/ Gündem / 89 Sendromu ve CHP – V. U. Arslan

89 Sendromu ve CHP – V. U. Arslan

on 11 Temmuz 2019 - 10:38 Kategori: Gündem, V. U. Arslan

CHP, devamcısı SHP (1983-95)’yi de dahil edersek koca tarihi boyunca üçüncü (veya 1973’ü de katarsak dördüncü) seçim başarısını 31 Mart yerel seçimlerinde elde etti. Bundan öncekiler 1977 ve SHP’nin kazandığı 1989 seçimleriydi.

SHP 1989 yerel seçimlerinde 3 büyük ilin yanı sıra toplam 67 ilin 39’unun belediye başkanlığını kazanmayı başarmıştı. Yıllardır iktidarda olan Turgut Özal liderliğindeki ANAP neo-liberal politikalarla emekçileri bezdirdiğinden sanayi ve hizmetlerin yoğunlaştığı şehirlerde emekçiler SHP’yi iktidara taşımıştı. 1987’den itibaren güçlenen ve zirvesine 1989’da çıkan işçi eylemlerinin rüzgarları işçi haklarını savunuyor gözüken SHP’nin yelkenlerini şişirmişti.

Ama SHP’nin yerellerdeki deneyimi, emekçilere dönük hiçbir açılım getirmediği gibi kötü yönetim ve yolsuzluklarla anılır olmuştu. Üstelik 1991’de Demirel ve Çiller ile hükümet kuran SHP’li liderler İnönü ve Karayalçın, ekonomik krizin ve neoliberal programın sorumlusu oldular. DYP-SHP iktidar dönemi, Türkiye’nin geçirdiği en kötü deneyimlerden birçoğuna tanıklık edecekti.

Neticede 1989’da zirveye çıkan SHP, suda eriyen tablet gibi hızla erimeye başladı. 1994 yerel seçimleri bu nedenle Türkiye’nin bugünlerinin şekillenmesindeki dönüm noktalarından biri oldu. RTE %25’lik bir oyla İstanbul’a belediye başkanı seçildi. Ankara ise uzun Melih Gökçek travmasını yaşamak zorunda kalacaktı.

Gökçek’in karşısına toplam 3 sosyal demokrat adayın çıkması, aslında bu partilere dair çok şey anlatıyordu. Nihayet Gökçek sadece 6 bin oy farkla seçilebildi. Oysa SHP adayına rakip çıkan DSP adayı Korel Göymen 111 bin oy, Baykal’ın liderliğinde yeniden kurulan CHP’nin adayı da 30 bin oy alacaklardı. Ankara’ya ve Türkiye’ye Melih Gökçek bu şekilde armağan edildi. 1999’da ise Melih Gökçek yine %1 farkla seçimi alırken CHP’li Çankaya Bld Başkanı Doğan Taşdelen DSP’den aday olup %10.6 oy alacaktı. Bu özet tablo, burjuva partileri olarak SHP-CHP geleneğinin tepeden tırnağa nasıl bir çürüme içerisinde olduğunu gösteriyordu. Böylelikle İslamcılara kapılar ardına kadar açıldı. Sonrasını biliyoruz.

Bugün ve 89 Mukayesesi

CHP 30 yıl aradan sonra ilk defa seçim kazanınca akıllara hemen 1989 seçim başarısı geldi. 3 büyük kentin yanı sıra Adana, Antalya, Mersin gibi büyük şehirlerin kazanılması, AKP karşıtı cephede büyük fırsat olarak görülüyor. Ama aynı zamanda korkular da konuşuluyor. Basına düştü, “CHP 89 travmasını yaşamak istemiyor”muş. Peki 89 sendromu tekrarlanır mı? Yani CHP’li belediyeler 1989’da olduğu gibi yeniden fiyaskoya imza atarak bir kez daha Tayyip ve Gökçekgillerin önünü açabilir mi?

“89’daki fiyasko tekrarlanır” demek pek kolay değil. Çünkü şartlar bambaşka. CHP o zamanki SHP’ye göre daha çok emekçi dostu değil kesinlikle. CHP zamanın SHP’sine göre daha sağda, sol kanat bir partiden daha çok merkez parti görünümünde. Yani SHP’nin kuyruğuna takıldığı neoliberal politikalara CHP de göbekten bağlı, hatta sermaye dostu bir sistemi biz daha iyi uygularız havasındalar. Normalleşme isteyen Türkiye büyük sermayesinin en güçlü ve en sınıf bilinçli unsurları da bu açıdan CHP’ye destek olmaktalar. İmamoğlu da İstanbul’a seçildikten sonra büyük şehir belediyesi genel sekreterliğine KOÇ’un eski CEO’sunu boşuna atamadı.

Diğer taraftan 1989’un Türkiyesi ile 2019’un Türkiyesi arasında dağlar kadar fark var. Türkiye AKP diktası ile öyle bir cenderenin içerisine girdi ki CHP’nin 1989’da olduğu gibi ultra gevşek bir çizgi izlemesi mümkün değil. Toplumsal basınç ve gerilim çok büyük. AKP karşıtı kamuoyundan CHP’li belediyelere dair gelecek olan basınç çok büyük olduğu gibi AKP iktidarı da CHP’li belediyelerin tepesine çullanmak için fırsat kollayacak. O yüzden yolsuzluklara bulaşmak ve kötü yönetimle anılmak pek kolay değil. CHP’ye kefil olacak değiliz, ama basınçlar çok büyük. CHP’nin çok rahat olduğu Muğla gibi Trakya gibi yerlerde benzer gevşekliklerin, ikbal avcılığı ve kötü yönetim gayet olası. Nitekim son seçimlerde CHP’nin kaybettiği Zonguldak gibi şehirler bu durumun fatura edildiğini gösteriyor. Diğer taraftan güç bela kazanılan büyük şehirlerde durum farklı olacaktır. Nitekim 1994’te olduğu gibi koltuğa yerleşemeyen eski CHP’lilerin DSP’ye geçmesi son seçimde de yaşandı, ama parti tabanı da büyük sancıların etkisi altında bu tarz ayak oyunlarına ve kişisel hırslara prim vermedi.

Emekçiler CHP’den emekçi yanlısı bir belediyecilik beklememeli. Ama burjuva anlamda bile çalışkan imajı veren, reklamını iyi yapan, çıkar bağlarını ve ekonomik imkanları iyi kullanan belediye başkanlarının güçlenerek yollarına devam ettiğini biliyoruz. SHP tel tel döküldüğünde bile Kocaeli’de Sefa Sirmen, Gaziantep’te Celal Doğan bu imajlarıyla uzun zaman ayakta kalmayı başarmıştı. Yine Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen böyle bir yönetim sergileyerek popüler olmuştu. Ama örneğin HDP ellerinde tuttuğu belediyelerde bu tarz örnekler bile sergileyemediği için haklı olarak başarısız bulunuyor. Kısacası 89 sendromunun yaşanmaması için CHP’nin illa ki Fatih Maçoğlu gibi halkçı-katılımcı bir belediyecilik örneği sergilemesine gerek yok. Burjuva belediyecilik anlamında bile belirli bir etkinlik sergilense CHP başarılı bulunacaktır.

SHP’nin 89 sendromundaki önemi bir ayak da Kürt sorunun ağırlığı altında partinin ezilmesiydi. O dönem Türkiye tarihindeki en kanlı dönemlerden biriydi. Mesele o kadar sertti ki SHP ayakta kalamadı. Bugünkü konjonktürde ise AKP ne kadar CHP’yi PKK ile eşleştirmek isterse istesin istediğini alamadı, hatta bu tarz çabalar ters tepti.

89 fiyaskosundaki bir başka boyut da yerelden sonra SHP’nin genelde de koalisyonun küçük ortağı olarak hükümete gelmesiydi. Hükümetteki neoliberal performans fiyaskoyu kesinleştirdi. Ama bugün iktidara yapışmış bir AKP var. CHP’nin iktidara ortak olma koşullarının oluşması için ekonomik krizin boyut atlaması ve AKP’nin kontrolü iyice kaybetmesi gerekir. CHP’ye iktidar ortaklığının kapıları açılırsa, işte o zaman, 89 sendromu bağlamında şartlar değişir. Zira RTE ve AKP’ye havlu attıracak denli büyük bir ekonomik kriz karşısında CHP’nin neoliberal reçete dışında bir alternatifi olmayacaktır. CHP zaten bu yolun yolcusudur. İktidarın ortağı olup emekçi düşmanlığının yürütücülüğüne soyunmak, işte bu, 89 fiyaskosunu garanti edecektir. Bu ikilemi yaşayıp durmamak için emekçilerin sosyalist devrimci alternatifi inşa etmesi gerekiyor.

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı