/ Dünyadan / Arjantin İşçileri Sendika Bürokrasisiyle Mücadele Ediyor

Arjantin İşçileri Sendika Bürokrasisiyle Mücadele Ediyor

on 16 Nisan 2019 - 13:42 Kategori: Dünyadan

Başını MST ve PO’nun çektiği Mücadeleci Sendika Kurulu,  4 Nisan’da CGT’nin gerçekleştirdiği göstermelik eyleme alternatif olarak kesinti paketine karşı sınıf radikalliğini sokağa taşıdı.

Arjantin, Türkiye ile eş zamanlı olarak ciddi bir ekonomik kriz yaşıyor. 2018’de enflasyon yüzde 47,6’ya yükselerek son otuz yılın rekorunu kırdı. Şubat 2019’da enflasyon gıdada yüzde 53, ulaşım 67,3 olurken barınma, su, elektrik ve doğalgazda yüzde 48,7 oranlarında gerçekleşti. Ocak 2019’da sanayi, bir önceki yıla göre öncesine göre yüzde 10,7, inşaat ise yüzde 15,7 geriledi. Ekonominin ortalama küçülme rakamı ise 2019’un ilk çeyreğinde 1,6 oldu.  Hayat pahalılığı, ekonomik daralma ile birlikte daha da artacak.

Arjantin’in kısa vadeli sorunu nakit akışı sağlanamaması. Hükümet borçları ödeyemiyor çünkü peso, dolar karşısında yüzde 50’ye yakın değer yitirdi.  Kamu borcunun yüzde 70’inin döviz cinsinden olduğu Arjantin’de tehlike çanları çalıyordu ki IMF kapısına dayandı Macri. Nakit akışını sağlamak ve döviz elde etmek için Arjantin adeta faiz şoku yaratmak için faizleri yüzde 69’a kadar tırmandırarak faiz oranını dünyanın zirvesine çıkarttı. 20 Haziran’da 50 milyar dolarlık bir stand-by anlaşması yaptı. Ekim’de kredi anlaşması 57 milyar dolara çıkarıldı. Bu rakam, IMF tarihi için bir rekor. Rekor düzeyde borçlanma ve neoliberalizmin büyük krizi, sosyalist solun dünyada şu an en güçlü ve militan olduğu ülke olan Arjantin’de sınıf savaşının sertleşmesi anlamına geliyor. Emekçilerin haklarına yönelik sert saldırılar ile sosyalist devrimci hareketin savunması sınıf savaşımını ısıtıyor.

Arjantin sermayesinin belini doğrultması için, sağcı Macri iktidarı emekçilere yönelik azgın bir saldırı harekatına girişti. Geçtiğimiz yıl sosyal güvenlik sisteminin delik deşik edilmesi için meclise bir yasa getiren Macri, devasa kalabalıkların sokağa dökülmesi ve sosyalist liderliğin emekçileri militanca örgütlemesi sayesinde avcunu yalamıştı. Ama IMF’nin kemer sıkma paketini her fırsatta farklı alanlardan devreye sokmak konusunda da geri durmuyor. Bütçeyi denkleştirmek adı altında sağlığa ve eğitime ayrılan bütçe azaltılıyor, vergi artışlarıyla halkın cebinden para çekiliyor, kamusal istihdamda azalmaya gidilmesi planlanıyor.  Macri, tam on bir bakanlığın bütçesinde kesintiye gideceğini ilan etti. Ülkenin üçte biri hali hazırda yoksulluk sınırı altında yaşıyor, evsizlik sorununun ciddi bir artış gösterdiği ifade ediliyor. Rakamlara göre, emeklilerin yüzde 70’i temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak duruma geriledi.  Yeni kesinti paketinde emeklilik yaşının yükseltilmesi, bireysel emeklilik sisteminin geri getirilmesi yerini aldı bile.Yani Arjantin egemenlerinin gündeminde ciddi saldırı hazırlıkları var.  

Macri iktidarı devamlı olarak emek düşmanı bir gündemle Arjantin emekçilerine saldırıyı sürekli kılma peşinde.

Peronizm ve Sendikalar

Arjantin, şu an dünyada sosyalist solun en güçlü olduğu ülke. Arjantin, sokakların asla boş kalmadığı, devrimci sosyalist figürlerin toplumda iyi bilindiği, fabrika işgallerinin,  öğrenci dinamizminin, kadın hareketinin kitleselliğinin tarihine damgasını vurduğu zamanlardan geçiyor. Çelişkiler derin! Bir yandan görülmedik bir borç batağına giren iktidar, diğer yandan dünyanın en mücadeleci geleneği.

Sosyalist sol güçlü olmasına güçlü. Milyonlara önderlik ediyor. Yasaları meclisten çektiriyor. Kadın hareketini dünyanın zirvesine taşıyor ancak emeğe yönelik saldırıların püskürtülmesi ve sağcı Macri’nin def edilmesi için sosyalistlerin bir sıçrama yaratması şart. İşçi sınıfını burjuva liderliklerden kurtarmak, bürokrasiyi aşmak gibi somut sorunlar Arjantinli sosyalistlerin karşısında duruyor.

Krizin reçetesini ödememek için işçi sınıfının en geniş birliğinin sağlanması sorunu, sendikal liderlik sorunu ile doğrudan bağlantılı. Çünkü Arjantin’de geniş kesimler tarafından sağcı Macri’ye alternatif olarak görülen Peronizm, sendikal liderliklerin başını tutuyor. Peronist partinin (PJ-Anayasal Parti) lideri Kirchner ise Macri felaketinden sonra yeniden popülerlik kazandı.

Kircher, sendikaların sembolik liderleriyle birlikte.

Kirchner, halktan yana gibi görüntü çizerek krizden bulanmış geniş kesimlerin desteğini almaya çalışıyor. İktidarda olduğu 2007-2015 yılları arasında emek düşmanlığını da ispatlamıştı. 2001’de derin bir kriz yaşayan Arjantin’de varoşlardan başlayan sert bir halk ayaklanması gerçekleşmişti. Piquetero hareketi adı verilen bu hareket ile toplumsal bir canlanma yakalanmış ve sol ivmelenmişti. Bu ivmenin rüzgarıyla Kirchner bazı kısmı reformları kısmı ekonomik toparlanmanın etkisiyle sağlamıştı. Bu nedenle Kirchner solda bir isim olarak görünüyor ancak kriz içindeki ülkede kapitalistlerin daha kuralsız ve dizginsiz sömürü koşulları istediği ülkede krizden çıkış nasıl olacak? Emekçinin reçetesinde bunlar olamaz. Kapitalistlerin kesinti reçetesi de “halkçı” olmak için fazla “burjuva”. Kirchner bu nedenle burjuva bir iktidar olarak kaçınılmaz biçimde IMF’nin programını uygulamak zorunda. İşçi sınıfının PJ’den koparılması solun ilerlemesi için adeta bir engeli daha aşmak olacak.Boğazına kadar yolsuzluğa batmış, emek ve sol düşmanlığı konusunda en az Macri kadar kararlı; IMF bütçesi ve kesinti paketleri konusunda da Macri’nin en sadık destekçisi olan Kirchner’e yönelik destek toplumsal kutuplaşma sayesinde ayakta kalabiliyor. Sosyalistlerin gerçek bir alternatife dönüşebilmesi bu kutuplaşmayı emekçiler lehine aşabilir.

PJ ve Kirchner yoksulların desteğini kazanmak için 70’lerden bu yana tarihsel olarak elinde tuttuğu mekanizmaları kullanıyor. İşçi sınıfı mücadelesini geriye çekmek için de aynı mekanizmalar işliyor. Bunun başında da sendikal bürokrasi geliyor. Peronizm, CGT (Genel Emek Konferederasyonu) ve CTA (İşçilerin Merkezi Birliği) gibi ülkenin iki büyük sendika konfederasyonunun bürokrasisi Peronistlerin elinde. CGT, 3 milyon üyesiyle dünyanın en büyük sendikalarından biri olarak biliniyor. Arjantin’de her beş işçiden biri, her örgütlü üç işçiden biri CGT üyesi.

CGT bürokratları. Fondaki görselde Peronlar yer alıyor.

Arjantin’de ekim ayında gerçekleşecek olan başkanlık seçimi için, Peronizmi işçi sınıfını Macri’den kurtarmak için kendisine yedeklemek üzere kullandığı bir sürece dönüşüyor. Sendikal bürokrasi de işçi sınıfını seçimlere yedeklemek üzere ciddi bir pasifizm örgütlemekle meşgul. Sendikal bürokrasinin  “Grev için gerekli ortam yok”, “Endüstrimizi korumalıyız” “zaten çok eylem yaptık” bahanelerini fiilen aşan radikal sınıf eylemlerine ihtiyaç var. 8 Mart’ta büyük kadın hareketinin dalgasını “radikalleşmemek” adına grev ilanına dönüştürmemek de yine bu sendikal bürokrasinin sayesinde olmuştu. Geçtiğimiz yıl harekette Peronizmin ağırlığı kadın hareketinde daha güçlü iken ilan edilen 8 Mart grevi bu sene (sosyalistlerin kadın hareketinin liderliğini kazanmasının da etkisiyle) Peronizmin seçim çıkarları nedeniyle yapılmadı. 1 Mayıs’a giderken de CGT sendikal konfederasyonu zaten tatil olan 1 Mayıs gününde grev ilan ederek “mücadele ciddiyetini” de ortaya koymuş oldu.

 7 Mart 2017’de CGT’nin mitingde işçiler sendika bürokrasisini konuşturmamıştı. Sahneyi işgal etti ve kürsüyü sahneden kaçırmıştı. Sahne işgali eyleminden görüntüler:

Macri’nin IMF programını desteleyen burjuva liderliğin işçi sınıfına başka bir seçenek sunmasını beklemek boşa. Ya da sınıf radikalizminin ilerlemesinden rahatsızlık duyması kadar normal bir şey de yok. Kirchner, iktidara geldiğinde sınıf radikalizmiyle uğraşmak istemiyor. Programı, şu an kapitalizmin belini doğrultmak ve reçeteyi işçilere ödetmek olacak. Sosyalist solun, işçi sınıfının sıçramasını sağlaması için bu engeli aşması gerekiyor. Bu engeli aşmak, Arjantin toplumunda solundan aşırı sağına pek çok rengi bulunan Peronizmin, işçi sınıfı üzerindeki hegemonyasını kırmak ve anti-kapitalist eylemi solun şu an var olan sınırlarının dışına taşımak anlamına geliyor. Bu, Arjantin’de sosyalizm mücadelesinin geleceğini belirleyecek olan çok önemli bir kavga.

 Bürokrasiye Karşı Radikal Sınıf Muhalefeti

Peronizmin ve sağın diğer varyasyonlarının  elindeki bürokratik sendikal mekanizmanın kırılması için sendikalarda işçi sınıfının taban radikalizminin örülmesi gerekiyor. Bu taban hareketini yaratmak üzere MST ve PO’nun başını çektiği bir Mücadeleci Sendika Kurulu hareketi örgütleniyor. Temel talepler şunlar:

  • Derhal 36 saatlik genel grev ilan edilmesi.
  • Ekim ayını beklemeden Macri ’den ve IMF’den kurtulmak.
  • Sendikalarda taban meclisleri
  • Maaşların otomatik güncellenmesi
  • Ücretlerin temel ihtiyaç paketine  eşitlenmesi
  • Sendikal bürokrasiyi aşmak için demokratik ve mücadeleci bir liderlik yaratmak

Bu taleplerle sosyalistler, sendikal bürokrasinin karşısına militan sınıf sendikası eylemleri koyarak, taban inisiyatifi örgütleyerek işçi sınıfının mücadelesini bir adım öteye taşımaya çalışıyor.

FIT (Sol Emek Cephesi)’nin büyümesi, genişlemesi, ve bu cephenin başat unsuru olan PTS’nin sekter tavrına bir sonra vermesi elzem. Kardeş örgütümüz MST solun sokakta, sendikal mücadelede ve seçimlerde solun birliğini savunuyor. Sosyalistlerin somut bir  birleşik sınıf mücadelesini yaratması bu tarihsel dönemeç için tarihi bir öneme sahip. Solun geniş ortak cephesi ile “Macri ve Peronizm” kutuplaşmasını sınıf mücadelesinin genişlemesi lehine aşmak çabası şu an solun olası tıkanması önündeki tek seçenek. Solun, üçüncü bir cephe olarak toplumda alternatife dönüşmesi gerekiyor. Yaklaşan 1 Mayıs, Arjantin işçi sınıfı için önemli bir gösterge olacak.

Sendikalarda, sokaklarda, hareket içinde ve seçimlerde solun bölünmüşlük sorununu aşması Arjantin’de sosyalist devrim olanaklarını muazzam ölçüde büyütme potansiyeli taşıyor.

.

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı