/ Devrimci Perspektif / Krize Karşı Kampanya Nereye: Tamam Mı Devam Mı? – Engin Kara

Krize Karşı Kampanya Nereye: Tamam Mı Devam Mı? – Engin Kara

on 23 Aralık 2018 - 15:06 Kategori: Devrimci Perspektif

Yaklaşık iki aylık bir kampanyanın sonucunda 22 Aralık mitingini geride bıraktık. Şimdi kampanya ve miting sürecinin bir muhasebesini yapıp bundan sonrasına odaklanmak gerekiyor. Bugüne nasıl geldik ve bundan sonra nasıl devam edeceğiz? Bu iki soru birbiriyle bağlantılı. Bu yüzden önce ilkini cevaplayıp, sonra ikincisini değerlendirelim.

Kampanya Süreci Nasıl İlerledi?

Ekim ayının sonlarında, başlangıçta sendikaların girişimiyle bir deklarasyon yayınlanmıştı. Deklarasyonun ardından bir araya gelen sendika, meslek örgütü ve sol gruplar, krize karşı bir kampanya yürütülmesine karar vermiş ve krize karşı emekçilerin taleplerinin yer aldığı bildiriler basılmıştı.

Kampanyanın ilk haftasında gerçekleştirilen bildiri dağıtımlarına yoğun bir katılım gerçekleşse de ikinci haftadan itibaren katılım ciddi oranda düştü. Deklarasyona imzacı olan 20’den fazla sendika-parti-örgüt olmasına rağmen kampanyanın haftalık toplantılarına gelen kurum sayısı 10’u bulmazken, sokak çalışmalarına az-çok düzenli katılan kurum sayısı 5’i geçmedi. Yapılan sokak faaliyetlerinin çoğunda da “dostlar alışverişte görsün” anlayışından öte gidilemedi.

Geçen hafta boyunca açılması planlanan imza stantlarında – enerji iyice düştü. Hafta boyunca her gün açılması planlanan stantlardan tek düzenli açılan, SEP’in sorumluluk aldığı Kadıköy standı oldu. Kararlaştırılan 16 bölgenin önemli bir kısmında hiç stant açılmazken, 4-5 bölgede bir ya da iki günlük stant çalışmaları yürütüldü.

Miting kararının alınması da yine zor bir şekilde başarıldı. Baştan itibaren SEP olarak ortaya koyduğumuz kampanyayı mitinge hedefleme önerisi, kampanya bileşenlerinin ilgisizliğine çarpıyordu. Sonunda, KESK tarafından alınan bölge mitingleri kararı, miting meselesini hızla gündeme soktu ve KESK’in İstanbul mitinginin, kampanyanın ortak mitingi olarak örgütlenmesi kararlaştırıldı.

Sosyalist Emekçiler Partisi olarak, kampanyanın başlangıcından beri ısrarla sokaktaki enerjinin artırılması için çaba gösterdik. Hem toplantılarda bu yönde çağrılarda bulunduk, hem de sorumluluk aldığımız ve katıldığımız sokak faaliyetlerinde enerjik bir çalışmayla kampanya taleplerini öne çıkardık.

Kampanyanın bugüne kadarki gelişiminde partimizin katkıları yadsınamaz. Bunları neden anlatıyoruz? Üyesi olduğumuz partiyi kendimiz övmek için değil. Bırakalım da bu görevi tarih yerine getirsin. Ancak kampanya boyunca bugüne kadar kimin nerede durduğu sorusunun cevabı, kampanyanın (ve doğrudan bütünüyle olmasa bile önemli ölçüde sınıf mücadelesinin de) geleceğini belirleyecek.

Kampanya Bileşenleri ve Miting Değerlendirmesi

Sürecin parçası olduğunu iddia eden grupların bugüne kadarki halleri ise şöyle oldu: Kampanya deklarasyonuna imza koymuş olan DİP, HDP, ÖDP, SYKP, TİP, Yeşiller ve Sol Gelecek, Genç-Sen ve daha ismi sayılabilecek başka örgütler sokak çalışmalarına hiç katılmadı. Belki bir ikisi ilk hafta kampanya açılış çalışmasına göstermelik de olsa katılmıştır… UİDDER toplantılara geldi ancak bir iki çalışma dışında çalışmalara katılmadı. EMEP çalışmalara katıldı ancak neredeyse aldıkları her sorumluluğu ellerine yüzlerine bulaştırdılar; bazen bildiri ve önlük getirmeyi unuttular (!), çoğu zaman sorumluluk aldıkları yerlerde birkaç on dakika içinde çalışmaları sona erdirmeye çalıştılar… EMEP, krize karşı kampanyanın en çok kriz yaratan unsuru oldu! Halkevleri, İDP, Kaldıraç çalışmalara düzenli katıldığını söyleyebileceğimiz kurumlar. Sendikalar cephesinde ise DİSK’ten Limter-İş üzerinden düzenli bir katılım sağlandı. Bunun dışında KESK, TMMOB, TTB’nin de merkezi çalışmalara katkısı yok denecek kadar azdı.

Hal böyle olunca 22 Aralık mitinginin genel anlamıyla durağan geçmesine şaşırmamak gerekir. Emekçi sınıflar adına siyaset üretip bunu sokağa taşıma kapasitesine sahip olmayan gruplardan fazla şey beklenemez. Tüm faaliyeti oturduğu yerden alışılmış siyasi formülasyonların tekrarlanmasından ibaret bir sol çoğunluk mevcut. Sonuçta da 22 Aralık gibi örnekler ortaya çıkıyor. DİSK ve KESK’in, ÖDP’nin, EMEP’in vb.’lerinin bu halleriyle topluma herhangi bir şey sunması mümkün görünmüyor.

Nitekim mitingde de pek çok grubun kurduğu kortejlerin sayıları oldukça küçülmüş oldu. Halkevleri, EMEP, Haziran ismiyle mitinge katılan ÖDP, ESP, Devrimci Parti gibi grupların kortejleri, ortalamalarının çok altındaydı. TİP, kampanyanın bileşeni olmasına rağmen mitinge katılmadı.

Sayı her şey değildir, çeşitli dönemlerde solun sayısal kapasitesi küçülebilir. Ancak asıl sorun, bu grupların artık işi ciddiye bile almadıklarının görülmesi oldu. Sayılan kortejlerde ne bir coşku, ne bir disiplin veya kararlılık görmek pek mümkün değildi. Miting alanı da daha bütün kortejler bile girmeden, harf sırasıyla önden giren gruplar tarafından terk edildi.

Öte yandan, sosyalist bir emekçi siyasetini sokağa taşıyarak mayalayan SEP’in mitingdeki coşkusunu, disiplinini, kararlılığını ve en önemlisi enerjisini de vurgulamak lazım. SEP korteji mitingin açık ara en canlı korteji oldu. Bu enerji, hava boşluğunda oluşmadı. Taleplerini, siyasi hedeflerini sokağa ve kitlelere ulaştırma çabasının solun önünü açacak yegâne pratik tarzı olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Mitingde Troçkist partilerin genel olarak iyi bir görüntü verdiğini de söyleyelim. Stalinist gelenekler niceliksel, daha da önemlisi niteliksel bir yok oluşa sürüklenirken, Troçkistler, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi bu mitingde de alanın en derli toplu görüntüsünü verdi. 

Miting Bitti, Ya Şimdi?

Şimdi kampanya bileşenlerinin önünde önemli bir soru duruyor: Mitingden sonra ne yapılacak? “Görevimizi savdık” mantığıyla yaklaşılıp sokaklardan çekilecek mi? Yoksa kampanyayı genişletmeyi hedefleyip sokaktaki enerjisini artıracak mı?

Bu soru, sınıf mücadelesi, sosyalizm ve devrimcilik iddiasını taşıyanlar için iyi bir sınav olacaktır. Işık vaat edenler, mitingden sonra kampanyanın derinleştirilmesine odaklanacaktır. Son kullanma tarihi çoktan geçmiş olan eğilimler ise önce kulağının üstüne yatacak, sonra sessizce böyle bir kampanyanın varlığını unutturmaya çalışacaklardır.

Sosyalist Emekçiler Partisi, mitingden sonra kampanyanın derinleştirilerek devam etmesi için çaba gösterecektir. Bu yönde samimi olan herkesle de işbirliğine açıktır.

Sokakta birkaç saatlik bir faaliyeti yapacak kadar politik enerjisi ve motivasyonu bile olmayanlar ise bir süre sonra kendilerini kitlelerin gözünden uzakta, tarihin akışına elveda derken bulacaklardır.

 

Buna da göz atın: http://sosyalistgundem.com/krize-karsi-platform-uzerine-engin-kara/

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı