/ Dünyadan / Bolsonaro’nun Seleçao(!)’su – Emre Güntekin

Bolsonaro’nun Seleçao(!)’su – Emre Güntekin

on 7 Kasım 2018 - 02:54 Kategori: Dünyadan, Emre Güntekin

Image result for ronaldinho bolsonaro

Brezilya’da başkanlık seçimlerinde Bolsonaro’ya destek verenler arasında dünyaca ünlü futbol yıldızları da alıyor. Neymar, Liverpool’da oynayan Allison Becker, Manchester City’den Gabriel Jesus, bir dönem Galatasaray’da oynayan Felipe Melo gibi isimler Bolsonaro’ya destek verirken, bir zamanlar yeşil sahalarda efsaneleşen Rivaldo, Ronaldinho ve Kaka gibi yıldızlar da bu kervanda yer aldılar. Bu görüntü bizim açımızdan çok yabancı değil: Türkiye’de her gün futbolcuların ve “ünlü” isimlerin saray rejimine yaranmak için ne taklalar attığına yakından şahit oluyoruz. Kimi maddi çıkar için, kimisi de ideolojik olarak zaten o “mahalle”ye ait olduğu için…

Image result for gabriel jesus paint

Gabriel Jesus 2014 Dünya Kupası sırasında kaldırım taşlarını boyarken…

Brezilya’da ise bu durumun arkasında derin bir çelişki yatıyor. Yukarıda saydığımız ve Bolsonaro’yu destekleyen isimlerin birçoğu onun ırkçı bir şekilde yaklaştığı Afrika kökenli insanların yaşadıkları yoksul favelalardan geliyor. Öyle ki Rivaldo’nun çocukken yetersiz beslenmeden kaynaklı olarak dişlerinin döküldüğü ve ilk antrenörlerinin vücudunun çelimsizliğinden ötürü geleceğinin çok parlak olmayacağını düşündükleri biliniyor. Genç kuşak yıldızlardan Gabriel Jesus’un hikayesi de oldukça çarpıcı: Brezilya’da düzenlenen 2014 Dünya Kupası’nda sokak kaldırımlarını boyayan Jesus’un başı sıkça polisle derde girer. Jesus’u bir vakıf takımını çalıştıran Mamede keşfeder ve bir sandviç karşılığı transfer eder. Jesus antrenmanlara gidecek yol parasını bile bulamaz, her gün 1,5 saatlik yol yürür. Fakat yetenekleri onu dünya futbolunun en görkemli sahnelerinden biri olan İngiltere Premier Ligi’ne taşır. Onların futboldaki başarı hikâyeleri bugün Brezilya’da milyonlarca çocuk ve gencin hayallerini yansıtıyor. Tıpkı Afrika’da olduğu gibi, Brezilya’da da futbol yoksulluk ve sefalet içinde yaşayan milyonlarca çocuk ve genç için bir kurtuluş kapısı…

Image result for kaka religion

Kaka 2007 yılında Milan formasıyla Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu yaşadığı maçın ardından “İsa’ya aitim” yazılı tişörtüyle….

Saydığımız isimler arasında ideolojik olarak Bolsonaro’ya yakın isimler de var. Özellikle zengin bir aileden gelen Kaka’nın ve orta sınıf dindar bir ailenin çocuğu olan Allison Becker’in dine olan bağlılıkları Bolsonaro’ya yakınlaşmaları için önemli bir sebep. Bolsonaro katı Evanjelist bir dini inanca sahip ve Brezilya’da futbolcular arasında dine olan ilgi giderek artıyor. Futbol ve siyaset üzerine çalışmalar yapan Annibal Chaim durumu şöyle açıklıyor: “Brezilya İstatistik Ofisi’ne göre Brezilya’nın yüzde 80’i Hristiyan. Yüzde 25’i ise evanjelik. Bazı insanlar, Tanrı’dan korktuklarını kamuoyu önünde söyleyen adayları bekliyordu, Bolsonaro bunu kampanyasının en başından beri yaptı. Bolsonaro dine vurgu yaptı ve bu da oyuncular arasında yankı buldu. Ortak bir muhafazakârlık.”  

Fakat nasıl oluyor da Rivaldo, Ronaldinho ve Gabriel Jesus gibi futbolcular sınıfsal kökenlerini unutarak, suç oranlarını azaltmak için onların geçmişte yaşadığı dünya üzerindeki baskıyı artıracağını söyleyen, Afrika kökenli göçmenleri aşağılayan Bolsonaro gibi otoriter bir figüre destek verebiliyor? Mesela Ronaldinho profesyonel kariyerinde birçok kez ırkçılığa maruz kaldı. 2014 yılında Meksika kulübü Queretaro’ya imza attığı zaman yerel bir politikacı kendisine “maymun” derken; Barcelona’da oynarken takım arkadaşı Samuel Eto’o’ya rakip taraftarların “maymun sesi” çıkararak yaptığı ırkçı saldırı sonrası sahayı terk etmişti. Siyah ve göçmen kökenli Ronaldinho, Rivaldo ve Jesus’u ve daha nicelerini bir ırkçıyı, dahası yetiştikleri yoksul favelalara kuralsız bir baskıyı savunan faşist bir karakteri seçmeye iten sebepler Brezilya toplumunun çelişkilerinde saklı.

Yapılan araştırmalarda 1980 yılından bu yana Brezilya’da istikrarlı bir muhafazakârlaşmanın var olduğunu gösteriyor. Bunu özellikle kendisini Evanjelist olarak tanımlayanların sayısındaki kitlesel artışte görebilmek mümkün. Kendisini Evanjelist olarak tanımlayanların oranı 1980’de % 6 iken, 2010’da bu oran % 22,2’ye yükseldi. Toplumda kendisini muhafazakâr olarak tanımlayanların oranının ise 2010 yılında % 49 iken, 2016’da % 54’e yükseldiği belirtiliyor.

Image result for seleçao

Futbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi takımı olarak gösterilen Sokrates’lı Bezilya milli takımı diğer adıyla Seleçao…

Sınıf mücadelesinin seyri sanat ve spor gibi alanlarda var olan isimler üzerinde de derin etkiler yaratıyor. Brezilya’nın geçmişinde özellikle Sokrates’la simgeleşen sol bir jenerasyon önemli bir ilham kaynağı yaratmıştı. Sokrates ve arkadaşları sadece sahada değil stadyum dışında da futbol dünyasındaki adaletsizliklere ve Brezilya’da hüküm süren diktatörlüğe karşı mücadele yürütmüşlerdi. 1980lerde takım arkadaşlarıyla birlikte Corintians Demokrasi isimli bir hareket kurdu ve futbolcusundan antrenörüne kulübe hizmet eden herkesin kulübün işleyişi ile ilgili söz hakkı bulunması gerektiğini savundu. Bu sadece futbol dünyasına değil dönemin askeri diktatörlüğüne karşı da bir başkaldırıydı. Sokrates öncesinde de 1970’te dünya kupasını kaldıran Jairzinho, Tostão, Pelé, Rivelino, ve Gerson’lu Seleçao takma adlı Brezilya kadrosunun teknik direktörü olan Joao Saldanha da sıkı bir Komünist Parti militanıydı. Saldanha 1953’te 300.000 kişinin katıldığı grevde önemli roller üstlenen bir eski sendikacıydı.

Ancak içinde yaşadığımız dünyada sınıf mücadelesi adına ilham kaynakları geçmişe göre azalırken; Trump, Erdoğan, Bolsonaro gibi figürler kitleler üzerinde radikal sağ söylemlerle kitleleri kazanmakta başarılı oluyor. Özellikle din, göçmenler, kadınlar, eşcinseller gibi ezilen kesimlere yönelik düşmanlık, suç oranlarının yüksekliği gibi konular bu otoriter figürler tarafından daha fazla forse ediliyor. Toplumsal ayrışmalar derinleştirilirken, kutuplaşan toplumlarda farklı toplumsal gruplar arasındaki karşıtlıklar daha da keskinleştiriliyor. Brezilya’da bunun bir örneği. Türkiye’ye benzer bir şekilde oldukça kutuplaşmış bir toplum mevcut ve Bolsonaro geçmiş PT dönemlerinin başarısızlığını, yolsuzlukları, suç oranlarının yüksekliğini, ırksal ayrımları, yoksulluğu bu kutuplaşmayı derinleştirmek için sonuna kadar kullanıyor. Özellikle sağ muhafazakâr kesimlerde Bolsonaro yolsuzluklar dünyasında seçilebilecek en iyi figür olarak görülüyor.

Brezilya seçimlerinde kitlelerin tercihlerini belirleyen asıl etken ne düşündükleri değil, neye karşı oldukları oldu. Bu kutuplaşma sadece yoksul emekçi sınıfları değil, üst ve orta sınıfları da taraflaşmaya zorluyor. Özellikle mevcut sınıfsal ayrıcalıklarını kaybetmek istemeyen orta ve üst sınıflar bu ayrışmada sağın çekim gücüne daha yatkın hale geliyorlar. Futbolda yaşanan endüstriyel değişimin de futbolcuların tercihlerinde rolü bulunuyor. Yüz milyarlarca dolarlık bir sektörün “emekçileri” olan Brezilyalı futbolcular geçmiş nesillere göre daha ihtişamlı bir dünyanın içinde yaşıyorlar ve bu durum onların siyasal tercihlerini büyük oranda etkiliyor. Brezilya gibi istikrarsız ve sosyal patlamalara açık bir toplumda güven ve istikrar arayışı sınıfsal konum yükseldikçe artıyor. Brezilyalı tarihçi Marcos Napolitano bugün toplumun geneline sirayet eden bu eğilimi şöyle tarifliyor: “Bu kadar çok insanın askeri rejimin Brezilyalılara hangi yolla olursa olsun güvenlik getirmesine veya ekonomiyi iyi yönetmesine inanması gerçekten garip; 1970lerin sonundan bu yana iktidarlar yozlaşmış ve yeteneksiz olarak görülüyorlardı ve suç istatistikleri hükümetlerin politikaları nedeniyle giderek kötüleşiyordu.”. Bolsonaro Brezilya için bu toplumsal meselenin çözümü konusunda toplumun üst sınıflarını memnun edecek bir program açıkladı: Yoksul gecekondulardaki polis baskısının artırılması, polise vur emri verilmesi, okullarda daha sıkı bir güvenlik kontrolü… Ronaldinho Bolsanaro’nun kampanyasını desteklerken attığı tweette bu beklentiyi yansıtıyor: “Daha iyi bir Brezilya için, barış, güvenlik ve birilerinin bize eğlence vermesini istiyorum. Brezilya’da yaşamayı seçtim ve herkes için daha iyi bir Brezilya istiyorum.”. Ayrıca Bolsonaro’nun açıkladığı ekonomik program özelleştirmelerle, neoliberal kesintilerin uygulanmasıyla yoksul emekçileri daha da yoksullaştırarak suça itecek cinsten önlemler içeriyor. Bu program yoksulun daha da yoksullaşması, üst sınıfların ise daha da zenginleşmesini beraberinde getirecektir.

Futbol dünyasında istisnalar yok değil. Eski Lyonlu futbolcu Juninho Pernambucano ise Bolsonaro’ya destekleriniImage result for juninho against bolsonaro açıklayan eski arkadaşlarına karşı şunları dile getirdi: “Palyaçoya kalpten minnettarım. Bizlere, beraber yemeğe oturup yiyeceklerimizi paylaştığımız kişilerin, bu özel zamanın avantajlarını kullanan birer faşist olduğunu gösterdi. Arkadaşım veya akrabam kim olursa olsun, gericiler evimde veya hayatımda hoş karşılanmayacak.” Seçimler öncesinde Atletico Paraneanse kulübü oyuncusu Paulo Andre tweet hesabından “Demokrasi evet! Özgürlüğü savunan güçlere katılmalıyız!” paylaşımını yapmıştı. Ayrıca kulüplerin taraftarlarının oluşturduğu Torcida Organizadas üyesi Corinthians’lı taraftarlar Bolsonaro karşıtı bir mektup yazarak taraftar örgütlerinin Brezilya’nın askeri diktatörlük geçmişindeki mücadelelerini hatırlattı ve aşırı sağcı üyelere örgütü terk etme çağrısı yaptı ve mektupta şunlar belirtildi: “Bizim ideallerimize karşı olan ve geçmiş mücadelelerimizi çöpe atanlar, lütfen, eğer bu adamı desteklemek istiyorsanız, bizim içimizdeki yerinizi bir kez daha gözden geçirin!”

Tüm kutuplaşan toplumlarda olduğu gibi Brezilya toplumu da giderek daha fazla politik girdapların içine giriyor. Geçmişi büyük mücadelelerle dolu olan ancak on yıllardır politik olarak suskun olan Brezilya futbolu da bu girdaba yakalanmış görünüyor. Olağanüstü zamanların özelliğidir: Sıradan insanlar, giderek büyük mücadelelerin parçaları olmaya daha yatkın hale geliyorlar. Brezilyalı futbolcular bunun basit örneği…

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı