/ Gündem / Hasankeyf’te Sona Doğru: İnsanlık Hafızası Sular Altında! – Rozerin Aktaş

Hasankeyf’te Sona Doğru: İnsanlık Hafızası Sular Altında! – Rozerin Aktaş

on 7 Kasım 2019 - 07:16 Kategori: Gündem
Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail

Kapitalizm ve sermaye; doğaya ve tarihi mirasa saldırmaktan bir gün olsun geri durmuyor. Yıllardır baraj yapımı nedeniyle sular altında kalması beklenen ve yavaş yavaş sona yaklaşılan Hasankeyf örneği de bunlardan birisi.

Hasankeyf’in Geçmişi

Mezopotamya’nın stratejik kalelerinden biri olan Hasankeyf’te ilk yaşayanların kimler olduğu hala da bilinmiyor. Bazı tarihçiler tarafından antik kentin tarihi günümüzden 10.000 yıl öncesine kadar dayandırılıyor. Sular altında kalmadığı takdirde yapılacak arkeolojik çalışmalarla konuya ışık tutulması bekleniyor. Çevresinde bulunan 6 bine yakın mağara insanlığın ilk yerleşim yerlerinden biri olmasının delillerini kuvvetli hale getiriyor. Mağaraların dışında insan elleriyle yapılmış eserler, eski dönemlere ait kültürün ve mimarın günümüze taşınmasında da büyük önem taşıyor. Doğal yollardan oluşan yerler ve insan elleriyle çıkan eserlerin uyumu da Hasankeyf’te bugüne kadar birçok kavmin ve kültürün yaşamını sürdürmesinde büyük önem taşıyor. Çünkü bu şehrin her döneminde yaşamını sürdürmek için gelen medeniyetler, bir önceki tarihi dokuya zarar vermeden medeniyetlerini sürdürmeye devam ettirmiş ve kültürel çeşitliliği besleyerek bu mirası günümüze taşımıştır.

Ortaçağ’da askeri ve stratejik açıdan önemli olan Hasankeyf’in Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler, Osmanlılar vb. birçok medeniyete de ev sahipliği yaptığı biliniyor. M.S. 1101 yılında Artuklular’a başkentlik yapan Hasankeyf, ticari açıdan da Ortaçağ’ın en önemli şehirlerinden biri oldu. 1260’ta Moğol istilasıyla küle dönen şehri Eyyubiler 14. yüzyılın başlarından itibaren yeniden inşa etmeye başladılar.

Hasankeyf’te hala da kime ait olduğu bilinmeyen kaya mezarlar, kaya evler, Ortaçağ’a ait üç üniversitenin kalıntıları, kiliseler, gizli geçitler, kale ve kentin genelinin su ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılan su yolları, yörede yakın zamana kadar tüm bölge buğdayının öğütüldüğü 30’u aşkın kayaya oyulmuş değirmen, eyvanlar ve kaleden Dicle’ye inmek için kullanılan ve kayaların yontulması ile oluşturulmuş 200 basamaklı merdiven bulunuyor.

Bilimsel kaynaklara göre ilk aletli tarımın yapıldığı yer olan Dicle kenarında bulunan ve aynı zamanda baraj suları ile kaplanacak olan alanda gizli olan 100’e yakın höyük, Kalkolitik Çağ’a, Tunç Çağı’na ve en önemlisi Neolitik Çağ’a ait birçok bulguya ulaşılabilmesi açısından önemli.

Ilısu Barajı’nın tamamlanmasıyla insan türünün kökenleri, tarımın başlangıcı ve çok sayıda medeniyetin ayak izleri ve maddi varlıklarına dair olağanüstü kanıtlar da sular altında kalacak.

Bugün “yeşil kapitalizm ve halka hizmet” kostümü giyerek yapılan her şeyi meşru kılmaya çalışan bir sistem ile karşı karşıyayız. Temmuz ayının ortasından beri kapatılan baraj kapakları, baraj göletinin hızlı bir şekilde büyümesine sebep oluyor. Suyun birkaç ay içerisinde Hasankeyf’e varacağı ihtimal ediliyor. Bunun yanında Pazar gününe kadar tarihi Hasankeyf çarşısındaki esnafa da çıkmaları için tarih verilmişti. Bazı esnafların yerlerinden çıkmasının yanı sıra bazıları da son güne kadar kalıp direneceklerini belirttiler. Direneceğini söyleyen esnaflar arasında biri de dükkânını yakarak tepkisini belli etti.

Çarşıda başlanılan yıkıma dur demek için hala geç değil çünkü tahrip edilen alan, taşınan eserler, tüm alanın en fazla yüzde 10’unu oluşturuyor. Yani yüzde 90’ı hala kurtarılabilir. Yıllarca bilinçli olarak tam anlamıyla alan araştırması yapılmayan Hasankeyf’te arkeolojik çalışmaların da sürekli sekteye uğratıldığını da belirtmek gerek.
Kapitalist düzenin olduğu alanda bunların kaçınılmaz bir son olduğunu düşünerek hayatlarımıza devam etmemiz kapitalist düzenin çarkına takılan birer robot haline getirir. Kendi ceplerini doldurmak uğruna tarihi bir mirası bile hiçe sayacak kadar gözleri dönen para babaları karşısında bir robot gibi durmak yerine, sömürülen, talan edilen her alanı her yerde savunmak ve buna karşı mücadele etmek gerekir.

Hasankeyf için hala geç değil!

Hasankeyf sular altında kalmasın!

Facebooktwitterredditpinterestlinkedinmail
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı