/ Dünyadan / ABD Dışişlerinde Bir İşkenceci!

ABD Dışişlerinde Bir İşkenceci!

on 17 Mart 2018 - 01:34 Kategori: Dünyadan, Emre Güntekin

ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz günlerde attığı bir tweetle Dışişleri Bakanı Rex Tillorson’ı görevden alırken, yerine CIA Başkanı Image result for mike pompeoMike Pompeo’yu atadı.

İkilinin bugüne kadar İran ile yürütülen müzakereler, Kuzey Kore ve Kudüs gibi meselelerde farklı düşündüğü biliniyordu. Donald Trump görevden alma kararını duyurmasının ardından yaptığı açıklamada “Rex ve ben uzun zamandan beri bu konuyu konuşuyoruz. Aslında iyi anlaşıyorduk fakat bazı konularda farklı görüşlere sahiptik. İran anlaşmasına baktığımız zaman, bence bu berbat. Galiba onun için çok fazla sorun yoktu. Ben ya (İran anlaşması) koparmak ya da bir şey yapmak istedim, o ise farklı düşündü.” diyerek meseleyi bir nevi özetledi.

Trump geçtiğimiz Ekim ayında, Kuzey Kore ile müzakereyi savunan ve bu konuda Çin yönetimiyle görüşmeler yaptığı sırada Tillorson’a twitter üzerinden “Enerjini boşa harcama Rex. Yapılması gerekeni yapacağız” sözleriyle yanıt vermişti. Bunun üzerine Tillorson’ın Pentagon’la yapılan bir toplantıda Trump’a moron dediği iddiaları gündeme gelmişti.

Tillorson göreve getirildiğinde Cumhuriyetçi Parti’nin John Mccain gibi bazı neoconları tarafından özellikle Exxon Mobil ceosu olduğu dönemde Putin ve Rusya ile yakın ilişkiler kurmakla ve Amerikan dış politikasının çıkarlarına aykırı görüşlere sahip olmakla eleştirilmişti. Pulitzer ödüllü ABD’li gazeteci Tillorson’un dışişlerinin başına getirilmesini “Trump aslında Dışişleri Bakanlığı’nı da, bütün hayatını hissedarlarının çıkarlarını korumak adına paralel dışişleri bakanlığı benzeri bir yapı oluşturmaya ve ABD yönetiminin çıkarlarına uysun uymasın, yabancı liderlerle yakın ilişkiler kurmaya adamış bir adama teslim etmiş oluyor.” sözleriyle özetlemişti.

Amerikan diplomasisinin tepesinde yaşanan bu ani ve uygulanışı itibariyle sarsıcı değişimin uluslararası yansımalarının olması kaçınılmaz. Sonuç olarak Pompeo’da Tillorson’da sonuna kadar Amerikan kapitalizminin çıkarlarına hizmet edecektir. Fakat hizmet ediş biçimlerindeki farklılık özellikle bölgesel ve uluslararası sorunların geleceği üzerinde önemli etkiler yaratacaktır.

Tillerson, Amerikan medyasında Exxon’daki üst düzey iş kariyerinin etkisiyle bakanlığa getirilmesi ve herhangi bir politik geçmişe sahip olmaması nedeniyle eleştirilirken; Trump üzerinde dış politika konularında belirleyiciliğinin olmadığı aktarılıyordu. CIA Başkanlığı öncesinde Kansas senatörü olan Pompeo ile birlikte ABD Dışişleri’nin politika belirlemede daha aktif hale geleceği belirtiliyor.

Yeni dışişleri bakanı Mike Pompeo, Trump’ın şahin politikasıyla kanı uyuşacak isimlerin başında geliyor. CIA Başkanlığı döneminde bunu kanıtlamıştı. Pompeo Ortadoğu’da İsrail’in güvenliğini her şeyin önüne koyan, İran ile müzakerelere karşı çıkan, Kuzey Kore’ye karşı sertliği savunan politik yönelimiyle Dışişleri Bakanlığı döneminde de Trump’ı mutlu edecektir.

Pompeo Ekim ayında yaptığı bir konuşmada İran’ı “despotik teokrasi”, “haydut bir polis devleti” olarak tanımlarken, Trump’tan İran Devrim Muhafızları’nı terörist bir grup olarak tanımlamasını talep etmişti. Ayrıca Devrim Muhafızları’nı “gücünü ve etkisini Ortadoğu boyunca genişleten tehlikeli bir imparatorluğun bekçisi” olarak gördüğünü dile getirmişti.

Ayrıca Kuzey Kore ile ilgili olarak “…Umut ediyorum ki bu rejimi sistemden ayırmak için bir yol bulacağız. Kuzey Kore halkı, eminim, güzel insanlar ve onun gittiğini görmekten mutlu olacaklardır.” ifadelerini kullanmıştı.

Bu ifadeler gelecek dönemde ABD’nin dış politikada daha şahin bir yönelime girebileceğini ve uluslararası gerilimleri daha da sıkılaştırabileceğini gösteriyor.

Pompeo’dan boşalan CIA Başkanlığı koltuğuna ise ilk kez bir kadın getirildi. Gina Haspel CIA’in en tepesindeki isim oldu.

Haspel de en az Pompeo kadar tartışma yaratabilecek figür… Muhafazakârlık, katı İslam karşıtlığı, dış politikada şahinlik… Amerikan neocon geleneğinin bütün genlerini en az Pompeo kadar siyasi kimliğinde taşıyor.

Haspel adı özellikle 11 Eylül’ün ardından yapılan işkence, adam kaybetme gibi neredeyse bütün insanlık dışı uygulamalarda gündeme geliyor. CIA tarafından geri kalmış ülkelerde El Kaide üyelerinin tutulduğu gizli hapishanelerin oluşturulmasında ve yönetiminde aktif rol oynamıştı.

Bir kötü haber de AKP’ye verelim. Yeni Dışişleri Bakanı Pompeo 15 Temmuz darbesinin ardından “Cevad Zarif ve İran hükümeti Erdoğan’ınki kadar demokratik – ikisi de totaliter İslami diktatörlükler” tweetini atmıştı. Eğer aradan geçen sürede Pompeo’nun görüşleri keskin bir değişim yaşamadıysa AKP’nin diplomatik olarak kapalı kapılar ardında rahatça pazarlık edebildiği Tillerson dönemi kadar rahat olamayacağı görülüyor.

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı