/ Gündem / Nazım Hikmet Şahsında Telif Hakları, Hiçe Sayma ve Esarete Dönüşmüşken

Nazım Hikmet Şahsında Telif Hakları, Hiçe Sayma ve Esarete Dönüşmüşken

on 15 Ekim 2018 - 15:16 Kategori: Gündem

Telif hakları üzerine uzunca bir yazı yazılmayı hak ediyor ama bugün Nazım Hikmet’in oğlu Mehmet Andaç Borzeçki’nin ölümü vesilesiyle konuyu kısa ve çarpıcı şekilde ele almanın tam sırası.

Türkiye’de uygulanan telif hakları yasası gereğince bir yazar/şair/edebiyatçının eserinin üzerindeki telif hakkı garabetinin bitmesi için ölümünün üzerinden 70 yıl geçmiş olması gerekiyor. Bu süre tamamlanana kadar yasal mirasçıları eserlerin kullanım hakkını çeşitli yayınevleri ile anlaşarak satma hakkı sürdürüyor. Eser üreticisinin ve yasal vasilerinin hakları korunuyor diye pazarlanıyor bize bu hak. Gerçekten mi? Nazım Hikmet’in eserleri örneğinde hiç de öyle olmadığını görüyoruz.

1978’den beri Nazım Hikmet’in yasal varisçisi Münevver Andaç’tan olma oğlu Mehmet Andaç Borzeçki. 2000’li yılların başında Mehmet Andaç Borzeçki, Nazım Hikmet’in eserlerinin telif haklarını bir kitap tekeli olan Yapı Kredi yayınlarına sattı. O tarihten itibaren YKY, internet ortamı da dahil olmak üzere Nazım Hikmet eserlerinin kendi yayınları dışında paylaşılmasına neredeyse ambargo koymuş durumda. Bırakın Türkiye’yi dünya çapında milyonlara mal olmuş komünist bir şairin şiirlerini paylaşmayı engelleyecekler neredeyse. Bütün bir insanlığın kardeşçe paylaşması için hayatının 12 yılını cezaevinde geçiren, geri kalan zamanını da ülkesindeki politik mücadeleden kopmuş olmanın hüznünü taşıdığı sürgünde geçiren Nazım Hikmet’in değerlerine, dünya görüşüne saygısızlık, umursamazlık değil de nedir bu! Kaldı ki Mehmet Andaç Borzeçki’nin Nazım Hikmet’e ayıbı bunlarla da sınırlı değil. Mehmet Andaç, Yunanlı şair ve Nazım Hikmet’in arkadaşı Yannis Ritsos tarafından çevrilen “Kar altında” adlı şiirini besteleyen Yunanistanlı müzisyen Mikis Theodorakis’e de telif hakları davası açmıştı. Nazım Hikmet’in mezarının Türkiye taşınması sırasında yasal vasisi olduğu için onayı alınmaya çalışılan Mehmet Andaç’ın bu çabayı umursamadan “Babam, ruble karşılığında şiir yazan bir adamdı. Hasta annemi ve henüz 3 yaşında olan beni terk ederek yüzüstü bırakan ve başka kadınlara gitmiş bir adam için kılımı kıpırdatmam.” dediği iddia edilmişti.

Yapı Kredi Yayınları’nın yayıma devam ettiği Nazım Hikmet eserlerinin bir kısmında geçmişte Adam Yayınları’nın sahibi Memed Fuat’ın Türkiye’nin o zamanki anti-komünist yasalardan çekinerek eserlerine uyguladığı oto sansürü hala devam ettirmektedir. Geçtiğimiz yıl Nazım Hikmet’in otobiyografik romanı Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim‘de 35 noktada köşeli parantezler içinde üç noktalı […] kesintilerle sansür yaptığı ortaya konulmuş ve bu sansür ayıbına artık son vermeleri çağrısı yapılmıştı. Ancak Nazım Hikmet’i komünist kimliğinden kopararak kendileri için bir para kazanma makinesi olarak gören YKY ve Mehmet Andaç’ın meseleye dair bir açıklama, çaba görülmemişti.

Nazım Hikmet’in hayatını kaybeden oğlu dışında bir mirasçısı var mıdır, bu mirasçı Nazım Hikmet’in komünist kimliğine sahip çıkar mı bilemeyiz ama Nazım Hikmet örneğinden de görüleceği üzere gerçek anlamda sanatsal üretim sanatçıyı da aşarak tarihe, insanlığa mal olduğuna göre telif hakları adına ona yapılan zulümden başkası değildir.

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı