/ Devrimci Perspektif / 40. Yılında İran Devrimi: Nasıl Gasp Edildi? – Emre Güntekin

40. Yılında İran Devrimi: Nasıl Gasp Edildi? – Emre Güntekin

on 12 Şubat 2019 - 23:55 Kategori: Devrimci Perspektif, Emre Güntekin, Kaybedilen Devrimler

Image result for iranian revolutionİran’da Molla rejiminin devrimi gasp edişinin üzerinden 40 yıl geçti. İran işçi sınıfının kahramanca bir mücadeleyle yıktığı Şahlık rejiminin geride bıraktığı boşluk 11 Şubat 1979’da sürgünden dönen Ayetullah Humeyni önderliğindeki Mollalar tarafından doldurulurken, sadece İranlı halkının değil bütün bir bölgenin de kaderi değişmiş oldu. Bu 40 yıllık süreçte İran’ı Şahlık rejimine taşıyan devrimci dinamikler Mollalar tarafından büyük bir kıyımdan geçirilirken, işçi sınıfı rejimin dayattığı yoksulluk ve sefaletle boğuşmanın yanında büyük bir baskı altında tutuluyor.

İran Devrimi, örgütlü öznenin bir toplumsal hareketin kaderini nasıl etkileyebileceğine dair devrimler tarihi içerisindenImage result for shah reza pahlavi incelenebilecek önemli örneklerden birisidir. İşçi sınıfı mücadelesi 1978 yazından itibaren Şahlığın yıkılışına kadar birçok greve imza atarken salt ekonomik kazanımlarla yetinmemiş birçok fabrikada ve kentte işçi meclisleri kontrolü ele almıştı. İran’ın birçok bölgesinde köylüler de devrim rüzgarının peşinden sürüklenerek topraklara el koymuşlar ve kendi şuralarını örgütlemişlerdi. Kendisi ve efradı yolsuzluğa batmış, ülkeyi derin bir ekonomik buhrana sürüklemiş ve iktidarını yalnızca baskıya ve Batı desteğine dayandırabilen Şah’ın dayanabileceği toplumsal bir meşruiyet zemin kalmazken nefesi 1979 Şubat’ına kadar yetebilmişti. Bu tarihten sonra ise İran’da tek bir seçenek ön plana çıkacaktı: İktidar kimin olacak?

Bu sorunun yanıtını bulması çok zaman almadı. İran toplumsal ve siyasal hayatında önemli etkileri olan ulemanın içerisinde yetişip, 1960’larda ve 70’lerde büyük bir güç kazanan Ayetullah Humeyni önderliğindeki Mollalar Şah’ın bıraktığı boşluğu hızlıca doldurdular. 1979’a gelindiğinde Mollalar binlerce camide kurdukları komiteler aracılığıyla ülke sathında örgütlü bir güç konumundalardı. Ancak onları iktidara taşıyan sadece yaygın örgütlülükleri olmadı.

İran’da Şah’a karşı mücadelede ön plana çıkan Moskova güdümlü TUDEH, Halkın Fedaileri ve Halkın Mücahidleri devrim anı geldiğinde iktidarı alma konusunda net bir programa sahip değillerdi. İran işçi sınıfı içerisinde oldukça güçlü bağlara sahip olan TUDEH Stalinizm’in getirdiği aşamacı-Menşevik programı – tıpkı İspanya’da, Yunanistan’da ve devrimci durumların söz konusu olduğu birçok ülkede komünist partilerin uyguladığı gibi- İran’da harfiyen yerine getirdi: Mollaların retorik olarak kullandığı “antiemperyalizm”in büyüsüne kapılarak ilerici ilan ettiler ve 1984’e kadar aktif bir şekilde desteklediler. Halkın Fedaileri ve Halkın Mücahidleri ise 1968 hareketinin esin kaynaklarından birisi olan gerilla mücadelelerinden oldukça etkilenmiş ve bu pratiği sahiplenmişlerdi. İran gençliğinin ve orta sınıflarının radikal ve muhafazakâr katmanları ile bazar eşrafı Mücahidlerin saflarına meylederken, daha seküler-orta sınıf ve modernleşmeci unsurlar ise Fedailer’e yakınlaşmıştı. Her iki grup Şah’a karşı on yılı aşkın bir sürede verilen mücadelede büyük bedeller ödemişlerdi.  Mücahidler 1970’li yıllarda Irak’ta sürgünde bulunan Humeyni’yle somut bağlar geliştirdiler. Bu durum 1975 yılında örgütün bölünmesine yol açtı.

1979 yılında iktidara yerleşen Humeyni ve Mollalar başlangıçta Halkın Mücahidleri ve TUDEH’e zeytin dalı uzattılar ve zaten kendilerine destek vermek konusunda oldukça gönüllü olan bu unsurları ehlileştirdiler. Oysaki Şubat 1979’un ardından genel toplumsal ruh hali sosyalist bir devrim için oldukça elverişliydi. Örneğin halk 9 Şubat’ta Fedailerin çağrısıyla İran’ın birçok bölgesinde kışlaları basmış ve silahlanmıştı. Fabrikalarda işçi şuraları, sokakta silahlanmış devrimci kitleler… İktidara el koymak için nesnel şartlar hazırdı. Eksik olan tek şey işçi sınıfının kızıl bayrağını herhangi bir leke çalmadan iktidar burçlarına dikebilecek bir öncü partiydi. Ancak İran’ın mevcut sol unsurları bunu yapmak yerine Mollalara güvendiler ve bir anlamda kendi mezar kazıcılarını yarattılar. Bırakalım Stalinist bir uzlaşmacı yönelimle malul olan TUDEH’i, yıllarca Şahlık rejimine karşı kahramanca savaşan ve büyük bedeller ödeyen Halkın Fedaileri bile Molla rejimine destek verdi. Örgütün Molla rejimine sadık kalan ve Çoğunluk adını alan kanadı kaçınılmaz sonu en fazla birkaç yıl geciktirmiş oldu. Bu süreçte Pasdaran (Devrim Muhafızları) ve polis teşkilatını örgütleyerek rejimin baskı mekanizmasını güçlendiren Mollalar, örgütün lider kadrosunu idam ederken tabanında kanlı bir baskı kurdular. TUDEH ve Fedailerin Molla rejiminin sola en ufak bir sempati beslemediğini fark etmeleri ve rejime “muhalefet” etmeye başlamaları ancak 1985 yılında gerçekleşmiştir. Ancak bu süreçte binlerce komünist, solcu ve rejim muhalifi kıyımdan geçirilmiş, bir o kadarı sürülmüş veya hapsedilmişti. Mollaların sola yönelik düşmanlığının en trajik hatıralarından birisi Humeyni’nin 1988’de verdiği emirle binlerce muhalifin cezaevlerinde infaz edilmesiyle yaşanmıştı.

Image result for 1988 iran massacre

Aradan geçen 40 yılda neler yaşandı ise tarihe devrimci mücadele açısından dikkate alınması zorunlu dersler ve trajediler bıraktı. İranlı emekçi sınıflar geçmiş kuşakların hatalarının bedelini hala kanlı bir şekilde öderken, mücadele adına geleceğe umutla bakmaya değer deneyimler yaşanmaya devam ediyor. Eksik olan devrimci öncüyü yaratma görevi ise sadece İranlı emekçilerin ve gençliğin değil, Ortadoğu coğrafyasının bütün emekçilerinin, ezilenlerin ve gençliğin omzunda ağır ve taşınmaya mecbur bir sorumluluk olarak durmaya devam ediyor.

Yorumlar Kapalı

Yorumlar Kapalı