/ Dünyadan / Bolsonaro Göreve Sosyalizme Saldırarak Başladı!

Bolsonaro Göreve Sosyalizme Saldırarak Başladı!

on 2 Ocak 2019 - 20:50 Kategori: Dünyadan, Emre Güntekin

Image result for bolsonaro

Brezilya’da 28 Ekim’de yapılan başkanlık seçimlerinde İşçi Partisi’nden rakibi Fernando Haddad’ı geride bırakarak başkan seçilen Jair Bolsonaro yemin ederek göreve başladı. “Tropik Trump” olarak bilinen Bolsonaro’nun göreve başlarken yaptığı konuşmanın içeriği ve sertlik dozajı seçim kampanyasını aratmadı. Bolsonaro konuşmasında ülkeyi “sosyalizmden, ahlaki olarak ters değerlerden ve siyaseten doğruculuktan kurtaracağını” dile getirirken, “Biz insanları yeniden birleştireceğiz, aile kurumunu kurtaracağız, dinlere saygılı olacağız. Dini geleneğimizi savunurken ve (geleneksel) değerlerimizi koruma altına alırken, cinsiyet eksenli ideolojiyle de savaşacağız.” şeklinde konuştu. Bolsonaro kendisinden önce ülkeyi yöneten İşçi Partisi’ni hedef alırken “Sorumsuzluk bizi tarihimizdeki en büyük etik, ahlaki ve ekonomik kriz içine soktu.” ifadelerini kullandı.

Bolsonaro’yu ilk tebrik eden ise şaşırtıcı olmayan bir şekilde ABD Başkanı Donald Trump oldu. Şaşırtıcı değil, çünkü her iki liderin ruhsal yapısı, politik yönelimleri neredeyse birbirinin kopyası. Sola ve sosyalizme düşmanlık, ırkçılık, kadın ve LGBT düşmanlığı Trump, Bolsonaro ve muadillerinin ortak bir şekilde savunduğu politikalar. Trump, Bolsonaro’nun “harika bir yemin konuşması” yaptığını dile getirirken, Bolsonaro da Twitter’da “Cesaretlendirici sözleriniz için teşekkürler Sayın Başkan. Birlikte, Tanrı’nın da koruması ile insanlarımıza gelişme ve refah getireceğiz.” sözleriyle yanıt verdi. Öte yandan Bolsonaro’nun yemin törenine AB ülkelerinden katılan tek lider Macaristan Başbakanı Victor Orban olurken, Benjamin Netanyahu ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’de törene katıldı. Orban da tıpkı Trump ve Bolsonaro gibi ırkçı ve göçmen karşıtı tavrıyla biliniyor. İsrail Başbakanı Natenyahu ise Bolsonaro’dan seçim kampanyası döneminde söz verdiği gibi İsrail Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşımasını bekliyor.

Bolsonaro’nun göreve başlamasıyla birlikte Brezilya’da politik çelişkiler hızla kendisini gösteriyor. Bolsonaro’nun otoriter bir rejim eşliğinde vaad ettiği politikaların ne kadarını yerine getirebileceği meçhul. Bu konuda ilk çatlak İsrail’le olan ilişkiler konusunda kendisini gösterdi. Bolsonaro ile Natenyahu pekâlâ tek devletli çözüm konusunda anlaşabilir, ancak Brezilya’nın agroburjuvazisi bu konuda temkinli. Brezilya yıllardır iki devletli çözümden yana bir tavır gösterirken, Arap ülkeleriyle ekonomik anlamda ciddi ilişkiler içerisindeydi. Brezilya dünyanın en büyük helal et ihracatçısı ve ekonomik çekinceleri Bolsonaro’nun Tarım Bakanı Tereza Dias şu şekilde dile getirdi: “Arap Birliği ülkelerinin büyükelçiliğin taşınması konusundaki tavrı hakkında endişeliyiz.”. Bolsonaro’da İsrael Hayom gazetesine verdiği demeçte “İsrail bağımsız bir devlet. Eğer başkentiniz konusunda bir karar verirseniz, biz de buna göre hareket ederiz. Kampanyam sırasında devlet başkanı seçildiğimde bunu yapıp yapmayacağım sorulduğunda ‘evet’ demiştim.”  ifadelerini kullanarak bu konuda topu İsrail’e atmış oldu.

Çevresel yıkım Brezilya’da yerli nüfusun hayatını da tehdit ediyor. Bolsonaro daha önce Amazon Ormanları’ndaki altın, kalay ve magnezyum gibi değerli madenleri çıkarmanın birincil önceliği olacağını ifade etmiş ve bu doğrultuda yerli nüfusu korumak konusunda bir yaklaşımının olmayacağını belirtmişti. İsrail konusunda çekincede kalan agroburjuvazinin Bolsonaro’nun çevre karşıtı politikaları sayesinde Amazon Ormanları gibi alanlarda daha fazla rant alanı elde edeceği kesin gibi. Bolsonaro, 2019 yılında BM İklim Değişimi Konferansı’na Brezilya’nın ev sahipliği yapması planını iptal ederken, iklim değişimi iddiasının “kültürel Marksizm”in bir söylemi olduğunu savunan Ernesto Araujo’yu Dışişleri Bakanlığı’na getirdi.

İlerleyen dönemde Bolsonaro’nun iktidara gelişiyle Latin Amerika’yı da karışık günler bekliyor. Trump’ın övgüsünü kazanan Bolsonaro Brezilya’nın tarihsel olarak iyi ilişkilere sahip olduğu Küba ve Venezuella gibi ülkelere karşı “yasal sınırlar içinde ve demokratik olarak” ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını ilan etti. Bolsonaro’nun oğlu Eduardo’da, Trump’ın damadı Jared Kushner’i aratmayacak şekilde şimdiden politikaya müdahil olmaya başladı. ABD’ye seyahat eden ve burada Ted Cruz ve ırkçı Breitbart’ın eski CEO’su, Trump’ın seçim kampanyasını organize eden Steve Bannon’la görüşen Eduardo Venezuella’daki Maduro iktidarını “narko-diktatörlük” olarak tanımladı.

Brezilya’da toplumun muhalif katmanlarında ise Bolsonaro’ya karşı temkinli bir bekleyiş hâkim. Bolsonaro şiddeti önlemek amacıyla polis güçlerine vur emri yetkisi tanıyacağını ve bireysel silahlanmayı destekleyeceğini açıklamıştı. Elbette böyle bir durum sadece adli vakalarla sınırlı kalmayacaktır. Bolsonaro’ya muhalefet eden kesimlerin gelecekte güçlü bir şiddet dalgasıyla karşı karşıya kalması olası görünüyor.

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı