/ Dünyadan / İran – Haft Tappeh Şeker Kamışı ve Ahvaz Çelik İşçilerinden “İşçi Şurası” Çağrıları

İran – Haft Tappeh Şeker Kamışı ve Ahvaz Çelik İşçilerinden “İşçi Şurası” Çağrıları

on 22 Ağustos 2018 - 23:21 Kategori: Dünyadan

İran’da bir süredir devam eden toplumsal hareketlilik, işçi sınıfı içerisinde de yankı buluyor. Aylardır çok sayıda işyerinde irili ufaklı işçi eylemleri oldu. Daha önceden de mücadele deneyimi olan Haft Tappeh (Haft Tepe) Şeker Kamışı Fabrikası ile Ahvaz Ulusal Çelik Fabrikası işçileri arasında “işçi şurası” talebi yükseliyor.

Haft Tappeh Şeker Kamışı işçileri 6 gündür grevdeler. İşçiler ücret, sigorta gibi parasal taleplerin yanısıra fabrikaya üretim yapan ve daha önce o civarda yaşayanlar tarafından fabrikanın üretimi amacıyla devlete bağışlanan toprakların devlet tarafından satışa çıkarılmasına da (özelleştirilmesine) karşı çıkıyor. Haft Tappeh’de halihazırda fabrikanın bütün bölümlerini kapsayacak şekilde işçi temsilcileri seçilde ve grevin başından bu yana süreci yönetiyorlar. Haft Tappeh işçi temsilcisi Esmail Bakhshi, işçi şuralarının hem fabrika çapında hem de devlet çapında ekonomik ve diğer sorunlara tek çözüm olduğunu söylediği konuşması dikkat çekiyor.

Ahvaz Ulusal Çelik Fabrikası işçileri ise 5 aydır ödenmeyen maaşları için eylem yapıyor. Ahvaz Çelik işçilerinin eylemlerinde de  işçi temsilcileri / şuraları seçimi talebi ön plana çıkıyor.

Haft Tappeh ve Ahvaz Çelik işçilerinin yaptığı konuşmaları paylaşıyoruz:

 

Esmail Bakhshi (Haft Tappeh işçi temsilcisi), grevin ikinci günündeki (19 Ağustos) konuşması:

Teşekkür ediyorum ki her zamanki gibi burada toplandık. Her yerde kamış işçilerinin talepleri ve sesleri bir, bunu herkes biliyor. Patronlar bizim hakkımızda kara propaganda yapıyor, işçilerin arasında bölünme varmış gibi algı yaratmaya çalışıyor ama biz onların oyununa gelmeyeceğiz.

Bugün ben burada öncelikle itiraz eden bir işçi olarak, ikinci olarak da itiraz eden bir temsilci olarak konuşuyorum. Ben buraya “işçi arkadaşlar siz grev yapmayın, eve dönün, biz patronlarla konuşup sorunları hallederiz” demek için gelmedim. Tam tersine “grev hakkımızdır” diyoruz.

Onlar “Nevroz’dan sonra çok grev oldu ve Haft Tappeh’de durum kötüye gidiyor. Esmail Bakhshi ve ekibi fabrikayı yıkıma uğratmaya çalışıyor.” diyorlar. Biz de cevap veriyoruz: “Tamam, biz konuşma yapmayalım, ama siz de işçilerin taleplerini karşılayın. Her şey yolunda gitsin. O zaman ne grev yaparız ne de fabrikayla derdimiz olur.”.

Daha önce söyledik, “bırakın fabrikanın müdürü de biz oluruz fabrikayı da biz yönetiriz.” dedik. Sonra işçiler 5-6 ay çalıştı, gördük ki fabrikada hiçbir müdür, hiçbir düzen yok. Biz de bu süreçte grevde falan değildik, işçiler üretimdeki kendi görevlerini yerine getirdi. İşçilerin hepsi 60 derece sıcakta işlerini en iyi şekilde yaptı. Şu ana kadar fabrika ayakta kaldıysa, bu, işçilerin birlikte harcadığı emeğin sonucudur. Şu anda birisi gelip “ben bu fabrikanın müdürüyüm” derse, biz de ona “sen bunca aydır neredeydin, biz kendimiz yaptık her şeyi, ne bir müdür vardı ne bir düzen.” diye cevap veririz.

Geçen yıldaki sıkıntıları bir kenara bıraksak da şu an çok sayıda sorun var. İşçilerin sigortalarında sorun var, kime sigorta yapıldığı, kimin sigortasının devam ettiği belli değil. 3 yıldan beri günlük çalışan işçilerin sigortaları hala girilmemiş. Geride kalan ödenmemiş bir sürü maaş var. Bundan sonraki sigortaların ne olacağı belli değil, kimlerin sigortasının devam edeceği belli değil. 2 senedir söz verilen kar paylarını almadık, hakkımız olan paylarımızı cebe indirdiler. Ramazan ikramiyelerimizi de ödemediler. Okullar açılmak üzere, işçi arkadaşlarımızın çocuklarının okul masraflarını karşılamaya gücü yetmiyor.

Ama biz bugün bütün bunlardan geçtik, biz fabrikanın geleceğini düşünüyoruz. Şu an fabrikanın geleceği şüphelidir. 9 aydır fabrika müdürü, fabrikaya ayağını koymadı. Ve 4 aydır hiçbir yönetici fabrikada yok. Bu durumda fabrika büyüyor mu yoksa kapatılması mı düşünülüyor? Biz bu durumdan şüphelendik. Bugünkü toplanmamız fabrikanın geleceği içindir, başka bir amacımız yok.

Biz bütün bölümlerdeki işçilerden temsilciler seçtik ki bütün bölümler temsil edilsin. Tam 1 aydır temsilciler yönetim ofisine gidiyor ama karşımıza tek bir yetkili çıkmadı. Patron her gün fabrikaya başka birini gönderiyor ama yetkisinin ne olduğu belli değil. Biz o gelenlerle sıkıntılarımızı konuşmak istediğimizde “ben bunlar için gelmedim” diyorlar. Biz “patron, nerdesin” diyoruz, nerede olduğu belli değil!

Biz istiyoruz ki maaşlarımız tek seferde yatsın ama patron maaşlarımızı 20 gün boyunca parça parça ödüyor.

İşyerinde iş güvenliği sıfır. Fabrikada bir defa yangın çıkmıştı, fabrikada ne maske var ne eldiven var ne yangına karşı elbise var. İşçileri buna rağmen bu duruma itiraz etmeden o yangını söndürdü.

Bir başka sıkıntı da fabrikanın şeker kamışı tarlaları. Fabrikaya üretim için ve gelecek kuşakların iş bulabilmesi için bölge halkı tarafından devlete bağışlanan tarlaları satmaya çalışıyorlar. Fabrikanın üretim topraklarını özelleştirmeyi planlıyorlar.

Fabrikada öyle bir denetim lazım ki müdüründen işçisine herkesin işini yapıp yapmadığını denetleyecek. Bunu ancak işçi temsilcileri, şuralar yapabilir.

Hiçbir müdürün, yetkilinin işçiye kötü davranma hakkı yok. Ne zaman böyle bir şeyle karşılaşırsanız temsilcilere haber verin, eğer dikkate almazlarsa 4 kişilik üst temsilciler komitesine haber verin.

Şu an İran’daki durumu sadece işçi şuraları kurtarabilir. Devletin bütün işlerini işçi şuraları görmeli. Ekonomik sorunları çözebilecek tek alternatif işçi şuralarıdır.

Başımızdaki sorunların neden kaynaklandığımızı sorduğumuzda “ülkedeki durum”u bahane gösteriyorlar. Soruyoruz “işçiler mi bu duruma getirdi ülkeyi ki işçiler fedakârlık yapsın?”. Bizi sömürenlerin suçlarını işçi sınıfı çekmek zorunda değil.

İşçiler işten çıkartılıyor. Neden işten çıkartıldıklarını sorduğumuzda verdikleri cevap “bütün şirketlerin ekonomik durumu böyle, herkes işten çıkarıyor, biz de çıkarıyoruz.” oluyor. Biz tek bir kişinin bile işten atılmasına karşıyız.

Ürünlerin ilaçlanması meselesi var, bu fabrikanın en zor işi. Bin tane umutla işe çağırdılar o arkadaşlarımızı ancak ne düzgün kıyafetler verdiler, ne eldiven… O arkadaşlarımız bütün işleri yapmalarına rağmen şu an işten çıkartılıyorlar. Birçok arkadaşımızın akciğer ya da cilt sorunları oluştu. Ama patronun işi bittiği için şimdi işten çıkartıyorlar. Nedenini sorduğumuzda “bunları her sene işten çıkartıyoruz, yine aynısını yapacağız.”. Bok yediniz de işten çıkartıyorsunuz! Her sene zulmettiniz, bu sene de etmeye çalışıyorsunuz! Bütün işçi temsilcilerimiz ilaçlama işçilerinin de yanında. İşe geri dönmek o arkadaşlarımızın hakkıdır.

İşçilerin hak ettiği kıdem farkını ödemiyorlar. Bütün işçiler şu an 1 milyon 500 bin tümen maaş alıyor. Ama şu an gerçekte her işçinin maaşı en az 6-7 milyon tümen olmak zorunda. Bunların hepsini görüştük, patron hiçbirini kabul etmedi. Üstüne fazla mesaiyi de kaldırarak ek gelir kapısını da kapatmış oldu.

Bizim kırmızı çizgimiz fabrika topraklarının özelleştirilmesidir. Fabrikanın sahibi işçiler ve bu bölgenin insanlarıdır. Bu bölgenin insanları, buradaki toprakları fabrikaya bağışlamışlardı ki gelecekteki evlatlarına iş olsun. Biz 4 temsilci ayarladık bu bağışlanan toprakları takip etmeleri için. Bu temsilci arkadaşlarımız bütün bağışlanan toprakları araştıracaklar. Eğer yöneticiler soruları cevaplamazsa o yetkilileri teşhir edeceğiz. Fabrikanın toprakları bizim kırmızı çizgimizdir. Bu topraklar işçinindir, başkasının değil. Eğer devlet o toprakları sattıysa buraların parasını işçilere vermek zorunda. Bu bizim hakkımızdır. Devlet gelip bize bu toprakların açıklamasını yapsın! Ne hakla özelleştiriyorsun?

Bu söylediklerimiz bizim şüphelerimiz. Gelip sorularımıza cevap versinler. Kim cevap verecek? Patron ortada yok. Kim cevap verecek? Fabrikada yangın çıkmış, yöneticilerin nerede olduğu belli değil, gelip konuşmuyorlar bile.

Temsilci arkadaşlarımız bütün süreçlere hâkimler. Yöneticisinden işçisine kadar her şeyi denetliyorlar. Eğer bölüm yöneticilerinden şüpheli davranışlar görürseniz temsilci arkadaşlarımıza şikâyet edin.

Ülkedeki ekonomik ve diğer tüm sıkıntılar işçi şuraları eliyle çözülecek. Biz bu durumu Haft Tappeh’de başlattık.

Maaşlarımız tek seferde ödensin dedik, ödenmemiş 3 aylık maaşlarımız ödensin dedik. 20 güne yayarak ödemeye kalktılar. Hala bir grup arkadaşımızın maaşı ödenmedi.

Bugün bizim taleplerimiz maaştan çok öte. Fabrikanın geleceğini düşünüyoruz. Çünkü fabrika bizimdir. Başkasının değil. Birlik olmak zorundayız.

Patron internette sahte sayfalarla işçileri birbirini düşmüş göstermeye çalışıyor. Bilinsin ki işçiler arasında bölünmüşlük yok. Hepimiz biriz.

Bu nasıl şirket ki 4 aydır müdür yok yönetici yok. Birisi gelip cevap versin. Bütün temsilci arkadaşlarımız hazır. Patron ya da şehir yöneticileri, gelip birisi cevap versin!


Esmail Bakhshi, Haft Tappeh grevinin beşinci günündeki (22 Ağustos) konuşması:

5 işçi arkadaşımız haksız yere işten çıkarıldı ve bu yüzden kendilerini ateşe verdiler. Ben onları tanıyordum ama işten atılacaklarından haberim yoktu. Böyle bir şeyi, bir işçiye en ufak zarar gelmesini istemem.

İşçiyi öyle bir duruma getirdiler ki yaşamanın hiçbir anlamı kalmıyor, artık kendisini ateşe veriyor. İşçi arkadaşlarımız kendisini ateşe verdi ama şükür ki hayatları kurtarıldı. Facianın en derin yeri bu değil, başka meseleler var. Patron, arkadaşlarımız kendisini ateşe verdikten sonra onlarla konuştu. Biz işe geri alacaklarını düşünürken o arkadaşlarımıza “siz kendinizi yakıp bizim markamıza zarar verdiniz.” dedi. Birisi de çıkıp sormuyor ki “neden kendinizi yaktınız” diye!

Benim aklıma tek bir söz geliyor. Bu ülkeyi yönetenlerin hepsini bir yere toplayacaksınız ve suratlarına tüküreceksiniz “işe yaramazlar!” diye.

Bugünkü toplanmamızın ikinci konusu, fabrikanın işçiyi koruma komisyonu var. İşin doğru yapılıp yapılmadığını denetlemek için. Ama bu komisyon kaç senedir ne söylediyse hep tersi oldu. Şimdi o komisyona yeni müdür olarak bir komiser atandı. Biz ona demiyoruz ki “burada seninle kavgamız var”. Eğer gelip de işçiyi korursan, hiçbir sıkıntı yok, biz de seni koruyacağız burada. Sen önceden komiserdin, şimdi burada müdürsün. Burada müdür gibi davranmak zorundasın, komiser gibi değil. Burası üretim yeridir, ne karakoldur ne askeriye. Burası Haft Tappeh fabrikasıdır. Burası Tahran karakolu değil, karıştırma. Eğer işçilerin yanındaysan senle oluruz, eğer işçinin karşısında olursan biz de senin karşında oluruz.

Son söz olarak; işçiler temsilcilere soruyor: “bugün grevin 5. günü, ne yapacağız, nasıl devam edeceğiz” diye. Biz temsilciler olarak her zaman sizin yanındayız. Bütün bölüm temsilcileri grevin ve işçilerin yanında olacak her zaman.

12 maddelik talep listesi hazırladık. Siz de aklınıza gelen talepleri iletin, listeyi genişletelim.

Biz temsilciler olarak patronla görüşmeye hazırız. Topu patrona attık. Şimdi sıra onda.

Fakat patrona sesleniyoruz. Bizimle telefonla, mesajla ya da maille iletişim kurmaya çalışma. Gel karşı karşıya oturalım, meseleleri halledelim. Haberin olsun, komiser vs. işe yaramaz. Çözüm istiyorsan karşı karşıya oturup konuşacağız. Başka yol yok.

Ahvaz Ulusal Çelik Fabrikası işçi temsilcisinin konuşması:

Biz işçiyiz. Bütün sermaye bizim elimizle büyüyor. Biz kendi gücümüzün farkındayız. Ben açıkça söylüyorum: tek bir yolumuz var, temsilcilerimizi seçmek ve işçi şuralarını kurmak zorundayız. İşçi şuralarını kurduktan sonra bütün bu sömürücülere dur diyebiliriz. Tam 4 senedir hep fabrikaya birileri geliyor, bize yalan söylüyor, gidiyor. Perdenin arkasında neler döndüğümüzden haberimiz yok.

Süreçten bilgimiz olması için temsilciler seçip görüşmeye göndermemiz gerekiyor. Eğer biz bir şey yapmazsak ve böyle devam ederse hiçbir şey değişmeyecek. Onlar gelip gidecek, bize hikâye anlatmaya devam edecekler. Unutmayalım, önceden de bu yalanları bize satmışlardı.

Yönetimde işçilerden hiçbir temsilci yok. Onların sınıfı bizden başka, onlar zenginliği kaçırıp götürüyorlar, bütün yük işçinin üzerine yıkılıyor.

Onlar bilsin ki bizim de gücümüz çok. Bütün ekonomi bizim elimizde büyüyor!

(SLOGAN: İşçiler ölür ama ezilmek istemez!)

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı