/ Manşet / Kürt Halkının Tarihinden Trajik Bir Sayfa: Mahabad Kürt Cumhuriyeti – Arzu Görmez

Kürt Halkının Tarihinden Trajik Bir Sayfa: Mahabad Kürt Cumhuriyeti – Arzu Görmez

on 17 Ekim 2019 - 22:40 Kategori: Manşet, Tarih
Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail

İlgili resim

Kürt halkı yaklaşık 70 yıllık bir aradan sonra emperyalist-kapitalist sistemin çelişkileri ortasında ayakta kalma mücadelesi veriyor. Tıpkı Suriye İç Savaşı’nın tozu dumanı ortasında doğan Rojava gibi, II. Dünya Savaşı’nın geride bıraktığı yıkıntı üzerinden 1946 yılında Mahabad Kürt Cumhuriyeti yükselecekti.

İran savaş boyunca emperyalistlerin özel olarak önem verdiği bir ülkeydi. Savaş sırasında, daha önce Nazilerle yakınlaşan Şah Rıza 1941’de tahttan indirilirken, Batı İran’da Azerbaycan’ın tamamı ve Kürdistan’ın kuzey kesimleri SSCB’de ve güney tarafı ise İngiltere’nin kontrolüne geçmişti. Mahabad ve Urmiye bölgelerini İran güçlerinin terk etmesiyle birlikte, bölgede yaşayan Kürtler hızlı bir şekilde geride kalan silah depolarına, karakollara el koyuyorlar ve bölgedeki iktidar boşluğunu dolduruyorlardı. SSCB ise başlangıçta bölgedeki Kürt aşiretleriyle anlaştı. SSCB Kürtlerin yarattığı fiili duruma müsaade ederken, Kürt aşiretler de Kızılordu’nun temel ihtiyaçlarını karşılayarak destek oluyordu. Öte yandan Hitler ile Stalin arasındaki saldırmazlık paktına rağmen Naziler tarafından işgal edilen SSCB’ye ABD ve İngiliz yardımları Kürtlerin kontrolündeki bölge üzerinden aktarılıyordu.

Kürt halkının ulusal uyanışı 1942 yılında Komela (Kürdistan Diriliş Topluluğu)’nın kurulmasıyla sonuçlandı. Bu örgüt kısa sürede Kürtler arasında büyük popülarite kazandı, hatta İngiliz işgal bölgesinde de Kürtler arasında örgütlülük yayılırken SSCB müttefiki İngiltere’yi rahatsız etmemek adına karşı çıkıyordu. Örgütün en güçlü olduğu yer ise İran’ın tek karakolunun da basılarak kontrol altına alındığı Mahabad’dı. Özellikle kentin ileri gelen ailelerinden birinin üyesi olan din adamı Kadı Muhammed’in de katılımıyla etkisini iyice artırdı. Örgüt 1945 yılında feshedilerek gelecekte Kürt halkı arasında önemli bir siyasal güce dönüşecek olan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) olarak varlığını sürdürecekti. Kadı Muhammed KDP’nin başkanı seçildi. Bu süreçte Moskova, İran ile yağtığı anlaşmalara da zarar vermemek adına KDP’nin Azerbaycan içerisinde kalmasını istiyordu.

Önemli bir kırılma noktası da 1943-1945 yılları arasında Irak’ta isyan eden ve bu isyanın bastırılmasının ardından 10.000 askeriyle İran’a geçmek zorunda kalan Molla Mustafa Barzani’nin sürece dahil olmasıydı.  Bu dönemde SSCB İngilizlerle işbirliği içinde olduğunu düşündüğü Molla Mustafa Barzani öncülüğünde bir insiyatif gelişmesine karşı çıkıyordu. Fakat Barzani’nin yanındaki İran’a geçişi Kürtlerin yüzyıllardır tarihsel özlemi olan devletleşmenin ön adımı oldu. Kadı Muhammed’in cumhurbaşkanlığında 22 Ocak 1946’da Çarçira Meydanı’nda Mahabad Kürt Cumhuriyeti ilan edildi. Barzani ise cumhuriyetin genelkurmay başkanı olacaktı.

Mahabad Cumhuriyeti’nin kuruluşu Moskova’yı oldukça rahatsız etti. Moskova’nın isteği Kürtlerin ayrı bir devlet kurması yerine 1945’te kurulan Muhtar Azerbaycan Cumhuriyeti içerisinde yer almalarını istiyordu. Bu kabul görmeyince daha önce Kürtlere vaad ettikleri tank, top gibi ağır silahları göndermek yerine sadece 5 bin kadar tüfek göndermeleri manidardı. İran’da Azerbeycan ve Mahabat Cumhuriyet’lerini hiç hoş karşılamamıştı. Dahası savaşın ardından ABD ve İngiltere bölgede SSCB’nin etki alanını genişletecek oluşumlara karşı çıkıyorlar ve bu yönüyle İran’la çıkarları ortaklaşıyordu. Savaş sırasında İngiltere ve SSCB İran topraklarına girerken yapılan anlaşma gereği, bu orduların savaşın bitiminin ardından 6 ay içerisinde İran’ı terk etmeleri gerekiyordu ve İran bu konuda ABD ve İngiltere’yi de arkasına alarak Moskova’ya baskı yapıyordu. En sonunda İran ve SSCB Kızılordu’nun İran’ı terk etmesi konusunda 4 Nisan 1946 yılında gizli bir anlaşmaya vardılar. SSCB’nin bu kararında iki etken söz konusuydu: İlki savaş sırasında Kürt halkının bölgede emniyet açısından taşıdığı işleve artık gerek duymamasıydı. Öte yandan SSCB İran’la anlaşarak ortak bir petrol şirketi kurmuştu ve Kuzey İran’ın petrollerinin işletim hakkı bu şirkete devredilecekti. Ancak SSCB orduyu çekmesine rağmen, İran bu anlaşmaya uymayacaktı.

Azeriler ve Kürtler bu anlaşmadan haberdar değillerdi ve SSCB’nin bölgeden çekilmesiyle birlikte İran ordusuyla karşı karşıya kaldılar. Peşmerge güçleri Barzani önderliğinde bir süre askeri olarak direnmeye çalıştıysa da İran, Türkiye ve İngiliz Hava Kuvvetleri’nin saldırıları karşısında dayanamayarak geri çekilmek ve en sonunda kalan az sayıdaki güçle SSCB’ye iltica etmek zorunda kaldılar. Cumhurbaşkanı Kadı Muhammed ise İran rejimi tarafından cumhuriyetin başladığı yerde, Çarçira Meydanı’nda asılarak idam edildi.

Mahabad, Kürt halkının geçmişinin trajik hikayelerinden biri olarak kaldı. SSCB Kürt halkını kendi çıkarlarıyla örtüştüğü ölçüde desteklerken, meseleye ezilen bir halkın özgürlük sorunu olarak hiçbir zaman bakmadı. İşler değiştiğinde yüz üstü bırakarak zulmün eline teslim etti. Bugün de yaşananlar Mahabad’ın bu trajik öyküsünü anımsatmaktadır. Geçmişten bugüne kanıtlanmıştır ki ezilen halklar için sosyalist bir seçenek yaratmak dışında kurtuluş yolu bulunmamaktadır.

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı