün on binler yürüdü:

General Pinochet’in bombalarla ve kıyımla yerleştiği Şili’de Pinera iktidarının yoksullaşma, geleceksizlik ve baskıdan bıkan halkın ayaklanmasına verdiği şiddetli cevap şunu bir kez daha gösterdi: Ne Latin Amerika halkları iyi bir gelecek arayışından  baskı ve zorla vazgeçer ne de devrimci bir örgütlenme başarısı ile emekçilerin hareketi olmadan General’in hayaleti kovulabilir.Öğrenci gençliğin cesur ve kararlı mücadelesini Şili’nin radikal emekçi gücüyle birleştirilmesi; 2000’lerin başında sol reformist iktidarları yükselten ancak bugün ne kadar çürümüş oldukları da görülen bu iktidarlardan hesap sormanın tek temeli olabilir.

Şili,neoliberalizmin laboratuvarı olarak görülmüştü. Şimdi ise o Şili’de isyan neoliberalizmle geleceksizliğe sürüklenen  gençliğin omuzlarında. Zenginlere, yoksuzluğa ve pahalılığa isyan büyüyor. Neoliberalizmin 2008 krizi, başladığı günden bu yana dünyayı dalga dalga vurmaya devam ediyor. Krizin yükü ile, Şili’de olduğu gibi dünyanın sokakları da, emekçilerin ve gençliğin öfkesi ile doluyor. Lübnan, Şili, Ekvador,Uruguay, Irak… Sahne, dünyanın sahiplerinde!

 

ISL’nin Şili’deki seksiyonu olan Movimiento Anticapitalista örgütünden yoldaşlarımızın 21 Eylül’de gerçekleştirdiği genel grev çağrısı metni şu şekilde:

Son günler oldukça gerilimli geçiyor, basının sakladığı çeşitli bilgiler dahil polis ve asker şiddetinin neden olduğu yaralı ve ölüler hakkında hiçbir bilgi yok. Medya, sahte haberlerle güçlendirilen bir korku ortamını destekliyor. Bu göz önüne alındığında, hükümet son açıklamalarında şunları doğruluyor: “Güçlü, acımasız bir düşmana karşı savaşıyoruz… Yarın bizim için zor bir gün olacak çünkü iyi biliyoruz ki yarın için hazırlanıyorlar” dedi Devlet Başkanı Piñera.

Ancak bu, mevcut gerçekliğin sadece bir kısmı. Sokağa çıkma yasağına aldırış etmeyen halk, sokaklarda tepkisini barikatlarla, protestolarla gösterdi. Sonuçta baskı altındaki Şili halkının olumlu bir seferberliğine tanık oluyoruz. Fakat mücadele perspektifi belirsiz, çünkü sağlam ve tutarlı bir devrimci önderliğin yokluğunda, hükümet gösterilerin içine sızarak kaos yaratıyor. Bu nedenle; demokrat ve özellikle anti-kapitalist solda olduklarını söyleyenlerin siyasi müdahalesi, örgütlenme, savunma ve destek için imkanlar yaratmalı, panik havasıyla şiddeti ön plana çıkaran gerici faktörlere yer bırakmayıp güçlü olmalıdır.

Bir dönüm noktası. Diktatörlük uygulamalarının devamı yahut hükümeti indirmek.

Toplum enerjik bir şekilde halkın iradesini gösteriyor, sokakların sesi diktatörlükten devralınan tüm politikalara karşı yükseliyor. Bu krizin temelinde, Pinochet’nin uyguladığı neoliberalizmin tüm sosyal ve ekonomik çerçevesi, eski Nueva Mayoria’nın [çn:Yeni Çoğunluk Koalisyonu: merkez sol partiler] politikalarıyla sağın güçlenmesi yatıyor. Üstelik daha ilk krizde, tıpkı bir diktatörlükte olduğu gibi orduyu sokaklara çıkardılar.

Bütün bunlardan dolayı, vadesi dolmuş bir hükümete veya geçmiştin egemenlerine güvenemeyiz. Bu konuyla ilgili, bizi bu krize sokanların modelini tam olarak tartışmadan “yeni bir sosyal anlaşma” peşinde koşan Geniş Cephe (Frente Amplio) ve Komünist Parti ile farklı düşünüyoruz. Bu politika, toplumsal ihtiyaçların karşılanması konusundaki perspektifin ilerlemesine ket vurdu. Ortak cephe örgütü Unidad Social (Toplumun Birliği: içinde Birleşik İşçi Merkezi, Özel Emeklilik Sistemi AFP’ye karşı İşçi Koordinasyonu ve Öğretmenler Birliği’nin olduğu platform), liman işçileri ve çeşitli toplumsal örgütlerin çağrısını yaptığı 21 Ekim Pazartesi günü yapılacak olan genel grevden çekilip hükümet baskısına yol veren bir şekilde kitleyi bölüp yatıştırdığı gibi, herhangi bir eylem çağrısı da yapmadı.

Piñera’nın diktatörce bir zulüm senaryosunu hayata geçirme politikası ile belirginleşen şartlarda, Komünist Parti ve Geniş Cephe liderleri, sokak hareketinin ilerlemesini engelleme, işçiler ve eyleme geçen halk için gerçek bir engel teşkil etme rolü oynamaktadır. Sağın ekmeğine yağ sürenlerin üstesinden gelmek için kendimizi örgütlemeliyiz.

Grev, öz-örgütlenme ve uluslararası dayanışma. Piñera gitmeli!

Halkımızın gösterdiği tepkiler tarihidir; sosyal ve siyasi düzlemde yeni bir sayfa açılıyor. Şili’deki gelişmeler, tıpkı Haiti ve Ekvador’da olduğu gibi,  geleceksizliğin arttığı ve hükümetlerin korku içinde saldırganlaştığı Latin Amerika) ve dünya çapında gelişmekte olan yeni bir durumun yansıması. Bu nedenle Antikapitalist Hareket olarak, 21 Ekim Pazartesi genel grevine güç verme çağrısı yapıyoruz. Ancak, aynı zamanda türden gerici uzantıları saf dışı bırakmak, meşru müdafaayı örgütlemek ve mevcut durumdan sorumlu olanları hedefleyen bir lokomotif yaratmak için toplumsal öz örgütlenmenin güçlendirilmesi ihtiyacını da tekrar vurguluyoruz. Gerçek sorumlular: sadece şimdiki hükümet değil aynı zamanda onun selefleridir. Uluslararası düzeyde medya boykotunu kırmak, Şili devletinin antidemokratik uygulamalarına karşı koordinasyonu geliştirmek ve isyandaki halklarla dayanışmaya aktif olarak katkıda bulunmak için Uluslararası Sosyalist Birlik’teki yoldaşlarımızı geniş bir militanca dayanışmayı yükseltmeye çağırıyoruz.

Movimiento Anticapitalista

 

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı