/ Devrimci Perspektif / Dolar, Seçimler ve Golan Tepeleri… – V. U. Arslan

Dolar, Seçimler ve Golan Tepeleri… – V. U. Arslan

on 23 Mart 2019 - 13:30 Kategori: Devrimci Perspektif, V. U. Arslan
Erdoğan, Trump’ın Golan çıkışına itiraz edince olan oldu. Dolar’ın zaten bitik durumda olan TL karşısında yeni bir sıçrama yapması için gerekçe aranıyordu, bulundu. Böylelikle AKP’nin seçim öncesi TL’nin değerini yüksek tutma gayreti de boşa çıktı. AKP için nereden baksan kötü oldu tabi. En büyük gayret seçim öncesi ekonomik gündemi konuşturmamak, bunun yerine “iç-dış düşman”, “terörizm”, “beka meselesi” gibi senaryoları halkın üstüne boca etmekti. Seçime kadar her türlü çirkeflik yapıldı ve AKP’nin destek tabanı olan %50’nin mümkün mertebede en geniş kısmının konsolide edilmesi konusunda elden gelen yapıldı. Ama işte seçime bir hafta kala RTE’nin Golan çıkışı pahalıya patlamış olabilir. Tabi AKP cephesinde savunma hazır: “Dış güçler seçim öncesi operasyon yapıyor”, “güçlenen Türkiye’nin önü kesilmek isteniyor” vs vs. Ama krizden bunalan esnaf vb. kesimler “Trump ile uğraşırsan problem oluyor, sen de uğraşma o zaman” pragmatizmine açık durumdalar. Türkiye’de sağcılığın meşrebinde bu faydacı yaklaşım hep çok güçlü olmuştur. Nitekim Trump‘ın bastırınca rahibi nasıl aldığını da herkes hatırlıyor. Bu efelenmelerin boşa olduğunu düşünenlerin sayısı az değil. Bütün bunların “ayrıştır-kutuplaştır-konsolide et” oyununu menfi yönde etkilemesi kaçınılmaz… AKP cephesinde seçimlere yönelik endişelerin artıyor. 
Hemen her Allah’ın günü “en kötüsü geride kaldı” dense de durum vahim. Ekonominin ikinci bir kur şokunu kaldırması mümkün değil. Ekonomik krizler bağlamında 1990’lara dönüş kesinlik kazanıyor. Faizlerin düşmesi imkansız hale geldi bile. Parası olan da harcamayacaktır. Piyasanın durması, işten çıkarmalar ve hızlı yoksullaşma kaçınılmaz. Tırmanacak hayat pahalılığı ile emekçiler gıda almakta bile zorlanacaklar. Neticede AKP iktidarı para bulmak için tıpış tıpış IMF’nin kapısını çalacak. IMF de kemer sıkma isteyecek. Zaten ucuz emek cehennemi olan Türkiye’de emekçilerin sırtına çok daha ağır yükler binecek… Yoksullaşacağımız uzun bir dönem bizleri bekliyor.   
Gelelim RTE’nin savunduğunu ilan ettiği Suriye’nin toprak bütünlüğüne… İyi de o zaman sormazlar mı İdlib ve Kuzey Suriye’yi Şam’a neden vermiyorsun diye? Tam bir saçmalık! Suriye’nin toprak bütünlüğünün koruyucusu kesileceksin sonra emrin altındaki silahlı grupların Suriye toprakları üzerinde fiili durum yaratması için kalkan olacaksın. Üstelik kendine muhalif olan herkesi terör destekçisi ilan edeceksin ama bütün dünyanın gözleri önünde El Kaide‘nin Suriye yapılanması El-Nusra Cephesi‘ne hamilik yapacaksın! Sadece El Nusra’da değil! İdlib’de ne kadar kafa kesen psikopat cani örgüt varsa hepsi desteklenmiyor mu? Kısacası ağzını açtığında terör destekçiliğinden dem vuranlar aynaya bakmalıdır…
Golan… İsrail’in aşırı sağcı fanatik Başbakanı Netanyahu “Golan Tepeleri sonsuza kadar bizim kalacak” demişti. Trump da bunu zamanı gelince onayladı. Suriye yönetimi iç savaşta zayıflayınca bunun olması da beklenen bir şeydi. Bölge, 1967’de Suriye, Ürdün ve Mısır’dan oluşan Arap İttifakı ile İsrail arasında yaşanan “Altı Gün Savaşı” sonucunda İsrail tarafından işgal edilmişti. Altı Gün Savaşları sonunda İsrail, Mısır’dan Gazze ve Sina Yarımadası’nı alırken, Suriye’den de konumu dolayısıyla çok stratejik bir nokta olan Golan Tepeleri’ni aldı. Golan Tepeleri’nin taktiksel açıdan geniş araziye yukarıdan hakim olması sebebiyle çatışma ve savaşlarda büyük bir avantaj unsuruna sahip olduğu tarih sahnesinde sıklıkla gündeme gelen bir detay.
6 Gün Savaşları’nın ardından kaybettiği toprakları diplomatik yollardan ve kurumlardan geri alamayan Mısır ve Suriye, 1973’te İsrail’e karşı bir savaş başlattı. Yahudiler için kutsal bir gün olan Yom Kippur’da başlayan 3 haftalık savaşın sonunda İsrail galip ayrıldı ve 6 Gün Savaşları’nın kazanımlarının da ötesine geçti. Golan Tepeleri üzerinden Suriye’ye ilerleyen İsrail savaşın ardından Suriye topraklarından çekilse de Golan Tepeleri’ni bırakmadı. Golan Tepeleri, 1981’de Tel Aviv yönetimi tarafından tek yanlı olarak ilhak edildi. 
Anti-emperyalizm öyle AKP’nin dandik şovlarına benzemez. ABD-İsrail-Suud bloğunun geriletilmesi için Ortadoğu çapında gerçek bir sosyalist mücadele örülmelidir. Haliyle böyle bir mücadele bölgedeki burjuva despotlarını da hedef alacaktır. Antikapitalizm olmadan anti-emperyalist olunmaz!
Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı