/ Gündem / Futbolun Çöküşü, Naki’nin Gidişi

Futbolun Çöküşü, Naki’nin Gidişi

on 30 Ocak 2018 - 10:18 Kategori: Gündem, Kültür-Sanat

Türkiye’de futbolun içinde geçmişte birçok muhalif isim çıkmıştır. Lefterler, Baba Hakkılar, Metin Oktaylar, Çizgi Metinler ülke sporu için hem sportif hem de kültürel anlamda ciddi bir etki yaratmıştı. Fakat futbolun endüstrileşmesine, mafyatik ilişkilerin egemen olmasına, son dönem de iktidarın yoğun müdahalesine paralel olarak geçmişteki örnekleri görme ihtimali giderek azalıyor.

Ülke sporu referandumda evet çağrısı yapan, her koşulda iktidara yağ çeken ve bu sayede milyonları götüren Demirören gibi, Arda gibi, Rıdvan gibilerin eline bırakılırsa başka türlüsünün olması zaten beklenemez.

Daha dün rakı içerken görüntülenen Selçuk İnan’a uygulanan sosyal medya lincini gördük. İktidarın anlayışından en ufak bir sapma yaşayan kolayca hedef tahtasına oturtulup lince maruz kalabiliyor.Bu en basit örneği.

Biraz daha ileri gidip siyasi olarak iktidarın karşısında durursan neler yaşayabileceğini Deniz Naki örneğinde görüyoruz. Deniz Naki gittiği neredeyse her deplasmanda taraftarı ırkçı saldırıların hedefi olan, 60 deplasman maçının 41’ine taraftarını götürmesi yasaklanan ve sürekli futbolun patronlarının sopasına maruz kalan Amed Sportif’in futbolcusu. Oynadığı takım nedeniyle zaten doğal bir hedef. Üstüne Deniz Naki bu ülkede Kürt halkının yaşadığı baskıları protesto ediyor, koluna Che dövmesi yaptırıyor, Sur’daki çatışmalarda yaralananlara destek olmak için imzalı formasını satıyor… Kısaca iktidarın paraya boğduğu, futbolcu kılıklı militanlarının tam tersini yapıyor.

Bu nedenle başı da yıllardır dertten kurtulmuyor.

2014 yılında Gençlerbirliği’nde oynarken Kobani’ye destek vermiş ve bu nedenle Ankara’da 3 kişinin saldırısına maruz kalmıştı. Saldırı sonrasında şu açıklamayı yapmıştı: “Olduğum gibi bir ‘insan’ olarak kabul görürüm veya görmem. Bu insanların kararıdır. Ben saygı gördüğüm ölçüde tüm insanları kökeni ne olursa olsun olduğu gibi kabul ederim. Birbirimizi anlamak için aynı dili konuşmamıza gerek yok. Çünkü hüzün, gözyaşı ve kaderin ne bir dili ne de rengi vardır. İnsan insandır.”

2016 yılında Bursaspor’la oynadıkları maçın sonunda şunları dile getirmişti: “O kadar acıya rağmen benimle konuşurken, barışa dair inancından bahsediyordu. Beni motive edecek kadar inançlı konuşuyordu. Her şeye rağmen barış diyebilmesi ve umutlu olabilmesi beni çok etkiledi. Beyaz Show’da Ayşe öğretmen ‘barış’ dedi, ‘Çocuklar ölmesin’ dedi diye neler oldu gördük. Ne yapalım barış demek teröristlikse en büyük terörist olmayı kabul ediyorum. Ve herkese barış demekten başka çaremiz olmadığını hatırlatmak istiyorum… Ama şimdi bazı cahil insanlar bu sözleri ve simgeleri anlamadan kolayca ‘terörist’ damgası yerleştiriyor. ‘Azadî’ yazılı dövmemle hedef gösteriliyorum ama bunun anlamı özgürlük demektir. İngilizce ‘Freedom’ yazsaydı kimsenin umurunda olmazdı ama bazı kesimler sırf Kürtçe olduğu için rahatsızlık duyuyor.”

Sonuç… Futbol Federasyonu Naki’ye 12 maç men, 19.500 TL para cezası vermişti.

Geçtiğimiz yıl Mersin deplasmanında maç sırasında 3 taraftar sahaya girerek Deniz Naki’ye saldırdı, olası bir facianın eşiğinden dönüldü. Yine geçtiğimiz günlerde Almanya’da silahlı saldırıya uğradı, yine bir faciadan dönüldü. Bütün bunların ardından Deniz Naki Türkiye’ye dönmeme kararı aldı.

Bir zamanlar hem kişiliğiyle hem de sporcu kimliğiyle el üstünde tutulan Metin Oktaylardan, Baba Hakkılardan, Lefterlerden, Çizgi Metinlerden geldiğimiz nokta bu rezillik… Bir yandan iki lafından biri “adamlık” olup, babası yaşında gazeteciye saldıranlar, iktidar yalakalığıyla milyonlar götürenler… Bir yanda Deniz Naki gibi düşüncelerini her ne pahasına olursa olsun savunan, iktidara tepki koymaktan çekinmeyenler…

Deniz Naki Türkiye’den neden gitti? Nedeni belli. Deniz Naki’yi kaybeden bu ülkenin siyasi atmosferi , AKP’nin zehirlediği bu hava oldu. “Sana bu topraklarda ekmek yedirenin de, nefes aldıranın da yedi ceddini!! Türk Devletine işgalci, sömürgeci diyeceksin ve bu cezasız kalacak öyle mi? Bu Deniz Naki denen şerefsiz terörist sevici ile ilgili gereğini yapın!” diye kendisini hedef gösteren Erzincansporlu Erman Kılıç’la aynı sahaya çıkmanın adı futbol mu olacak? Naki, savaş gündeminin yeniden ülkede terör estirdiği bir zamanda kendisini artık güvende hissetmiyor ne sokakta ne sahada ne de bu topraklarda…

Türkiye’de kültür ve sanatı, futbolu ve diğer alanları değerlendirirken temel ölçüt iktidara yakınlık olduğu müddetçe bu topraklar çoraklaşmaya mahkumdur.

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı