/ Gündem / Kaz Dağları Direnişçisi Baran Doğan İle Röportaj

Kaz Dağları Direnişçisi Baran Doğan İle Röportaj

on 7 Eylül 2019 - 06:56 Kategori: Gündem
Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, gülümseyen insanlar, gökyüzü, dağ, açık hava ve doğa

On yıl kadar önce birkaç kişiyle başlayan Kazdağları direnişi sırasıyla yüzlere, binlere, on binlere, hatta sosyal medyadan da olsa Kazdağlarına sahip çıkan milyonlara ulaştı. Peki nasıl kazanacağız?

On yıldır süren bu mücadele neden bugün gündemde?

Geçen on yıllık sürece baktığınızda hukuk mücadelesinden başka çok bir yolun denenmediğini görebilirsiniz. Kazdağları’nı talan eden Alamos Gold gibi birçok şirkete maden yasası ile alan açan AKP iken, hukuğun sermayenin çıkarlarına hizmet etmekten başka bir işe pek de yaramadığını biliyorken ve AKP hukuğu oyun hamuruna döndermişken bugün salt hukuk mücadelesi ile bir yere varamayacağımızı, umudumuzu buraya bağlayamayacağımızı söylemek gerekir. Yıllarca çok ses getirmeyen Kazdağları için Su ve Vicdan Nöbeti Koordinasyon Komitesi tarafından 26 Temmuz’da çadır nöbeti başlatıldı. Milyonların Kazdağları’na sahip çıkmasına sebep olan şey de mücadelenin gerçekçi bir zeminde verilmeye başlanmış olmasıydı. Bu tarihten itibaren nöbete gelen insanların sayısı günbegün arttı. Alamos Gold iş yavaşlattı. Komitenin ve Çanakkale Belediyesi’nin çağrısı ile 5 Ağustos’ta büyük bir yürüyüş düzenlendi. Kazdağları’na sahip çıkan insanlar mücadele hukuk ile değil halk ile kazanılır mesajı vermiş oldu. Sayı artmaya devam etti, işçiler para alamadığı için istifa etti işler daha da yavaşladı.

Kazdağları’nda neler oldu? Komite neden alanı terk etti?

Nöbetin bu kadar büyüyemeyeceğini düşündüklerini söyleyen komitenin kaygısı sayı arttıkça kontrolü kaybediyoruz düşüncesiyle artmaya başladı.5 Ağustos’ta insanlara “Kazdağları’na sahip çıkın” diye çağrı yapan Çanakkale Belediyesi’yken, 10 Ağustos’ta komite “maden faaliyetleri durana kadar nöbetimiz devam edecek” diye açıklama yapmışken valiliğin “çadırları kaldırın” mesajından sonra belediyenin de içinde olduğu komite bizlere çadırları kaldırın dedi. Doğa katliamının devam ettiği bu alanı terk etmeyeceğimizi söyledik.  Sababa kadar devriyeler atan, ormanda sigara içmeyip meydanlık alanda sigara içme alanları belirleyen, hatta yangına sebep olacak kırılmış cam parçalarını ormandan toplayan bizlerken önümüze valiliğin “yangın çıkabilir” bahanesini koyup çadırları kaldırın diye yinelediler. Biz de yineledik Kazdağları’ndaki faaliyetler durana kadar bir yere gitmiyoruz. Bütün desteğimizi çekeriz dediler. Nitekim çektiler. Bugün Kazdağları’ndaki mücadele bir tane belediyenin desteği ile değil Türkiye’nin hatta Dünya’nın birçok bölgesinden mücadelemize destek olan dostlarla birlikte sürüyor.

Bu mücadele nasıl kazanılır? Neden Kazdağları’na sahip çıkılmalı?

Sadece Kazdağları’nda nöbet tutan yüz insanla bu mücadelenin kazanılmayacağını haftalar öncesinden söylemiştik. Bu mücadele İstanbul, Ankara gibi merkezler başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında milyonlar olarak Kazdağları’na sahip çıkılmadan kazanılmaz biliyoruz. Bu yüzden de 22 Ağustos’ta partilere, derneklere, federasyonlara, meclislere ve Kazdağları’na sahip çıkmak isteyen bağımsız bütün insanlara yaptığımız çağrı ile toplantı yaptık ve ortak bir platform kurma kararı aldık. Çalışmalarımız sürüyor.

Sorun sadece Kazdağları’ndaki 195 bin agaç degil, siyanür de değil. Dünya’nın dört bir yanında bir avuç insan para kazansın diye bu katliamlar yaşanıyor. Ve kapitalizm bu hızla tüketmeye devam ederse kaynaklarımız çok da uzak olmayan bir zamanda son bulacak. Yani bugün Kazdağları’na sahip çıkmak aslında yaşama, geleceğe sahip çıkmak demektir. Her zaman dile getirdiğimiz gibi “Kazdağları’na sahip çıkmak ODTÜ’ye, Cerattepe’ye, Kuzey Ormanları’na, Munzur’a, Hasankeyf’e, Amazon’a ve daha nicelerine sahip çıkmak demektir”.  Sorun her yerde ortak, kazanmak için ortak bir dil ve somut mücadeleye sahip olmak gerekir. Para babaları daha fazla kar etsin diye, dünyanın ve insanlığın geleceğini yok eden sisteme karşı emekçiler, kadınlar ve gençler olarak yaşamı savunmak zorundayız. Onlar bir avuç biz milyarlarız. “Kazdağı Direnişçileri” adına birkez daha tekrarlıyorum:”Paranın yeşiline karşı; hayatı, doğayı, geleceği savunacağız!”

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı