/ Dünyadan / İran’da Petrol Zammı İsyanı – Emre Güntekin

İran’da Petrol Zammı İsyanı – Emre Güntekin

on 17 Kasım 2019 - 14:56 Kategori: Dünyadan, Emre Güntekin
Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail

Dünyadaki isyan dalgasına İranlı emekçiler de katıldılar. Özellikle Lübnan ve Irak’ta yaşanan isyanlardan sonra İranlı emekçilerinde kervana katılması şaşırtıcı değil. İran’da çürümüş Molla rejimine karşı emekçilerin öfkesi yıllardır birikiyor ve zaman zaman kendisini sokaklarda hissettiriyordu.

Geçtiğimiz günlerde yapılan benzin zammı toplumda biriken muhalif enerjiyi yeniden harekete geçirdi. Yeni benzin düzenlemesi ile sürücülere her ay ilk 60 litre için litresi 15 bin riyal (0,13 Amerikan doları) benzin alma hakkı veriliyor. 60 litreden sonraki her litre için fiyatsa 30 bin riyal (0,26 Amerikan doları) olacak. Düzenleme öncesi sürücülerin litresi 10 bin riyalden 250 litre benzin alma hakkı bulunuyordu. Düzenlemeyle birlikte devlet 2,55 milyar dolarlık ek gelir elde etmeyi planlarken, rejimin sözcüleri bu gelirin yoksullara dağıtılacağını öne sürerek düzenlemeyi savunuyor.

Benzin zamlarının ardından kitleler Ahvaz, Hürremşehr, Bircend, Meşhed, Geçsaran, Sircan, Bender Abbas, İsfahan ve Şiraz kentlerinde sokağa çıkarken; İsfahan ve Kirman kentlerinde benzin istasyonları ateşe verildi. Aynı zamanda ülke çapında birçok yol eylemciler tarafından araçlarla kilitlendi. Rejim eylemleri durdurmak için şiddetle müdahale ederken, şimdiye kadar 2 kişinin yaşamını yitirdiği belirtiliyor. Sosyal medyada ise İran içindeki protestoculara Besiç milisleri tarafından çatılardan ateş açıldığı ve ölü sayısının şimdiye kadar açıklanandan daha fazla olduğu, ayrıca 11 kentte yaklaşık 300 kişinin gözaltına alındığı aktarılıyor. Rejim ayrıca bilgi akışının ve eylemlerinin yayılımının önüne geçmek için birçok kentte internet erişimini durdurdu.

Tıpkı Irak ve Lübnan’da olduğu gibi İran’daki isyanın temelinde de emekçi sınıfların yaşadığı ekonomik sıkıntılar, rejimin bulaştığı yolsuzluklar, işsizlik ve baskı politikaları yatıyor. Mollalar rejimi bugüne kadar kanlı bir baskıyla rejimi ayakta tuttu ve rejimin kitleleri ikna etme kapasitesi çökmüş durumda. Uluslararası yaptırımların sıkılaşmasıyla birlikte giderek derinleşen ekonomik kriz yaşam koşullarını zorlaştırırken, rejimin kitlelerin zaman zaman yükselen eylemlerine karşı başlıca dayanak noktası ülkenin üzerine çöken emperyalist abluka oldu. Bugün de Hamaney başta olmak üzere yıllardır tekrarlanan nakaratlar dile getiriliyor. Son eylemlerle ilgili konuşan Hamaney “Devrim karşıtları ve İran düşmanları, bu tür tahribatları ve güvenliği bozucu eylemleri desteklemiştir. Şimdi de bununla meşguller. Her ülke ve toplum için en büyük musibet olabilecek bu tür meseleleri ve güvenliği bozacak eylemleri şiddetlendiriyorlar. Ülkesini seven insan böyle bir işe bulaşmaz.” İran İçişleri Bakanı Abdurıza Rahmani Fazli “Şimdiye kadar müdahale etmekten sakınan güvenlik güçleri, gösterilerin bu şekilde devam etmesi halinde düzeni sağlamak için gerekli adımları atmak zorunda kalacaktır. Tespit edilen kişilerle ilgili yargı da konuya müdahil olacaktır. Göstericilerin uyarıları dikkate almasını diliyorum.” Sözleriyle müdahalenin daha da sertleşebileceğinin işaretlerini verdi. İran Genel Başsavcısı Muhammed Cafer Muntazeri de eylemlerin arkasında dış güçlerin olduğunu iddia ederken, sokağa çıkan kitleleri şu sözlerle tehdit etti: “Bozguncular tarafından ortaya çıkan bu durumdan halk razı değil. Sanal ortamları kullanarak halkı provoke etmeye çalışan, kökleri ülke dışındaki bozguncuları uyarıyorum. Bu faaliyetler suç teşkil edecek ve güvenlik güçleri ile yargı tarafından ciddi şekilde karşılık görecektir.”

Yakın zamanda Irak ve Lübnan’da gerçekleşen protestolarda da Molla rejimi tarafından eylemlerin arkasında ABD, İsrail ve Suudi Arabistan gibi güçlerin olduğu iddia edilmiş; Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı olan Kasım Süleymani’nin Irak’taki isyanı bastırma konusunda paramiliter güçlere rehberlik yaptığı medyaya yansımıştı.

Elbette bu durum Ortadoğu’da emekçilerin mücadelesinin kaderini doğrudan tayin ediyor. Emperyalist rekabet, örgütsüzlüğün hakim olduğu coğrafyada sınıfsal taleplerle başlayan eylemlerin manipüle edilebilmesine olanak tanıyor. Tıpkı İran’da yıllardır olduğu gibi. Geçmişte olduğu gibi ABD de, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo aracılığıyla eylemlere destek açıklamakta gecikmedi. Pompeo yaptığı açıklamada “40 yıllık tiranlığın ardından, gururlu İran halkı hükümetlerinin suistimallerine sessiz kalmıyor. Biz de sessiz kalmayacağız. İran halkına bir mesajım var: ABD sizi duyuyor. ABD sizi destekliyor. ABD sizinle.” ifadelerini dile getirdi. ABD öncülüğündeki Batılı güçler yaptırımlar aracılığıyla İran’daki ekonomik krizin derinleşmesine yol açarken, bu sayede Molla rejimine yönelik toplumsal muhalefetin harekete geçmesini ve bu sayede rejim değişikliğine kapı aralanmasını beklediler. Dolayısıyla eylemlerden ve Molla rejiminin çatırdamasından mutluluk duymaları şaşırtıcı değil.

İranlı emekçiler bu paradoksu nasıl aşacaklar? Bir yanda ülke içerisinde kokuşmuş bir rejim, diğer tarafta mücadelelerini leşe çökmek isteyen bir akbaba gibi tepede dolanarak bekleyen emperyalizm… Her ne olursa olsun İranlı emekçilerin hayatında Molla rejimi varolduğu sürece çok az şey değişecek. Emperyalizmin bir rejim değişikliği sonrası vaad ettikleri ise zaten Irak’ta iflasını tescilledi. Dolayısıyla başta İran olmak üzere Ortadoğu’da değişimin tek yolu sosyalizm mücadelesinden geçmektedir.

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı