/ Gündem / Nadira Kadirova’ya Ne Oldu?- Demet Koca

Nadira Kadirova’ya Ne Oldu?- Demet Koca

on 7 Ekim 2019 - 13:16 Kategori: Gündem, Kadın
Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail

AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın Ankara’daki evinde eşine hastabakıcılık yapan 23 yaşındaki Özbek göçmen Nadira Kadirova’nın 23 Eylül’de öldüğü haberi geldi. Nadira Kadirova bir yıldır Ünal’ın eşine bakıcılık yapıyordu, Yabancı Öğrenci Sınavı(YÖS) için kursa kayıt yaptırmıştı ve üniversiteye girmek için çalışıyordu.

Ankara Emniyet Müdürlüğü kalbinde kurşun deliği olan Kadirova’nın intihar ettiğini açıklasa da durumun intihardan çok cinayet olduğu yönünde kuvvetli şüpheler var. Nadira’nın ölümünden kısa süre önce yakın arkadaşı Leyla Niyazova ile telefonda görüştüğü, Ünal’ın kendisini taciz ettiğini ve abisinin yüzüne bakamayacağını ve ölmek istediğini söyledi. Savcılığa ifade veren Leyla Niyazova’ya Nadira’ya fuhuş yaptırıp yaptırmadığını soracak kadar ileri gitti. Nadira’nın gönüllü avukatlığını üstlenen Müjde Tozbey, fuhuş ithamının kasıtlı yapıldığını ve olayın üstünün kapatılmak istenildiğini söyledi.

  1. Evde yaşayan herkesin kıyafetlerinden mermi atık izleri alınmadı
  2. Nadira’nın bedeni üzerinde DNA, sperm gibi örneklerin araştırılması yapılmadı.
  3. Nadira’nın kaldığı odada saç,tüy,tükrük,DNA,parmak izi gibi incelemelerin yapılmadığı
  4. Tetiğin çekiş pozisyonu,açısı,mesafesi konusunda teknik incelemeler yapılmadı
  5. Nadira’nın öldükten sonraki çekilen fotoğrafta silahın içinde neden şarjör olmadığı araştırılmadı.

Savcılık ise bütün araştırmaların yapıldığı iddia ediyor.

Otopsi işlemlerinin hızlı bir şekilde apar topar yapılarak cenazenin Özbekistan’a gönderilmesi de olayın üzerinin kapatılmaya çalışmasına yönelik bir başka şüphe uyandıran durum. Abi Muhammed Ali Kadirova Özbekistan da otopsinin yapılmasını istemesi üzerine uzmanların ‘Otopsi yapılacak bir yeri kalmamış’ yanıtı verdiğini;  kendisini vurduğunu iddia ettikleri Nadira’nın iki kurşun deliği olmasına rağmen yakın mesafeden silah kullanıldığında oluşması gereken yanık izlerinin olmadığı ancak çok sayıda morluk olduğunu ifade etti.  Aile, geçtiğimiz günlerde Özbek polisinin “olan oldu, size bir şey olmasın” diyerek tehdit ettiğini kamuoyu ile paylaştı. AKP’nin eli kolu sadece Türkiye’de cinayeti ört bas etmekle kalmıyor, Özbekistan’a kadar ulaşarak ailenin ses çıkarması engellenmek isteniyor.

 Nadira, Başka Bir Rabia Naz Vakası mı?

Şulet Çet,Rabia Naz ve Nadira cinayetleri birbiriyle çarpıcı benzerlikler taşıyor. Şule’de üniversite okurken bir yandan çalışmak zorunda kalıp patronu tarafından öldürülmüştü. Patronun nüfuzu ile üzeri kapatılmaya çalışıldı, psikolojisi bozuk dendi.

Rabia Naz da AKP’li yöneticinin arabasının çarpması sonucunu hayatını kaybetti, olay bizzat AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli tarafından örtbas edildi. Hak arayışına giren baba akli dengesi yerinde değil denerek gözaltına alındı, hastaneye kapatılmak istendi. Haberini yapan Metin Cihan tehtid edildi ve yurtdışına gitmek zorunda kaldı. Şimdi aynı şeyler hem patronu hem de yüksek ihtimalle katili olan Şirin Ünal tarafından Nadira’nın abisi Muhammed Ali’ye yapılmak isteniyor. Hem Özbek polisi tarafından hem de Ünal’ın koruması ve şöforü tarafından ‘konuşmayacaksın kimseye bilgi vermeyeceksin’ şeklinde tehdit ediliyor. Ailenin evinin önünde polisler bekliyor. AKP, ailenin yakasını Özbekistan’da da bırakmıyor.

AKP iktidarı, Rabia Naz cinayetinde de görüldüğü üzere ciddi bir zorbalık üzerine kurulu. İktidarın medya-yargı-siyaset arasında kurduğu derin ilişkilerin bir yansıması olarak AKP’li herhangi bir siyasetçi bu ülkede her türlü pisliğini örter, aklanır hale gelebildi. Tek adam diktatörlüğünün ortaya çıkardığı her türlü yapısal sorun bu yapının çimentosu gibi işlev görüyor.  Milletvekili Ünal biliyor ki kendisinde hesap soracak bir yargı, ifadesini alacak bir emniyet ya da Nadira’nın sesini duyuracak bir merkez medya aygıtı bulunmuyor.  Kadın cinayetlerinin davalarında da çok kez görüyoruz. Katiller sık sık bu mekanizmaya sırtlarını dayayarak kendilerini aklamaya çalışıyor. Sıklıkla da kadınların özel hayatını “namusunu” dile dolayarak en aşağılık söylemlerle bunu yapıyorlar çünkü iktidarın ve onun yargısının zihniyeti de zaten bu zeminden işliyor.

Öğrencisi tarafından silahla katledilen Ceren Damar’ın yakın zamanda gerçekleşen davasında da görüldü; katilin, eski emniyet mensubu ailesi, Ceren’in üzerine utanmazca iftiralar atarak aynı mekanizmayı işletmeye çalışıyor. Kamuoyunun gündemine mal olmuş hangi davaya bakarsak bakalım Nadira’nın bugün başına geldiği gibi katilin iktidarın mekanizmalarına ve kadın düşmanı ideolojisine yaslanarak kendisini aklamaya çalıştığını görüyoruz. Nadira’nın ölümünün kimsesiz, sessiz, göçmen bir işçi olduğu için AKP’li milletvekillerinin nüfuzu ile üzerinin örtülmesine müsaade edilmemelidir.

 

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı